05 Haziran 2006 Pazartesi 00:00
460 Okunma
Türk?Fars ilişkileri Türk Edebiyatı'nda
Türkler ve İranlılar, kadim devirlerden beri bazen komşu olarak, çok zaman da iç içe yaşamış ve sürekli bir kültür alışverişinde bulunmuşlar. Türk Edebiyatı dergisi Haziran sayısını bu köklü ilişkilere ayırmış ~|~

Türk Edebiyatı dergisinin son sayısında ele alınan Türk?Fars ilişkileri Hasbıhal köşesinde şu şekilde dile getiriliyor: "Bu alışveriş iki devlet arasındaki gerginliğin had safhada olduğu zamanlarda bile çok canlıydı. Unutmamak gerekir ki, İran Şahı İsmail Türkçe, Yavuz Sultan Selim Farsça şiir söylüyorlardı.

Esasen İran asırlar boyunca Türk menşeli hanedanlar tarafından yönetilmiştir. Halen İran'ın nüfusunun yarıya yakını Türk'tür. Maveraünnehir'de Türk?İran kültürünün sentezi niteliğinde bir kültür yaşanıyordu; İran şiirinin büyük isimlerinden Molla Câmî, Doğu Türkçesi'nin en büyük şairi Ali Şir Nevaî'nin yakın arkadaşıydı. "Acem", Osmanlı Türkçesinde belli bir etnik grubun değil, bir coğrafyanın ve bu coğrafyada yaşayan Özbek, Türkmen, Tacik ve Fars gibi muhtelif halklarının ortak adıydı. "Acem'e gitmek", "Acem'den gelmek" gibi sözlerle genellikle Herat ve Semerkant gibi Timurî kültür merkezleri kastedilmiştir. Başka bir ifadeyle, Osmanlılar, zannedildiği gibi İran'la değil, belli bir tarihe kadar Timurîlerle boy ölçüşüyor, kültürde onlarla yarışıyorlardı ve bu yarış Farsça'yı kaçınılmaz kılıyordu. Fatih, Molla Câmî'yi mutlaka İstanbul'da görmek istediği için defalarca davet etmişti. Öte yandan Mevlâna eserlerini Farsça yazmış olduğu için, Farsça, özellikle Mevlevi muhitlerinde Türk aydınlarının ikinci dili haline gelmiş, ses değerleriyle İran'da konuşulandan çok farklı bir Farsça, bir "Türk Farsçası" oluşmuştu. Yakın zamanlara kadar Farsça şiir söyleyebilen aydınlarımız vardı: Ali Ekrem Bolayır, Tahirü'l?Mevlevi, Ferit Kam, Ali Nihat Tarlan gibi?

Son zamanlarda İran, atom bombası yapmaya çalıştığı iddiasıyla hedef tahtası haline getirilip dünya gündeminin birinci sırasına oturtulunca, biz de kadim devirlere dayanan Türk?İran ilişkilerinin kültür boyutuna bakmaya karar verdik ve bu alanın uzmanlarına başvurduk. Editörlüğünü Yazı Kurulu'muzdan Doç. Dr. Ömür Ceylan'ın üstlendiği bu sayının çok renkli ve zengin bir özel sayı olduğunu, ileride çok aranacağını düşünüyoruz.

Araştırmaya katkıda bulunanlar
Dosya İran edebiyatının önde gelen uzmanlarından Prof. Dr. Mehmet Kanar'la yapılmış bir röportajla başlıyor. Kanar, Türkiye?İran ilişkilerinin yakın tarihinden ve modern İran edebiyatından vukufla söz ediyor. Prof. Dr. Ali Fuat Bilkan, "Türk?Fars Kültür Coğrafyası" başlıklı toparlayıcı yazısında, bu coğrafyayı "Türk kültürü ile Fars kültürünün İslam dini etrafında oluşturduğu kendine özgü nitelikleri olan ve Balkanlar'dan Çin'e uzanan geniş coğrafya" diye tarif ediyor. Doç. Dr. Fatih Andı ise Türkçe'deki Ömer Hayyam tercümelerinin kapsamlı bir dökümünü ve değerlendirmesini yapmış. Doç. Dr. Cafer Gariper, "dini bütün" bir şair olan Recep Vahyi'nin Ömer Hayyam'ın bir rubaisine cevap olarak yazdığı rubaiden söz ediyor. Doç. Dr. Ahmet Kartal ise Osmanlı Türklerinin Hâfız'ı niçin sevdikleri sorusunun cevabını arıyor.

Ömür Ceylan'ın "Fars Edebiyatı Karşısında Bir Osmanlı Aydını: Muallim Naci" ve Ali İhsan Öbek'in "Tilmizinin Gözüyle Sâdî" başlıklı yazıları ilgi çekici. Modern Türk şiirinde İran şiiriyle yakından Âsaf Halet Çelebi'yle ilgili yazıyı Prof. Dr. Muhsin Macit kaleme almış. Ozan Yılmaz ise hem İran ve Türk şiirleri açısından büyük önem taşıyan "Sebk?i Hindi" akımını analiz etmiş.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100