Bu haber kez okundu.

Türkiye'de Misyonerlik Çalışmaları-3

Son yıllarda Türkiye'ye gelen Batılı devlet başkanları Patrikhaneyi ziyaret etmeyi bir gelenek haline getirmişlerdir. Bunlar arasında Almanya Cumhurbaşkanı Yuhannes Rau, ABD başkanı Bill Clinton da bulunmaktadır

~|~


Fener Rum Patrikhanesinin Misyonerlik Çalışmaları
Trabzon'da 20?28 Eylül 1997 tarihleri arasında Fener Rum Patrikhanesi tarafından "Din?Bilim ve Çevre" konulu sempozyum düzenlenmiştir. Sempozyum komitesinin dağıttığı haritalarda Karadeniz Pontus Gölü olarak gösterilmekte, başta Doğu Karadeniz olmak üzere Karadeniz'deki yerleşim birimlerinin isimleri Rumca yazılmış ve Trabzon ise Trapezus olarak adlandırılmıştır (Baş, 2000).
Trabzon'a gelen Yunan gemisinin adı Venizelos olup içinde yüzlerce papaz ve yerli işadamımızla birlikte Fener Rum Patriği Bartholomeos bulunmaktadır. Karadeniz sahilini tamamen Yunanistan toprağı olarak gösteren haritayı bizzat Patrik kendi elleri ile dağıtmıştır (Baş, 2000).

Son yıllarda Türkiye'ye gelen Batılı devlet başkanları Patrikhaneyi ziyaret etmeyi bir gelenek haline getirmişlerdir. Bunlar arasında Almanya Cumhurbaşkanı Yuhannes Rau, ABD başkanı Bill Clinton da bulunmaktadır (Baş, 2000).
Bundan bir iki sene önce Amerikan Elçisi Erich Edelman'ın  devleti adına bir  resepsiyon vermek istediğinde bastırdığı davetiyede İstanbul Rum Patrikliği'ni Ekümenlik olarak gösterdi. Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri bu sebeple resmi görevlilerin bu resepsiyona katılmamalarını istedi. Bunun üzerine Edelman, "Canı isteyen gelir, canı istemeyen gelmez" gibi  küstahça bir açıklama yaptı.

Katolik Kilisesinin Misyonerlik Çalışmaları
Katolik Kilisesi Ortaçağlarda çok sayıda haçlı seferi düzenlediği gibi Müslümanlığın önderi olarak kabul ettiği Türkleri yok etmek için Türk vergisi de toplamaya başlamıştır. Tuz vergisi diye anılan bu vergi, ekmek ve tuz gibi zorunlu ihtiyaçları gidermek için alış veriş yapıldığında bile alınmıştır. Bu da Batılılardaki Türk düşmanlığının korkunçluğunun boyutlarını bize anlatmaktadır.
1962?1965 yılları arasında yapılan II. Vatikan Konsilinin kararları arasında diyalog yer alıyor. II. Vatikan Konsilinin kararında şöyle deniliyor: " Kilise, misyonerlerini göndermeye devam edecektir. Yeryüzünde her taraf Hıristiyan olmadıkça bu görev sona ermeyecektir" (Küçük, 1996).

Katolik Kilisesi, Türkiye ve Avrupa'da İslamiyet'i araştırmak için 1978 yılında SRI diye bilinen "İslami İlişkiler Dairesi"ni kurmuştur (Altındal, 1994). Prof. Dr. Mehmet Kaplan'a (1960) göre Avrupa'da İslamiyet ve Türkoloji alanındaki çalışmaların sayısı, Türkiye'deki ve İslam dünyasındakinden fazladır. Oysa Batı ülkelerinde yüksek lisans ve doktora yapan Türk ve İslam Dünyası öğrencilerinin Hıristiyanlık üzerine tez yapmalarına dahi izin verilmemektedir (Yıldız, 1974).

Vatikan ve Kiliseler Birliği Örgütü Lideri ve Dinlerarası Diyalog Komitesi Üyesi  Louis Massignon misyonerler zirvesinde şu konuşmayı yapmıştır (Özfatura, 2003): "Müslümanların her şeyini bozduk ve mahvettik. Onların milli ve manevi değerlerini Batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik.

İslamiyet'ten uzaklaştırdık, İslamiyet'i öğrenmeyi, yaşamayı, Kur'an öğrenmeyi suç ve gericilik olarak göstermeyi başardık. Artık çoğu hiçbir şeye inanmıyor. Son yıllarda Müslüman görünen bazı ilahiyatçılara 14. asırlık dinlerini itikatlarını, ibadetlerini tartışır hale getirdik. Derin bir boşluğa düşürdük. Bundan sonra siz misyonerlerin işi daha da kolaylaştı. Maaş bağlayarak, vize vaadi, yurt dışında iş imkanı hatta cinselliği kullanarak Müslümanları Hıristiyan yapınız." Nitekim bununla ilgili olarak  televole ilahiyatçılarının "horozdan kurban kesmek, cinsel ilişki ile oruç açmak" gibi Anadolu İslam anlayışı ile bağdaşmayacak konuları mütareke medyasında dile getirdiklerini biliyoruz.

Kendisi Lübnanlı Hıristiyan Arap bilimadamı olan ve ABD'de yıllarca öğretim üyeliği yaptıktan sonra 2003 yılında vefat eden Edward Sait de misyoner Massignon'un konuşmasını "Kültür ve Emperyalizm" adlı eserinin giriş kısmına almıştır. Bunun Hıristiyan bir bilim adamı tarafından da dile getirilmiş olması inandırıcı olması açısından önemlidir.

Ayrıca 24 Aralık 1999'da Papa II. Paule bin yıl hedefini vermek üzere bir "milenyum mesajı" yayınlayarak şunları söyledi: "Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştı. Üçüncü bin yılda hedefimiz Asya'dır (Demir, 2005).
Kardinal Achilli Silvestrini, Abdullah Öcalan'a siyasi sığınma hakkı tanınması gerektiğini açıkladı. Vatikan'da Doğu Kiliselerinden sorumlu Kardinal, "Kendi bağımsızlığı için mücadele veren herkese siyasal sığınma hakkı tanınmalıdır" dedi. Kardinal, Kürt sorununun yalnızca Türkiye ile İtalya arasında bir sorun olmayıp Avrupa'yı ilgilendiren uluslar arası bir konu olduğunu vurguladı (Baş, 2000).
Öcalan, Papa'ya bir mektup yazarak şunları söylemiştir: "Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir"(Baş, 1996)..

Katoliklerin "La Documantation Catholic" adlı resmi yayın organında Türkiye topraklarının gerçekte Hıristiyan, Arap ve Kürtler ait olduğu dile getirildi (Baş, 2000). Demek ki Katolik Kilisesine göre, Anadolu herkesin ülkesi fakat Türklerin ülkesi değil.
Papalığın Doğu Kiliseleri Birliği Komisyonu Başkanı Achille Silvestrine bir açıklama yaparak " Vatikan'nın PKK'yı ve onun başını desteklediğini" açıkladı (Baş, 2000).

Yarın: ABD'nin misyonerlik çalışmaları

Prof.Dr.İbrahimArslanoğlu

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100