14 Aralık 2004 Salı 00:00
1378 Okunma
Tarihi eserlerimiz Haç'ın kurbanı
Bugünkü durağımız Razgrad. Şehirde, Kanuni Sultan Süleyman'ın veziri İbrahim Paşa tarafından 1609'da yaptırılan cami içler acısı durumda. Cami avlusundaki tarihî hamam, dinamit ve dozerlerle yıkılmış. Caminin hemen yanında 1854 yılında Mithat Paşa tarafından yapılan Saat Kulesi bulunuyor. Saat halen çalışıyor; değişen tek şey ise, tepesindeki Hilâl'in yerini Haç'ın almış olması...

Şimdiki durağımız Razgrad... Süleymanpaşa tarafından 1393 yılında Osmanlı toprağına katılan bu şehir, 1878 yılına kadar Silistre sancağının kazasıydı. Razgrad şehrinin uzaktan manzarası insanı etkiliyor. Şehrin merkezindeki meydanlıkta bulunan Kanuni Sultan Süleyman'ın veziri makbul ve maktül İbrahim Paşa tarafından 1609 yılında yaptırılan İbrahim Paşa caminin son cemaat mahalli yıkılmış. Her taraf perişan ve içerisi kapalı. Cami avlusundaki tarihî hamamın dinamit ve tanklarla yıkılıp yerine bir kültür merkezi kurulduğunu öğreniyoruz. Caminin hemen yanında 1854 yılında Mithat Paşa tarafından yapılan Saat Kulesindeki saat halen çalışıyor. Değişen tek şey tepesindeki Hilâl'in yerini Haç almış. Razgrad merkezinde Cuma günleri açılan 1608 yılında yapılan yeşillikler içindeki Ahmet Bey Camii'ne geliyoruz. Minaredeki güzellik bizi etkiliyor. 177 Osmanlı Vakıf Eseri'nin bulunduğu Razgrad şehir merkezinde geriye sadece 3 eser kalmış .

DELİORMAN'DA KEMALLER "İSPERİH" OLMUŞ

Yolumuz çok... Zamanımız yok. Gezimizi; Tuna boylarından sonra Osmanlı tarihinde çok önemli yeri olan yiğit ve mert askerlerin, güçlü pehlivanların, alim ve fazıl din adamlarının, bilgi ve becerikli devlet adamlarının yetiştiği Deliorman (Dolu orman) bölgesinde sürdürüyoruz. Bol ve çok ormanı olan bölge anlamına gelen Deliorman birçok şehir ve kasabanın bulunduğu Balkandağları ile Tuna nehri arasında kalan geniş bir ova. Deliorman'ın merkez bölgelerinden birisi olan İsperih (Kemaller) kasabasındayız. Belediye Başkanı Adil Raşitoğlu bizleri samimi bir hava içinde karşılayıp İsperih'in adının Han Asparuh'dan geldiğini, kasabanın adının daha önce Kemaller olduğunu söylüyor.

Belediye Başkanı'ndan Deliorman doğumlu ve bu bölgede yetişen ünlülerle ilgili bilgiler alıyoruz. İşte Deliorman'ın yetiştirdiği ünlülerden bazıları; Celal Bayar, İsmet İnönü'nün annesi Cevriye ve eşi Mevhibe Hanım, Ahmet Cevdet Paşa, Muallim Naci, Org. Nurettin Ersin ve Salih Omurtak, Pehlivanlardan Kel Aliço, Filiz Nurullah, Koca Yusuf, Kara Ahmet, Kurtdereli Mehmet.

İslamiyete büyük hizmeti olan ünlü din adamlarından Süleyman Hilmi Tunahan, Ahmet Davutoğlu ve Osman Keskioğlu'nun yanı sıra Türkiye'de işinde ve mesleğinde başarılı olmuş bir çok kişinin kökenlerinin Deliorman bölgesinden olduğunu söylüyor ve bu isimleri sıralıyor.

Kökenleri bu bölgeden olan bir çok ünlü kişi imkânları olmasına rağmen bölgeyle ilişkilerini kesmişler. Başkan Raşitoğlu bizleri İsperih'e 10 Km. mesafedeki Ferhatlar (Varatlar)köyüne götürüyor.

BALKANLARIN MANEVİ FATİHİ DEMİRBABA

Osmanlı'nın son döneminde yetişmiş ilim adamı Hilmi Tunahan'ın doğduğu ve çocukluk yıllarının geçtiği Ferhatlar köyündeyiz. Osmanlı döneminde ordudan emekli olan askerler tarafından kurulan bu köy, buram buram Anadolu kokuyor.400 yıllık geçmişi olan bu köyün içinde muhteşem bir cami yapılmış. Başkan Raşitoğlu bu güzel camiyi yapanlara teşekkür etmeyi de unutmuyordu. Misafirhanesi olan bu cami gerçekten görülmeye değer. Bulgaristan'la ilişkisi olan herkes ama herkes, kendi alanlarında bu bölgeyle ilgilenseler, Bulgaristan'da yaşayan Türkler, her bakımdan güçlenir ve ekonomik alanda kalkınır.

