Bu haber kez okundu.

Türkiye'de Misyonerlik Çalışmaları-8
Bazıları misyoner faaliyetlerini önemsiz buluyorlar. Oysa saldırgan Evangelist misyonerler, bizim gibi sivil giyinip öğretmen, işadamı, öğrenci, tüccar, barış gönüllüsü, turist kimliğiyle yapacaklarını yapıyorlar. ~|~
Misyonerlik faaliyetlerinin İlahiyat Fakülteleri'ne kadar uzandığı görülmektedir. Şöyle ki, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde görev yapan bir profesör daha yardımcı doçentken Redhouse Ansiklopedisinden gelen teklif üzerine yüklüce bir para karşılığı İslam ve tasavvuf üzerine bir çalışma hazırladı. Daha sonra ABD'de Moon Tarikatı'nın merkezinde bir yıl kaldı. Yine 1999 yılında Türkiye'deki İlahiyat Fakültelerinden birisinde bir doktora öğrencisi "Hadisler Metinle mi, Lafızla mı Gelmişlerdir?" konulu bir doktora tezi hazırladı. Bu çalışma için Amerika'da bulunan "Oryantalist İslam Araştırmaları Enstitüsü"nden yüklü bir para desteği almıştır. Bu çalışmada amaç hadisleri reddetmektir. Aynı fakülteden iki öğrenci daha bu merkezden aldıkları  maddi destekle Oryantalistlerin iddialarını destekleyen çalışmalarını sürdürmektedirler (Baş, 1996).

Bu konu ile ilgili olarak kısaca son günlerde moda olan medyatik ilahiyatçılardan da kısaca söz edelim. Bunların bir kısmı İslam'ın temel kaynaklarından ikincisi olan hadisleri inkar ettikleri görülmektedir. Ayrıca "Horozdan kurban kesilmesi, cinsel ilişki ile oruç bozulması" gibi akla, mantığa ve bugüne kadar Anadolu İslam anlayışına uygun olmayan düşünceleri dile getirmekte ve mütareke medyası bunu, toplumun inancını rencide etmek bağlamında  zevkle ve alaycı bir tavırla ele almaktadır. Ayrıca medyatik ilahiyatçılardan birisi Moon tarikatı ile ilişkisi olduğunu bir programda itiraf etti.
Bazıları misyoner faaliyetlerini önemsiz buluyorlar. Oysa saldırgan Evangelist misyonerler, bizim gibi sivil giyinip öğretmen, işadamı, öğrenci, tüccar, barış gönüllüsü, turist kimliğiyle yapacaklarını yapıyorlar. Para ile daire kiralayıp apartman kiliseleri kuruyorlar. Birkaç yıldan beri içinde hiçbir Hıristiyan vatandaşın yaşamadığı şehirlerde kilise binaları yapıldı, kuleleri var, çanlar çalıyor, pazar ayinleri yapıyorlar. Diyarbakır'daki kilisede çalgılar çalınıyor, ilahiler okunuyor (Eygi,2005),

Gerçekten bazı kişiler, misyonerliği masum dinsel bir faaliyet sanıp "birkaç kişi Hıristiyan olsa ne olur, bunda korkulacak ne var?" anlamında sözler söylemektedirler. Bunlardan birisi de Sayın Devlet bakanı Mehmet Aydın'dır. İktidarın yayın organı olan Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından Akif Emre (2005), bile Türkiye'deki misyonerlik faaliyetlerinden oldukça rahatsız olmuş olmalı ki, bu konuda şunları yazmıştır:

"Türkiye'de Kürtler ve Aleviler üzerinde misyonerlerin ilgisi artmıştır. Türkiye'de kendi kültüründen kopuk Batıcı seçkinlerin yetiştiği okulların neredeyse tamamı Türkiye'deki misyoner okullarıdır. Devlet Bakanı Mehmet Aydın, misyonerlik konusunu ne kadar hafife aldığını şu açıklaması göstermektedir: "Misyonerler Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizde yoğun faaliyet gösterdiler. Son günlerde faaliyetlerinin arttığı görülüyor. Herkesin kendi dinini yayma ve anlatma özgürlüğü vardır. Buna engel olamazsınız."  Gerçi  İslamiyet'te misyonerlik yoktur, sadece tebliğ vardır. Hz. Muhammed, İslam dinini sadece anlatmıştır, inanıp inanmamayı kişinin kendisine bırakmıştır.

Çünkü İslam dininde "dinde zorlama yoktur." Fakat biz de Sayın Bakan Mehmet Aydın'a şunu soruyoruz: "Türkiye'den özel bir grup, Avrupa'da İslamiyet'i yaymak amacıyla bir örgüt oluşturup bunu iş edinse ve Paris, Berlin ve Londra gibi Batı kentlerinde İslamiyet'i yayma propagandası yapmaya başlasa, acaba Batılılar buna seyirci mi kalır yoksa engel mi olmaya çalışırlar. Ben şahsen bir hukuksal kılıf bulup engelleyeceklerini düşünüyorum. Çünkü İslam'a davet etme şöyle dursun Avrupa'da öğrenim gören Türk dünyası ve İslam dünyası öğrencilerinin Hıristiyanlık üzerine lisanüstü tez yapmalarına bile izin verilmemektedir. Ayrıca Avrupa'daki camilerde, İslam'a davet amacı taşıyor diye  hoparlörle dışarıya ezan okunması bile yasaktır. Bunu 2003 yılı yazında Almanya'ya yaptığımız seyahatte bizzat şahit olduk. Oysa onlar Türkiye'de kurdukları kiliselerde çanlarını açıkça çalabilmektedirler.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100