21 Kasım 2002 Perşembe 00:00
399 Okunma
Tespih ustaları meslekten elini çekiyor
Tespihçiliğin geçmişi açık biçimde Osmanlılar'da 17. Yüzyıldan sonra izlenebilmektedir. 19. Yüzyıl sonlarında Kapalıçarşı çevresinde 300 dolayında tespih tezgahının çalıştığı bilinmektedir. Tane, nişane, durak, imame, pul, tepelik, hatime, çivi gibi değişik ad ve işlevleri olan parçaların yapılışında tespihçi ustasının beceri ve yeteneği belirir.

Yalnızca turistlerin ilgisini çekiyor

Konya'da, evinde ahşap tespih imal eden tespih ustalarından Hamza Büyükeser, ilginin her geçen gün düşmesi ve kazancının düşük olması nedeniyle tespihçilik mesleğinden çekilmeye hazırlandığını belirterek, ata mesleği tespihçiliğin durumunun hiç de iç açıcı olmadığını kaydediyor.

45 yaşındaki Hamza Büyükeser, yaklaşık 30 yıldır ahşap tespih ustalığı yapıyor. Konya'daki bu alanda üretim yapan son ustalardan Hamza Usta, mesleğe başladığı yıllarda ahşap tespih imalatının iyi kazandırdığını, ancak bugün tespihlere eski ilginin kalmadığını söyledi. Kutsal gün ve gecelerde çekilen dev tespihlerin bugün sadece~|~ hediyelik eşya dükkanlarında yabancı turistlerin ilgisini çekebildiğini söyleyen Büyükeser, ahşap tespih işinin büyük özveri ve sabır gerektiren kökü çok eskilere dayanan bir sanat olduğuna dikkati çekti. Büyükeser, şunları söyledi: "Mesleğimizin iyi gelir getirdiği dönemlerde atölyelerde çalışıyorduk. Ama gelirimizin düşmesi ve masrafların artması nedeniyle son 5 yıldır bu işi evde atölye haline getirdiğim bir odada, mütevazı aletlerle yapmak zorunda kaldım. Kavak ve çam ağaçlarından binbir emekle yaptığımız tahta tespihin satışları tamamen bitti, para kazanamıyoruz. Ancak bu işi de bırakamıyorum. Çünkü yapabildiğim tek iş bu"Klasik tespihte tane sayısı 99'dur. 33'lük olanları bulunduğu gibi, eskiden tekke ve dergahlarda dervişlerin zikir (Allah'ı tespih etmek) için kullandıkları 500 hatta 1000 taneli tespihler de vardı. Taneler "armudi, servi, şalgami, beyzi, üstüvane" gibi çok değişik biçimlerde yapılırdı.

El emeği göz nuru

Durak veya nişaneler her 33 tanede bir konulan ve tane dizisinden dışarıya doğru sarkan bölümlerdir. Bazer üzerinde hareketli halkalar da bulunur. Pul, imameden itibaren yedinci veya beşinci taneden sonra konur. İmame ise, tane, nişane ve pulları iki uç halinde bir araya getirerek ipliklerin içinden geçirildiği, sanatçının yeteneğini gösteren en önemli parçalardandır. Tespihe imameden sonra kamçı denen bir kordon bağlanır. Kamçının üst tarafına ise, Türk başı denilen, dört zincirin ucuna bağlanan taneler takılır. Tepelik veya hatime ise, kamçının üst ucunda bulunur. Tespihler; elmas, yakut, zümrüt, zebercet, firuze, inci, şehcerağ, lacivert, altın gibi, değerli mücevher ve madenlerden yapıldığı gibi mürassağ tespih denilen kıymetli taşlarla süslenmiş olanları da vardır. Büyük bir bölümünde madensel, hayvansal kökenli malzeme kullanılmıştır. Bunlar cinsine göre, şahmaksut, şiraz taşı, yüzsürü, necef, yeşim, bağa, fildişi, sedef, mercan, gergedan boynuzu, amber gibi adlar alırlar. Ağaç ve meyvelerden yapılan tespihlerde ise, daha çok pelesenk, abanoz, yılan ağacı, kuka, öd ağacı, demir hindi, gül ağacı, Hindistan cevizi, kan ağacı gibi ağaç ve meyvalar kullanılmıştır. Tespihçilikte kemaneyle çalıştırılan ağaçtan yapılmış özel bir torna kullanılır. "Çarguşe" denilen delici bölümle, "malafa" denilen kalıp sol eldeki kemaneyle döndürülür, puntolar arasını sıkıştırma sol ayakla sağlanır, sağ elle de "rende" ve "arda" denilen kesici aletler kullanılarak tespih çekilirdi. Türk tespih ustaları bu ilkel tornalarda çok zarif tespihler yapmışlardı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100