Bu haber kez okundu.

''Türkçe üvey evlat gibi''
Ekranın usta haber sunucularından Jülide Gülizar, tüm ülkelerin dillerine ve öz değerlerine sahip çıkmalarına karşın Türkçenin Türkiye'de "üvey evlat muamelesi gördüğünü" söyledi ~|~

TRT'nin, Türkçeyi doğru, akıcı kullanımı ve tonlamasıyla hafızalara kazınan Jülide Gülizar, Türkçenin günümüzdeki kullanımına ilişkin görüşlerini aktardı.  Ankara Radyosu'nda başladığı spikerlik mesleğini, edindiği tecrübelerle onlarca televizyon ve yüzlerce radyonun yayın yaptığı, bugüne taşıyan Gülizar, Türkçenin doğru ve güzel kullanılması için verdiği mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdürüyor.

Gülizar, bugün radyo ve televizyonlarda kullanılan dili, ''Sözcükleri bir torbaya doldurmuşlar. Ellerini atıp çekiyorlar, ne geliyorsa onu söylüyorlar. Kelimeleri anlamlı seçmiyorlar" diyerek, eleştirdi. Özellikle gençler ve çocukların bu gelişigüzel kullanımdan çok etkilendiğini kaydeden Gülizar, "aklı başında" tüm ülkelerin dillerine ve öz değerlerine sahip çıkmalarına karşın Türkçenin Türkiye'de "üvey evlat muamelesi gördüğünü" söyledi.

Gülizar, anne babaların çocuklarına henüz okul öncesinde yabancı dil öğretme merakına kapıldıklarını, Türkçeyi doğru öğrenip öğrenmediklerini ise sorgulamadıklarını belirterek, şöyle konuştu:
 "Geçen yıl 'yabancı dil öğretiyoruz' diye ilan veren birkaç yuvayı gezip, bunun ne anlama geldiğini sordum. O yaşlardaki çocukların zihninin boş bir kaset gibi olduğunu, oraya ne yazarsanız, kazındığını ve bir daha çıkmadığını söylediler. Ben de onlara, 'bu boşkasete Türkçeyi kazısanız nasıl olur?' diye sordum. Bu çocuklara önce kendi dilini öğretmek gerekiyor. Çünkü toplumların en sağlam yapıştırıcısı dildir."

Dil bir gönül işi
Dilin bir gönül işi olduğunun, kanun ve kurallarla yönlendirilemeyeceğinin altını çizen Gülizar, ödül ve özendirme yöntemlerinin kullanılması gerektiğini vurguladı. Türk Dil Kurumunca yabancı sözcükler yerine kullanılan kelimelerin, halktan destek görmedikçe yerleşmediğini de ifade eden Gülizar, şöyle devam etti: "TDK hiçbir zaman imambayıldı yerine 'içi geçmiş dinsel kişi', hostes yerine 'gök konuksal avrat' kişi gibi karşılıklar bulmadı. Türkçeleştirilen kelimeler zaten halkın dilinde var. Kullanılmayan sözcükler tarihin çöplüğüne gitti. TBMM için kamutay, belediye için uray dediler tutmadı. Ama rey yerine oy dilimize yerleşti."
Medyanın dilin doğru kullanımı konusunda üzerine düşen görevi yerine getiremediğini vurgulayan Gülizar, özellikle özel radyo ve televizyonların yayına başlamasının dildeki bozulma sürecini etkilediğini kaydetti.

Gülizar, dilin en güzel kullanıldığı alanlardan biri olan tiyatro eğitimine sahip kişilerin bile ekranlarda ve radyo mikrofonları karşısında özensiz bir tutum takındıklarını belirterek, bu durumun kendisini üzdüğünü anlattı.
Gülizar, Türkçenin zengin bir dil olduğunu, deyimler, atasözleri, yöresel lehçelerin ise dili daha da zenginleştirdiğini anlattı. Yabancı kelimelerin kullanımının ise zenginleşme olarak algılanmaması gerektiğini vurgulayan Gülizar, "Sadakayla zenginlik olmaz. Kendi öz kaynaklarını kullanarak yarattığın zenginlik zenginliktir" dedi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100