Bu haber kez okundu.

Yazı Dizisi
Dizi Adı : Avrupa Birliği dostunuz ise düşmana ihtiyacınız yok demektir!

Dizi Başlığı: Bir Hıristiyanlaştırma projesi olarak AB süreci

Dizi Yazarı: Ali Rıza BAYZAN


Misyonerlere göre AB yolu Hıristiyanlaşmaktan geçiyor:

Avrupa Birliği süreci bir boyutuyla Türk halkını hıristiyanlaştırma projesidir. Nitekim Özal Hükümeti zamanında Protestan Misyoner Örgütlerin Türkiye'de dağıttıkları "İrticaya Çözüm" başlıklı bir propaganda broşüründe bu projeyi işlemektedir.

"International Outreach Inc." adlı Protestan misyoner örgüt tarafından Türkçe olarak yayınlanan propaganda broşüründe baştan sona İslam düşmanlığını işlenmekte, Türkiye'nin kurtuluşunun Hıristiyanlaşmaktan geçtiği ileri sürülmektedir. Misyonerlere göre Türkiye, Hıristiyanlığı seçerse AB'ne girmeyi de garanti altına alırmış.

İşte Protestan misyoner örgüte göre AB ile Hıristiyanlık arasındaki ilişki:

"Sayın Turgut Özal AET'ye tam üyelik için müracaattan sonra şöyle demiştir: "AET'ye kabul edilmek için önümüzde uzun, ~|~ince ve dik bir yol var." Ama şu unutulmamalı ki, bu "uzun, ince ve dik yolu" kısaltacak bir çözüm var. Türkiye'nin AET'ye tam üye olarak kabul edilişini kolaylaştıracak ve çabuklaştıracak en iyi etkenlerden biri de, Avrupa'nın onunla yoğrulduğu Kutsal İncil'e Türkiye'nin de açılması, yönlenmesi, hiç olamazsa bu konuda baskı uygulamaması ile mümkün olacaktır. Türkiye koyu İslamcılığa doğru giderse, İncil'le yoğrulmuş AET'ye yabancı düşmez mi?

Pakistan gibi başka İslam ülkelerinde Hıristiyanlara tanınan özgürlük, Türkiye'ye göre çok fazla. İncil ve din ile ilgili kitaplar serbestçe dağıtılır, İncil'le ilgili filim sokaklarda, hatta devlet televizyonunda gösterilir. Oysa Türkiye'de, bu "propaganda ve bölücülük suçu" olarak düşünülüyor... Böyle davranışlar, AET'ye girmek isteyen bir ülkeye yakışır mı?...

Bugün nüfusunun yüzde 98'i Müslüman olan ve İslam gelenekleriyle yoğrulmuş olan Türk halkı, öteden beri kötü örnek olan sahte Hıristiyanlık nedeniyle alerji dudukları İncil'in ve gerçek Hıristiyanlığın ikramını doğal olarak kuşkusuz zor kabul edecektir."

Misyonerlerin sözü burada bitiyor.

Ezeli ve ebedi karşıt:

Sonuç itibari ile Türkiye'nin Avrupa'nın "öteki"si (ezeli ve ebedi karşıtı/düşmanı) olarak tanımlamasından dolayı, Avrupa Birliği'nin bir parçası değildir. Avrupa kendini sadece ne olduğuna göre değil ne olmadığına göre de tanımlamıştır: Avrupa'ya bir bütünlük duygusu verebilecek bir ortak deneyimin eksikliğinde, Avrupalılar, İslam'ı sadece Hıristiyan olmayan olarak değil aynı zamanda Avrupalı olmayan şeklinde tanımlayarak güvensizlik ve düşmanlık duygularını yeniden canlandırdılar. 1

Iver B.Neumann ve Jennifer M. Welsh'e belirttiği gibi Avrupalı aydınlar ve politikacılar, her zaman Türkiye'nin Avrupalı bir devlet olabilmesi için İslam'dan vazgeçmesini tavsiye etmişlerdir ve bu 'giriş şartı' (yani İslam'dan vazgeçme) Avrupa toplumu için bugüne kadar sürmüştür. 2

Hıristiyanlaştırma projesinin ayak sesleri: Holyland 2000 Projesi:

Türkiye'nin Hıristiyanlaştırılmasının ön?koşulu Anadolu topraklarının tapusunun Hıristiyanlığa ait olduğunu kabul ettirmek idi. Ne yazık ki kimi resmi çevreler ve kimi aydınlarımız bu tuzağa düşmüş 2000 yılı "inanç turizmi" ile Anadolu'nun Hıristiyanlık için Kutsal Ülke olduğu görüşü benimsemişlerdir.

