NATO’daki skandal gündeme bomba gibi düştü.
Bildiğiniz gibi, Norveç’te bulunan Ortak Harp Merkezi’nde (JWC) 8-17 Kasım tarihleri arasında NATO kapsamında gerçekleştirilen Trident Javelin tatbikatında Atatürk’ü ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “hedefteki düşman liderler” olarak gösteren bir skandal yaşandı.
Tatbikat sahada asker bulundurmadan bilgisayar üzerinden gerçekleştirilen türden…
Türkiye, NATO’ya tepki gösterdi ve tatbikatta görevli olan 40 Türk askerini geri çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu skandala imza atan NATO için, “Böyle bir ittifak, böyle bir müttefiklik olamaz" dedi.
Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, "Skandal, alçaklık ve rezalet" ifadesini kullandı.
Türkiye’nin bu tepkisi üzerine NATO’dan hem yazılı hem de sözlü özür geldi, olaya Norveç ordusunda görevli bir teknisyen ve bir subayın neden olduğu ve işlerine son verildiği belirtildi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Yaşananlar bireysel eylemlerin bir sonucudur ve NATO’nun görüşlerini yansıtmamaktadır” dedi. Ayrıca, "Türkiye, NATO için değerli bir müttefiktir ve ittifakın güvenliğine önemli katkılarda bulunur" bildik ifadeleriyle yıkama yağlama yaparak durumu geçiştirdi.
Yani NATO’ya göre, “pardon” deyip özür dilendiği zaman iş bitmiş oluyor.
Tamam da aynı skandal ABD’nin şimdiki başkanı Donald Trump ve de kurucu başkanı George Washigton hakkında olsaydı, bir özürle ABD ikna olacak mıydı, işlenen cinayeti hemen bir kenara koyup unutabilecek miydi?
Hazır böyle bir gündem oluşmuşken, Kore’de binlerce insanımızı feda ederek girme hakkını elde ettiğimiz NATO üyeliğinin de enine boyuna masaya yatırılması gerekmez mi?
Bu süreçte NATO’nun bize ne faydası olmuştur? Hiçbir faydası yok.
Peki, ne zararı olmuştur? Saymakla bitmez. Yıllardır Türkiye’yi uğraştıran PKK terörünü her türlü destekleyen NATO’dur. PKK’nın kamplarında NATO emvanterine kayıtlı silahlar ve füzeler bulunmuştur. Aynı desteği bugün Suriye’nin kuzeyinde bulunan PYD’ye de yapıyorlar.
Garantörü olduğumuz Kıbrıs’ta, Türk halkının gördüğü zulüm sebebiyle 1974’te barış harekatı düzenlediğimizde zulmü yapan Rumlara ya da onları destekleyen Yunan’a ceza vereceklerine Ada’ya barışı getiren Türkiye’ye faturayı kestiler.
Üslerimizi İslam ülkelerine yapılan operasyonlar ve işgaller için kullanmak dışında NATO ile ne ilişkimiz var?
Başta İncirlik Üssü olmak üzere tüm NATO üsleri bu kapsamda masaya yatırılmalı. NATO’nun Türkiye’ye yerleşme bahanesi Sovyetler Birliği tehdidiydi. Bugün görülüyor ki Rusya ile olan ilişkilerimiz ABD ve NATO ile olan ilişkilerimizden daha iyi işliyor.
NATO ülkelerinden, girdiğimizden bu yana bir tane bile füze savunma sistemi alamazken, Rusya’dan gelişmiş S-400 füze sistemi almak üzereyiz.
Tabii ki NATO’nun baskılarına ve yalanlarına aldanmazsak…
Malum, ABD Hava Kuvvetleri Müsteşar Yardımcısı Heidi Grant birkaç gün önce, "Eğer Türkiye S-400'leri alırsa, NATO teknolojilerine erişimi kısıtlanır. İleriki aşamada da Türkiye'nin F-35 tipi 5. nesil bombardıman uçaklarını edinme ve kullanma imkanlarına yönelik tedbirler alınabilir" tehdidinde bulunmuştu. S-400 anlaşmasının hayata geçmesinin Türkiye ve NATO arasındaki askeri işbirliğini ciddi şekilde etkileyeceğini kaydeden Grant, NATO stratejisinin S-400 sistemleriyle işbirliğine izin vermediğinin altını çizmişti.
Yani adamlar ne sana bir şey verirler, ne de senin başka bir yerden elde etmene müsaade ederler. Hatta senin bu konuda milli bir adım atmana da asla müsaade etmezler.
Tabii ki onlara bağımlı kalıp onlardan akıl almaya devam ettiğin müddetçe…
Peki, ya NATO’nun Malatya Kürecik’teki radar üssüne ne demeli? Şu ana kadar İsrail’e faydası oldu, PKK’ya, Suriye’deki PYD’ye faydası oldu, küresel terör örgütlerine faydası oldu, peki ya Türkiye’ye? Türkiye-Rusya-İran denkleminde olumlu adımlar atıldığı ifade edidiği şu günlerde, hem Türkiye’yi, hem Rusya’yı hem de İran’ı tehdit eden bu NATO çomağının hala durması ne kadar doğru? 
Bütün bu gelişmeleri de dikkate aldığımızda Atatürk’ü yeni keşfedip de “Atatürk bizimdir” iddiasında bulunan siyasilerimize tavsiyemiz şudur: 
Atatürk bugün olsaydı bu yanlışların hiçbirini yapmazdı, yapılmasına da müsaade etmezdi. Gerçek Atatürk’ü tanımak mı istiyorsunuz, o halde bırakın gerçek Atatürk’ü ortaya koyan Prof. Dr. Haydar Baş’ı gizlemeyi de, millet gerçek Atatürk duruşunu ortaya koyacak, bizlere tam bağımsızlığı yeniden kazandıracak lideriyle tanışsın.
“Hoş Geldin Atatürk”ten sonra, “Hoş Geldin Hoca Atatürk Haydar Baş” desin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121