Kategoriler

YENİ MESAJ GAZETESİ

Sistem pamuk ipliğine mi bağlı?

Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Hükümet kanadından bu konuda Maliye Bakanı Naci Ağbal, ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve de Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ’dan açıklamalar var. Yüzde 40’lık MTV zammına kamuoyundan ciddi bir tepki gelince –ki zaten bekleniyordu-  düşürmenin sinyallerini veriyorlar.
Daha önceki yazımızda da ifade etmiştik, hukuki olarak 2017 değerleme oranı dikkate alındığında Bakanlar Kurulu da dahil artırabilecekleri en yüksek oran yüzde 14,55’tir.
Ama bakanların açıklamalarına bakılırsa yüzde 40’tan yüzde 25’e indirileceği sinyalleri var. Ölümü gösterip sıtmaya razı etme politikası… Bu konuda dikkat çekmek istediğim husus, esasen oranın ne olacağından ziyade, tartışmalar ve açıklamalar sürerken kullanılan ifadeler…
Gerek Şimşek, gerekse Ağbal MTV’ye yüzde 40’lık zammın zaruretini(!) izah ederlerken “Eğer bunu yapmazsak sistem çöker” ifadesine yer verdiler. Peki, nedir bu alınmadığı takdirde sistemi çökertecek olan zammın meblağı? Bu soruya Mehmet Şimşek cevap versin: “Net olarak MTV’den gelecek gelir 2018 sonrası alınacak araçlar da dikkate alındığında 2.8 milyar lira, ilave vergi artışının etkisi ise 2 milyar lira…”
Buna göre, alınmadığı zaman sistemi çökertecek olan para 2 milyar lira mı? Eğer buysa, sistem zaten çoktan çökmüş demektir.
Bir TV kanalında canlı yayında soruları cevaplandıran Mehmet Şimşek, zammın gerekçesi olarak şunları söyledi: “2018’de Türkiye’nin etrafındaki tehditlerle baş edebilmesi, caydırıcı bir güce sahip olabilmesi için ilave silah sistemleri gündemde. Bunu karşılamak amacıyla borç yerine vergi artışlarını tercih ettik.”
Bu ne demektir, devletin çalışabilmesi, herhangi bir yatırım yapabilmesi için iki para kaynağı var demektir; borçlanma ve vergi… Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, yıllardır, “Bunlar size veremezler, çünkü ellerinde kaynak olarak sadece vergiler, zamlar ve cezalar var” demektedir, millet olarak dinlemediniz bari en üst düzey hükümet yetkililerinin kendi itiraflarını dikkate alın.
Şimşek açıklamasının devamında, “borçlanmanın yüksek faiz ve yapılacak hizmetlerden imtina etmek anlamına geldiğini” vurgulayarak, “bu nedenle ilave harcamaları vergi gelirleriyle karşılama kararı aldıklarını” söyledi.
Biz de doğal olarak soruyoruz: 2002 yılında 220 milyar dolar olan borcumuz bugün 800 milyar dolarların üzerindedir. Borcu 4 kat artırırken yüksek faiz ve yapılacak hizmetlerden imtina etmeyi düşünmediniz de bugün mü aklınıza geldi?
MTV’deki yüzde 40’lık artışı da “sağlıklı vergi geliri” olarak ifade ediyor Sayın Şimşek…
Halbuki ekonomiden az buçuk anlayanlar bile bilir ki, MTV dolaylı vergilerdendir ve dolaylı vergiler “adaletsiz vergi” olarak adlandırılır. Kazanandan değil de tüketimden alındığı için de ekonomiyi baltalayan, pazarı daraltan “en sağlıksız” vergilerdir.
Şimşek, vergi artışındaki zarureti ifade ederken, “Bizim petrol gelirimiz yok, yoktan bir şeyi var edemeyiz” diyor. Doğru, petrol gelirimiz yok ama petrolümüz var. Yabancı petrol şirketlerinin yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda, “Türkiye petrol denizi üzerinde yüzerken” petrol gelirimizin olmaması ayrıca irdelenmesi gereken bir konu değil mi?
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, 2013 yılı itibarıyla Türkiye’de 4500 kuyudan petrol çıkartılıyor. Onlarca yabancı petrol şirketi Türkiye’nin her köşesinden milyonlarca dönüm araziyi kapatarak petrol çıkartıyor. Devlete verdikleri ise çıkardıklarını beyan ettikleri petrolün sadece yüzde 2’si… Petrolümüz başta ABD’li şirketler olmak üzere yabancılara akarken, bize ise siyasilerin yatırımlarının vergi yükü kalıyor.
Şimşek, “Şu anda önemli ölçüde biz, dolaylı vergilere bağımlı haldeyiz” diyerek vergiyi tabana yapmaktan bahsediyor. Yani “Biz bu işi bilmiyoruz” diyor. Ama asıl suç işi bilmeyen siyasilerimizde değil, onların bu işi bilmediğini çok iyi bildikleri halde tekrar tekrar onlara fırsat veren milletimizde…
“Ben Türkiye’nin problemlerini 24 saatte çözerim” diyen bunu da nasıl başaracağını Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Milli Devlet teziyle bilimsel olarak ortaya koyan, noter tasdikli taahhütnamelerle projelerini hayata geçiremediği zaman kendisini hukuken bağlayacak kadar da kendinden emin olan Prof. Dr. Haydar Baş’a fırsat vermedik şimdi ha bre zamlarla, vergilerle kamçılanıyoruz. IMF yok ama kamçısı devam ediyor.
Bize de “Millet olarak bunu hak ettik, ayıkmazsak daha fazlası da gelecek” demek düşüyor. Allah ayıkmayı nasip eylesin.