Önceki yazımızda Soma’lı madencilere verilen sözlerin hiç birinin yerine getirilmediğini, tazminatlarını alamadıklarını ifade etmiştik. Hatırlanacağı gibi facianın ardından işçilerin çalışma şartları, ocakların durumu  vs. konuşuldu, tartışıldı, herkes bir şeyler söyledi. 
Peki, sonuç ne oldu?.. 5177sayılı maden kanunu hala yürürlükte, işçiler hala aynı çalışma şartlarına, taşeron şirketlerin insafına mahkûm, maden ocakları insanlık dışı bir halde… 
Bugün madenciliğin geldiği bu nokta esasen 2004 yılında çıkarılan maden yasasının bir sonucudur.
2003 yılı Haziran ayı içinde kimi gazetelerde çıkan haberlere göre; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, UşakEşme Kışladağ mevkiinde siyanürle altın çıkartmayı planlayan Kanadalı El Derado Firması yetkilileri ile görüşerek, onlara sözler vermiş, firma yetkililerinin; ‘Bergama’da yaşanan sıkıntıları yaşamak istemediklerini, Bergama’da daha önce yaşanan olaylar ve AKP Hükümeti’nin madenciliğe bakışı konusundaki’ sorularına, Başbakan Recep Tayip Erdoğan; “Merak etmeyin, Bergama’da yaşanan olaylar yaşanmayacak. Biz yeni bir madencilik yasası hazırladık. Maden konusunda yabancı sermayenin Türkiye’ye çekilmesine yönelik çalışmalarımızı hızlandırdık, yabancı sermayeye her kolaylığı sağlıyoruz, engelleri kaldırıyoruz” karşılığını vermişti.
Dediğini de yaptı…
26 Mayıs 2004 yılında mevcut maden yasasında değişiklik yapılmasını öngören 5177 sayılı yasa TBMM’de kabul edildi. Yasa yabancı şirketlere Türkiye’de maden arama hakkı getiriyordu. Ardından yabancı şirketler hızla Türkiye’de maden ruhsatı almaya başladı.
O günden bu zamana kadar 80 bin yabancı şirket maden ruhsatı aldı. 
Maden ocaklarına verilen ruhsat süreleri 10 ila 60 yıl arasında değişmekte..
* Yasaya göre “gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve haksız surette hak elde eden ruhsat sahipleri 5 yıl içinde 3 kez bu fiili işlerlerse” ruhsatları iptal edilecekti. Yani yapılan usulsüzlüğe en az beş yıl müsamaha gösteriliyor ve beş yıl sonra da af ediliyordu.
* Bir özel mülkte maden kaynağı bulunması durumunda ise özel şirketlere adeta devlet desteği ile özel mülke bedel karşılığı el koyma imkânı sağlanıyordu. Özel kuruluşlara devlet gibi kamulaştırma hakkı tanınıyordu.
Bu yasanın ardından madenler deyim yerindeyse talana açıldı. Madenlerde devlet inisiyatifi özel sektöre terk edildi. Özel sektör sözleşmeleri dokunulmaz ve kamu çıkarının önünde tutuldu. Ülkenin kendi madenlerini kontrolü imkânsız hale geldi, adeta sömürgelerdeki gibi yabancı sermayeye madenleri dışarıya satma izni verildi.
Yasanın ardından irili ufaklı işletmeler ya doğrudan maden arama işletmeleri kurdu ya da devletin sahip olduğu işletmelerde taşeronlarla fiilen madenlere el koydu.
Elbette bu yasa ile beraber adil bir iş güvenliği yasası çıkarılamadığı ve madenlerin denetlenmesi kısıtlandığı için işçiler madenlerde sermayenin insafında ilkel koşullarda çalışmaya zorlandı. Sonuç şu acı bilanço:
8 Eylül 2004 tarihinde Kastamonu’nun Küre ilçesinde bulunan yeraltı bakır ocağında, meydana gelen yangında,  birisi maden mühendisi toplam 19 çalışan hayatını kaybetmiştir.
10 Aralık 2009 tarihinde Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki maden ocağında, 19 işçi grizu patlaması ile oluşan göçük sonucunda hayatını kaybetmiştir.
23 Şubat 2010 tarihinde Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’de, toplam 47 kişinin çalıştığı maden ocağında meydana gelen grizu patlamasında 17 kişi ölürken 30 kişide yaralanmıştır.
17 Mayıs 2010 tarihinde Zonguldak’ta, Karadon Taşkömürü İşletme Müessesesi’nin işlettiği kömür madeninde grizu patlaması ve oluşan göçükler sebebiyle 30 kişi hayatını kaybetmiştir.
7 Temmuz 2010 tarihinde Edirne’nin Keşan ilçesine bağlı Küçükdoğanca köyündeki madende çıkan yangın ve oluşan göçük sebebiyle 3 kişi hayatını kaybetmiştir.
8 Ocak 2013 tarihinde Zonguldak’ın Kozlu ilçesinde, Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait kömür ocağında metan gazı patlamasının yol açtığı göçük sebebiyle 8 işçi hayatını kaybetmiştir.
13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa’nın Soma ilçesinde, Soma Holding tarafından işletilen kömür ocağında meydana gelen Patlamanın etkisiyle madende yangın çıkmış ve çok sayıda madenci içeride mahsur kalmıştır. Faciada toplam 301 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu aynı zamanda Türkiye’nin en büyük maden kazasıdır. 
2014 yılında, Karaman’ın Ermenek ilçesinde bulunan kömür madenini su basması sonucu 18 işçi hayatını kaybetti. 
Bu tablo Sayın Erdoğan’ın ifadesiyle “madenciliğin fıtratında var”(!) 
Bu, madenciliğin değil, ne olursa olsun daha çok kazanma hırsının, vahşi kapitalizmin, özelleştirmenin fıtratında var..
Kapitalizm doğası gereği insanların ezilmesi, sömürülmesi esasına dayalı… Çünkü mantık hep daha çok üretmek. İnsanların çoğu bu şartlar altında çalışacak ve yaşayacak ki, mutlu bir azınlık hayatını refah içinde sürdürebilsin. 
Hâlbuki herkesin refah içinde ve insanca yaşayabileceği bir sistem hayal değil. İşçinin kaderi açlık ve sefalet değil.
Sonraki yazımızda buradan devam edeceğiz… 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100