Büyük Ortadoğu Projesi’nin ve de Arap Baharı’nın, ABD’nin kendisine Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da vatan açma projesi olduğunu yıllardır söylüyor Prof. Dr. Haydar Baş Bey…
Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de ve de Libya’da yaşanan bütün gelişmeler Sayın Baş’ın bu tespitini doğruluyor. Dünkü yazımızda Musul örneğini verdik, bugün de ayıkmak dileğiyle Libya örneğini anlatmaya çalışalım.
Tunus’ta başlayan Arap Baharı, Mısır’da da devam etmiş ve bu ABD baharı Libya’da sözde halk ayaklanması bahanesiyle silahlı bir çatışmaya dönüştürülmüştü.
“Bahane” diyoruz, çünkü Bingazi’de başlayan sözüm ona isyan, ağır silahlarla, uçak savarlarla desteklenmişti ve isyancılar bu silahları profesyonelce kullanarak savaş uçağı düşürebilecek kaabiliyete sahipti.
BM yaptırım kararıyla sürece dahil oldu, NATO da ABD’nin ve Fransa’nın önayak olmasıyla askeri operasyon kararı aldı, operasonun merkez üssü de maalesef İzmir oldu.
Libyalılar için parasız sağlık ve eğitim, petrol gelirlerinin halka dağıtılması, içme suyu projeleri, modernleşme, kamu hizmeti anlamına gelen Muammer Kaddafi, 20 Ekim 2011 tarihinde linç edilerek öldürüldü. Uzmanlar bu linç hadisesinin CIA destekli Fransız istihbaratının işi olduğunu ifade ediyorlar. O gün bugündür, Libya’da iç savaş var, kaos ve sömürü var; huzur yok, birlik yok, barış yok. Esasen Libya yok.
Libya 6 parçaya bölündü: Libya Ulusal Ordusu’nun (Zintan Tugayı) hakim olduğu bölge; Libya Şafağı’nın (Misrata Güçleri) hakim olduğu bölge; IŞİD, Ensar’uş Şeria gibi cihatçı örgütlerin hakim olduğu bölge; Tuareg Kabilesi’nin bulunduğu bölge; Tebu Kabilesi’nin bulunduğu bölge ve de Berberiler’in (Amazigh) bulunduğu bölge…
Aşiretler ülkesi olan ülkede artık bir tek hükümet değil, birçok hükümet var ve hepsi birbiriyle çatışma halinde… Trablus Milli Genel Kongre (MGK), Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH)… Merkez bankaları ayrılmış vaziyette, petrol şirketleri paylaştırılmış durumda ve hepsinin ayrı ayrı silahlı güçleri var.
Ve işin garip tarafı başta ABD, Fransa, İtalya olmak üzere bu grupların hepsini, ama direkt olarak ama perde arkasından destekliyorlar. Yani amaçları Libya’da bir uzlaşı ve tek hükümet olmasını sağlamak değil, grupların ayrı kalmasını sağlayıp çatışmaları körüklemek.
ABD’nin buradaki gerçek amacını ise zaten başta ifade etmiştik; petrol zengini ve stratejik konumu olan Libya’yı bu kaos ve karmaşanın tozu dumanı içerisinde kendisine vatan yapmak. Bu amaca uygun olarak ABD, nasıl Irak’a ve Suriye’ye bizzat büyük üsler kurarak yerleşiyor ve buralarda bayrağını dalgalandırıyorsa, Libya’ya da askerlerini yerleştiriyor.
Yakın zaman içinde medya ve basın organlarında ABD’nin Libya’ya özel kuvvetler gönderdiğine dair haberler çıkmıştı, bu haberler ABD tarafından da resmen doğrulandı.
ABD Afrika Kuvvetleri (AFRICOM), ABD ve müttefiklerinin Özel Harekât Kuvvetleri’nin Libya’da bulunduğunu açıkladı. Tabi, her zamanki uyduruk gerekçeyle, “terörle mücadelede oradaki ordu birliklerine yardım etmek için.” Hangi ordu birliklerine, hangi terörle mücadele etmek için? ABD, Suriye ve Irak’a yerleşmek için nasıl IŞİD’i bahane olarak kullanıyorsa, aynı şekilde Libya’ya yerleşmek için de bu bahaneyi kullanıyor.
Libya Temsilciler Meclisi üyesi Ziad Daghim Ağustos 2016 tarihinde yaptığı açıklamada, ABD’nin ülkesine yönelik politikası için ‘bölücü’ nitelendirmesinde bulunmuş ve asla yardım niyeti taşımadığını vurgulamıştı. Daghim, “Batısında Sirte şehrinin bulunduğu merkez bölge petrol yeridir. Sanırım, Amerikan müdahalesi, öncelikle petrol üzerinde kontrol kurmak ve Libya’yı ikiye bölmek için…” demişti.
Peki, ABD’nin Libya’daki bu kanlı işgal senaryosunun Libyalıya getirdiği ne oldu?
Tunus merkezli İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Mustafa Abdül Kabir, Haziran 2017’de, “Libya’da son zamanlarda insan ticareti vakalarının arttığını ve köle ticaretinin ulusal güvenliği tehdit ettiğini” belirtti.
Libya İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Nasir el Havari ise, “Libya, sığınmacı ve köle ticaretinin kilit kaynağı haline geldi. Tüm bunların temel nedeni, bu grupları etkisiz hale getirerek kanuna teslim edecek yeterince güçlü iktidarın yokluğudur. Militanlar bu suçları tamamen açık biçimde işliyor ve herkes bunu biliyor. Ülkede ne hükümet ne de sınırları kontrol edebilecek ordu var” dedi.
UNICEF Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Geert Cappelaere, “ülkede 550 binden fazla çocuğun devam eden çatışmalar, siyasi istikrarsızlık ve ekonomik gerileme nedeniyle insani yardıma ihtiyaç duyduğunu” ifade etti.
Bugün Libya’da can ve mal güvenliği, namus güvenliği yok. İnsanlar köle yapılıyor. Çocuklar ise tamamen sahipsiz. 
Öncelikle Türk milletinin böyle bir kaderi yaşamasına, verdiği İstiklal Mücadelesi ve de kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletiyle asla müsaade etmeyen Mustafa Kemal Atatürk’e sonsuz müteşekkiriz. Eğer onun bize emanet ettiği bağımsızlıktan, birlikten, ilkelerden taviz verirsek, yaşayacağımız kader aynen Libya’nın yaşadığı gibi olur.
Bu açıdan da bakıldığında; bize gerçek Atatürk’ü tanıtan ve de sunduğu Milli Ekonomi Modeli, Sosyal Devlet-Milli Devlet ve de Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt tezleriyle birlik ve beraberliğimizin nasıl sağlanacağının formüllerini önümüze koyan Hoca Atatürk Prof. Dr. Haydar Baş’la beraber olmak zorundayız ve Libya olmamak için de buna mecburuz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100