Hz. İsa'nın 2000'inci doğum yıldönümü nedeniyle güya "turizm amaçlı" bir harita yayımlandı. "Kutsal Ülke 2000" (Holyland 2000) adlı Türkiye haritasında, Türkiye'nin adı sanı yok!

İmren Aykut'u öve öve bitiremeyen Sema Çelebi'nin kişisel web sitesinden3 "Holyland 2000 Projesi"nin de İmren Aykut'un ?ÇESAV'ın ? eseri olduğunu öğreniyoruz. Holyland 2000 Projesi, Anadolu'yu tescilli bir Hıristiyan toprağı olarak tanımlamaktaydı. Haritada Türkiye'den hiçbir izin olmaması dikkate değer.

Sema Çelebi'nin verdiği bilgiye göre "Bu proje 80 kadar yazılı ve görsel kaynak taranarak ve Vatikan Temsilciliği, Mersin Katolik Kilisesi uzmanlarının işbirliği ile yürütülmüş ve dünyanın bütün ülkelerine ulaştırılarak büyük ilgi görmüştür."4

Peki ama bu projenin masrafları kimin cebinden çıkmıştır. Güya "turizm amaçlı" olarak harita için ve bu çerçevedeki tanıtım programları için tamı tamamına 75.000 dolar harcanmıştı. Bu para da, kaynağı daha çok bizim vergilerimiz olan Türk Tanıtma Vakfı'nca karşılanmıştı.

Holyland 2000 Projesi, sadece bir örnek, 1999 ve 2000'de benzeri onlarca proje ve etkinlik yürütüldü. Bunları yakında yayınlanacağını umduğumuz "Küresel Vaftiz" adlı kitabımızda ayrıntılı bir biçimde ele aldık.

Misyonerler Atatürk'e iftira ediyor:

Protestan misyoner örgüt, Türkiye'yi Hıristiyanlaştırmanın "Atatürk'ün başlattığı ve amansız hastalığı nedeniyle tamamlayamadığı proje" olduğu hezeyanını ileri sürüyor.

Halbuki daha önce "Mooncular, yeniden Türkiye sahnesinde" adlı dizimizin "Misyonerlik karşısında Atatürk"5 başlıklı son bölümünde ele aldığımız üzere, Osmanlı'yı bir ahtapot gibi saran misyoner örgütler Cumhuriyetle birlikte Atatürk tarafından kovulmuştur. Genelkurmay Başkanlığı'nın yıkıcı, bölücü ve ayrılıkçı faaliyette bulunduğu için iki yıldır misyoner örgütleri yakından izlediği kamuoyunun malumudur. Bu nedenle misyoner örgütlerin Atatürk'e ve Türk Ordusu'na yönelik düşmanlıklarını anlamakta zorlanmıyoruz.

Türkiye'de AB Sevdalıları Lobisi ile Misyoner Severler Lobisi'nin Misyoner Örgütlerle omuz omuza çalışmasına da şaşmamak gerek. Nihayetinde amaçları çok büyük ölçüde örtüşmektedir. Bir örnek olarak Türkiye'nin başına Ermeni çorabını ören ABCFM'nin mirasını sürdüren bir örgütteki Misyoner?Mason? Sabataist ittifakının AB için uğraş verdiğini not etmekle yetinelim. Zamanı geldiğinde bu örgüt hakkındaki çalışmamızı da yayınlayacağız. (Şimdilik özlü bilgi için bkz., www.bayzan.org, "Kendi Kaynaklarına Göre Türkiye'de Amerikan Board Teşkilatı")

Misyonerlerin propaganda kitapçıklarını "Acaba Türkiye, ne zaman İncil'in şanlı ışığına, Hz İsa'ya, gerçek hıristiyanlığa... ulaşacaktır?" sorusu ile bitiriyorlar. Bu millet misyonerlere cevabını, İkinci Kuva-i Milliye önderi Prof. Dr. Haydar Baş'ın öncülüğünde gerçekleştirilen "AB'ye hayır" mitinglerinde veriyor. Bu mitinglerdeki yeri göğü inleten "AB'ye hayır" sesleri Brüksel'den de duyuluyor Washington'dan da.

DİPNOTLAR:

1 Reşat Kasaba, "By Compass and Sword's": The Meanings of 1492", Middle East Report, Eylül Ekim 1992 : 8.

2 Iver B.Neumann ve Jennifer M.Welsh, "The Other in European Selfdefinition : An Addendum to the Literature on International Society," Review of International Studies 17 (1991) : 340.

3 www.semacelebi.com/guncel.php?kategori=4&a=2.

4 Aynı yer.

5 7.4.2002 tarihli Yeni Mesaj gazetesi.

6 Ali Rıza Bayzan, 7.4.2002 tarihli Yeni Mesaj gazetesi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100