07 Ekim 2001 Pazar 00:00
237 Okunma
Tarihin şahitleri: Anıt ağaçlar
Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk başkenti olan Bursa, bu özelliğini, sahip olduğu mimari yapıların yanı sıra o günlerden bugüne canlı tanıklık eden anıt ağaçlarıyla da gözler önüne seriyor.

Kentin hemen her köşesinde doğal yapıları, boyutları ve ihtişamlarıyla doğanın sanat ve tarih açısından eşsiz birer yapıtı olarak bulunan ağaçlar, yılların getirdiği ünle insanlar için efsaneviözellikler taşıyorlar.

İHMAL EDİLDİLER

Bu ağaçlar bütün bu özelliklere sahip olmalarına karşın, birçok kentte olduğu gibi Bursa'da da uzun yıllar ihmal edilerek tahribata uğramaktan kurtulamadılar. Anıt ağaçlar, ancak 1997 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi'nce yürütülmeye başlanan "Ağaç Koruma Politikası" ile koruma altına alınabildi. Sahip olduğu 833 "Anıt Ağaç" ile bu konuda çok zengin kent konumunda bulunan Bursa'da, anıt ağaçların 331'inin tescil işlemi, 502'sinin de envanter kartları hazırlanmış bulunuyor.

AĞAÇLARA DA KRİZ VURDU

Kentte, "Doğu Çınarı"ndan "Saplı Meşe"ye, "Çiçekli Manolya"dan "Gümüşi~|~ Ihlamur"a kadar 11 farklı türde bulunan anıt ağaçlar, yaşları ile kıyaslandığında çok kısa denilebilecek bir süredir gördükleri ilgiden, ekonomik krizin ardından yine yoksun kalmaya başladı.

Daha önce, özel tedavi yöntemleriyle "mantar" ve benzeri hastalıklardan arındırılan ağaçların bu tedavileri, yıllık ortalama 500 milyonu bulan bakım masrafları nedeniyle yapılamaz oldu.

Bu işlemlerin, ekip işi olduğunu ve maliyet gerektirdiğini anlatanyetkililer, Büyükşehir Belediyesi Tarihi Çevre Koruma Şubesi ile Park ve Bahçeler Müdürlüğü'nün maddi sıkıntılara karşın, ağaçların gerekli bakım ve tedavilerini yapmaya çalıştıklarını kaydettiler.

İLGİNÇ ÖYKÜLERİ VAR

Tarihin izlerini, doğanın tüm ihtişamını gövdelerinde barındıran anıt ağaçlar, kimisi yüzyıllık, kimisi ise 600 yıllık yaşlarıyla kentin vazgeçilmez birer parçası konumunda bulunuyor.

Dikili bulundukları semte, adını verecek kadar kentle özdeşleşen bu ağaçlar, halk arasında kulaktan kulağa söylenen öyküleriyle de kentin tarihsel kimliğinin yaşamasını sağlıyorlar. Kovuk Çınar Mahallesi'ne adını veren anıt ağacın öyküsü, ağacın bir çocuk kadar değerli olduğunu şöyle anlatıyor:

"Osmanlı Hükümdarı Yıldırım Bayezid, bir seferden dönüşünde o yıl çocuk doğuran bütün kadınlara maaş bağlanmasını emreder. 70 yaşındaki bir kadın da Yıldırım Bayezid'in huzuruna çıkarak bir erkek çocuk dünyaya getirdiğini söyleyerek, kendisine de maaş bağlanmasını ister. Bayezid, "Senin yaşındaki bir kadın çocuk mu dünyaya getirirmiş?" diye sorar. Kadın bunun üzerine, "Doğru, çocuk doğurmadım, ama onun kadar kıymetli bir çınar diktim" der. Bayezid de bu kadına da maaş bağlanmasını emreder."

Bir diğer anıt ağaç olan "Eskici Baba Çınarı"nın öyküsü ise şöyle:

"Orhan Camii'nin müezzini olan Mustafa adındaki bir ihtiyar, aynı zamanda caminin bahçesindeki bu ağacın kovuğunda ayakkabı tamirciliği yapıyormuş. Bir gün bu ihtiyar kişi ağacın kovuğuna girmiş ve bir daha çıkmamış." Bugün halk, bu yaşlının, içi baca gibi açık olan çınardan göğe yükseldiğine inanıyor.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100