Balkanların manevi fatihlerinden Demirbaba tekkesine giderken, Belediye başkanı; Türkiye'de yaşayan 6 milyon Bulgaristan kökenli Türk'ün Ferhatlar köyünde olduğu gibi ecdat memleketlerini unutmayarak bu bölgelerle ilgilenmesini istiyor. Demirbaba tekkesi burada yaşayan soydaşlarımızın çabalarıyla restore ettirilmiş. Muhteşem taş işçiliğine sahip tekke, görülmeye değer mimari güzellikte. Tekkenin gerek suyu ve gerekse havası, adeta şifa kaynağı. İsperih'in suyu, bu tekkenin bulunduğu yerden gidiyor.

PEHLİVAN KOCAYUSUF'UN KÖYÜNDEYİZ

Deliorman bölgesi güreşçileriyle de ünlü. Güç ve kuvvet de Türk gibi sözünü dünyaya duyuran ve kazandığı Dünya şampiyonlukları ile adını tarihe altın harflerle yazdıran ünlü Türk pehlivanı Koca Yusuf'un köyündeyiz. Kaderi ile baş başa bırakılmış köyde Koca Yusuf'un bizzat kendi yaptırdığı evin bulunduğu yerdeyiz. Evin sahibi İdris bey, evi 25 bin leveya bir Bulgar'dan satın aldığını, Bazı Türk işadamlarının bu evi satın alarak müze yapmak istediğini söylüyor. Koca Yusuf'un idman yaptığı 400 kiloluk taşın etrafı tellerle çevrilmiş.

OSMANLI'NIN ASKERİ MERKEZİ: ŞUMNU

Deliorman bölgesinde, Osmanlı'ya askeri üs ve doğal kale görevi yapmış Şumnu'dayız. Şehir girişinde bizi 1741 yılında Şerif Halil Paşa tarafından yaptırılan Tombul Cami karşılıyor. 1389 yılında Çandarlı Ali Paşa tarafından Osmanlı toprağına katılan Şumnu, stratejik önemi olan bir şehir.

1810 yılında Osmanlı Rus savaşlarında Ruslar 50 bin ölü vererek savaşı kaybetmişler. Yeşil bir dağ yamacının eteğinde kurulan Şumnu'da dev gökdelenlerin yanında Kale ve Tombul cami geçmişten izler taşıyor.

Osmanlı döneminde 63'ü şehir merkezinde olmak üzere, tarihi belgelere baktığımızda Şumnu'nun genelinde 229 Osmanlı eseri bulunuyordu. Bu eserlerden bugün geriye sadece bir kaçı kalmış. Şehir merkezindeki bu eserleri bir bir geziyoruz. Şerif Halil Paşa camii ve medresesi gerçekten görülmeye değer güzellikte. Bu caminin bir de hikayesi var. "Ben sana paşa değil, adam olamazsın dedim" diyen babayı memnun etmek için yapılan muhteşem cami bugün yıkılmaya yüz tutmuş durumda. Cami içinde müftü ve imamla görüştüğümüzde bizlere, zamanın Cumhurbaşkanı Demirel'in kendilerine 10 bin kişinin huzurunda verdiği tamir sözünü hatırlatarak sitem edip Türkiye Cumhuriyetinin sözünü tutmasını istiyorlardı. Bugün Bulgar yöneticiler tarafından yıkılmak istenen Şumnu Saat Kulesi, Mehmet Doducuoğlu tarafından yapılmış. 1740 yılından beri her 15 dakikada bir gong sesi ile Şumnu'yu çınlatıyor...

İşte tarihî Bedesten... 17. Yüz yıl Osmanlı eseri. 1922 yılında tamir gören bu bedesten tüm ihtişamı ile ayakta. Bedestenin yanı başındaki Köprübaşı hamamı 10 yıl önce terk edilmiş ve bugün yıkılmak üzere. 1749 yılında yapılan Kalak camii ibadete açık. 1851 yılında Rıfat paşa tarafından yaptırılan Rıfat Paşa Tatar cami ve medresesi tüm vefasızlığa rağmen ayakta kalma mücadelesi veriyor.

1654 yılında yapılan Ravna çeşmesi susuzluktan kurumuş, oluk ve kürünü parçalanmış. Yıllardan beri suya hasret. Muhteşem bir mimariye sahip bu çeşme suyunun akacağı günü hasretle bekliyor.

Şeref Halil Paşa Camii karşısındaki Erkek İmam Hatip lisesini bir başka adla Nüvap okulunu ziyaret ediyoruz. Bulgaristan'ın çeşitli yerlerinden okumak üzere buraya gelmiş gençlerle konuşuyoruz. Okul müdürü Osman İsmail okul hakkında bilgiler veriyor. Şumnu'daki tarihî eserlerin bir bir yok edildiğini söyleyen Osman İsmail, Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç eden Bulgaristan Türklerine sitem ederek, geçmişi unutmamalarını söylüyor. Şumnu'da şehre hakim bir tepe üzerinde bir Osmanlı eseri var. Geçmişte zindan olan bu eser bir süre lokanta olarak kullanılmış. Zindanın karşısındaki kale Osmanlı döneminde çok az kullanılmasına rağmen 3 bin yıllık bir geçmişe sahip.



~|~
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100