Bu haber kez okundu.

Yazı Dizisi
Endülüs'ten 11 Eylül'e Reconquista ve Küresel Engizisyon

Balkanlar'dan Yavru Vatan Kıbrıs'a Batı'nın Reconquista politikası


3. Reconquista politikasının üçüncü aşamasının, artık direnme gücü kalmamış, teslim olmaya hazır hale gelmiş olan müslüman şehirler kuşatılıp istila edilmesi olduğunu belirtmiştik.

Kastilya Kralı VI. Alfonso, Reconquista politikasını bu üç aşamasını şöyle özetlemekte idi: "Uyulması doğru olan görüş, müslüman idarecilerin önce birbirlerine düşürülmeleri, sonra ellerinden mallarının alınması ve bu suretle zayıflatılmasıdır. Bundan sonra, zayıflayan düşman kendiliğinden teslim olacaktır."

Bugünkü durum bundan farklı mıdır? Batı, İslam ülkeleri arasındaki ihtilafları önce körükleyerek birlik oluşturmalarını engellemekte, ardından biribiriyle savaştırarak bellerini kırmaktadır. Bunun son örneklerinden birisi Irak'ın Batı kışkırtmasıyla İran'a saldırması olmuştur. Sonunda kazanan taraf, hem Irak'a hem de İran'a silah satan Batı olmuştur. Üstelik Batı, bir ~|~de Saddam Hüseyin'in şahsında bir Frakeştayn yaratarak Türkiye'yi tuzağa düşürmüştür. Türkiye Saddam Hüseyin'den kurtulurum hesabıyla Irak'a yönelik Haçlı ittifakına destek vermişse de savaş sonrasında birdenbire Kürt Devleti projesi ile burun buruna gelmiştir. Körfez Savaş'ında Türk siyasetçiler, başta Özal olmak üzere bir koyup üç almanın hayalini kurarken Prof Dr Haydar Baş, ısrarla "bu savaş asıl olarak Irak'a karşı değil Türkiye'ye karşıdır" diye Türk Hükümetini uyarıyordu. Amerika başta olmak üzere Batı'nın Saddam bahanesiyle Güneydoğumuzu bizden kopararak Kuzey Irakla birleştirip uydu bir Kürt devleti tasarladığını vurguluyordu.

Benzer oyunlar Endülüs'te de oynanıyordu. Örneğin Tuleytula'nın Hıristiyan İspanya'nın eline geçmesinde müslüman bir sultan olan Zinnûnî Sultanı el?Kadir de maalesef İspanyolların safında müslümanlara karşı savaşmıştı. Endülüs'te Müslüman şehir devletlerin, Hıristiyan İspanya'nın eline geçmesinde, Tuleytula'nın 1085'te düşmesi bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü Tuleytula, Endülüs'ün ikinci büyük şehri idi ve stratejik önemi son derece fazla idi.

Balkanlar'dan Yavru Vatan Kıbrıs'a Batı'nın Reconquista politikası

Reconquista politikasının bu üçüncü aşamasının bizim için en yakın örneği Balkanların elimizden çıkışıdır. Kapitülasyonlar sayesinde milli ekonomisi çökertilmiş (1). 'Duyûn?u Umûmiye' ile ekonomisini Batılıların kontrolüne kaptırmış olan Osmanlı'nın savaşı finanse edecek bir ekonomik gücü kalmaması Balkanlar için sonun başlangıcı olmuştu.

Hadi Balkanlar'ı unuttuk diyelim Yavru vatan Kıbrıs üzerine izlenen stratejiyi nasıl göz ardı edebiliriz? Ekonomik kriz ile dizleri üzerine çökertilen Türkiye'den AB üyeliği bahanesiyle bir bedel isteniyor. (Sanki bedel olarak yalnızcı Kıbrıs isteniyor da!) KKTC, sıcak bir kuşatma altındadır. Ve Allah korusun her an düşme riski de vardır. Nitekim medyada kimi vatansızlar "ver kurtul" politikasını seslendirmiyor mu? Türkiye ayağa kalkamazsa yavru vatanı nasıl koruyabilir?

Murabıtlar ve Muvahhidler Endülüs'te

Tuleytula'nın düşmesiyle, Endülüslü küçük sultanlıklar Hıristiyan İspanya'nın reconquista politikasını ancak farkeder oldular. Zira Tuleytula'nın düşmesiyle, Endülüs'te üstünlük Müslümanlardan Hıristiyan İspanya'nın eline geçmişti.

Endülüslü sultanlar, Hıristiyan İspanya ile kendi başlarına mücadele edemeyeceklerini anlayınca, kendi güvenliklerini önce Murabıtlara sonra da Muvahhidlere havale ettiler.

Murabıtlar ve Muvahidler, yüz yılı aşkın bir süre Tuleytula dışındaki Endülüs topraklarını korudular.

Papa "Reconquista" dedi

Ancak, Murabıtlar ve Muvahhidler de bölünmüşlüğüne son verip Endülüs'te tam bir birlik kuramadılar. Nitekim 1227 senesinde Muvahhidler'in hakimiyeti kaybetmeleri üzerine, Endülüs yeniden eski parçalanmış haliyle gün ışığına çıktı.

Endülüs yeniden parçalanırken Kuzey Afrika'daki müslümanlar da bir bölünme süreci yaşıyordu. Dolayısıyla Endülüslülerin "bizi himaye edin" diyebilecekleri ciddi bir siyasi güç yani devlet yoktu.

Papalık için bu, bulunmaz bir fırsattı. Bu durum, Papalığın verdiği destekle meşhur Haçlı Savaşlarının bir parçası haline gelen reconquista'yı yeniden harekete geçirdi.

Reconquista bu defa o kadar hızlıydı ki, 1326'dan 1350 senesine kadar 14 senelik bir sürede Kurtuba, İşbiliye, Ceyyan, Belensiye, Denia, Şâtıbe, el?Garb (Algarbe) Santarem şehirleri ve Balear adaları Hıristiyan hakimiyetine girdi.

Bu şehirlerden bazılarının işgaline, sırf ellerindeki toprakları muhafaza edebilmek amacıyla kimi Müslüman liderlerin de askerleriyle birlikte katkı sağladıklarının altını çizmeliyiz.

Bugün İslam ülkeleri için Murabıtlar ve Muvahhidler gibi güvenlik şemsiyesi kurabilecek bir güç yoktur. Bundan olsa gerek Batılılar güya ortak düşmanlara karşı üs kurmak gibi bahanelerle İslam topraklarına Haçlı askerlerini yerleştirmektedir. En son Usame bin Ladinve Taliban bahanesiyle "nükleer güç" sahibi tek İslam ülkesi Pakistan'ın ve Afganistan'ın Amerikan kontrolüne geçmesi bunun dramatik bir örneğidir.

Ve Gırnata düşüyor!

Bu işgallerden sonra Müslümanların ellerinde sadece Gırnata ve civarındaki bir kaç şehir kalmıştı. Bir başka ifadeyle bir zamanlar Batı'nın tartışmasız en büyüğü olan Endülüs, şimdi Gırnata'ya hapsolunmuştu.

Hıristiyan İspanya Gırnata'yı da işgale hazırladığı bir sırada, kendi içinde çıkan karışıklıklar nedeniyle bu işgali ertelemek zorunda kaldı. 1462'de iç problemlerini çözmüş olan Hıristiyan İspanya, reconquistayı tamamlamak üzere yeniden harekete geçti. Hıristiyan orduları, 1492'de Gırnata'yı istila ederek Endülüs'teki İslam'ın siyasi varlığına son vermişlerdir.

Doç Dr Mehmet Özdemir'in bu gelişmeleri şöyle değerlendiriyor: "Kısaca ifade etmek gerekirse, 1031 senesinde yıkılan Endülüs Emevi halifeliğinden sonra Endülüs'le Hıristiyan İspanya arasında yaşanan mücadele idealist bir toplumla idealini yitirmiş bir toplumun mücadelesinden ibarettir. Kazanan idealist taraftı ki, bu da Hıristiyan İspanya'ydı."

İşgalle iş bitmemişti. Sıra Endülüs'ten geri kalan Müslüman varlığın yok edilmesine gelmişti. Bunun için de Papalığın formülü hazırdı: Engizisyon.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100