Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bir TV programında yaptığı açıklamalarda her ne kadar “ekonomi kontrolümüz altında”, “hiçbir sorun yok” mesajı vermeye çalışsa da, esasen daha büyük bir felaketin yaklaştığının haberini vermiş oldu.
Şimşek, yeni dönemde dış talebin yani ihracatın artacağı, iç talebin ise kontrol altına alınacağı, kemer sıkma politikalarıyla kısılacağı mesajını verdi.
Bunun “yeniden dengelenme” anlamına geldiğini belirten Şimşek, bu politikanın cari açık ve enflasyon yaratmayan makul düzeyde bir büyüme sağlayacağını ifade etti.
Şimşek’in ekonomi anlayışına göre, dış talep artınca, iç talep de kısılınca; ekonomi dengeleniyormuş, cari açık ve enflasyon yaratmıyormuş.
Esasen Sayın Şimşek bunu yeni bir şeymiş gibi anlatsa da, bu 16 yıldır AKP iktidarında uygulanan ve Türkiye’yi borç batağına saplayan kapitalist anlayışın ta kendisi…
Şimşek’in anlayışına göre neden dış talep iyi, iç talep kötü? Çünkü devlet emek ve üretim karşılığı kendi milli parasını devreye koymuyor, bağımsızlık hakkı olan senyoraj hakkını kullanmıyor. Ekonominin dönmesi için dışarıdan faizle borç dolar almak zorundasın.
Para basarsan da bu ancak aldığın dolar borcun karşılığı olabiliyor. Prof. Dr. Haydar Baş’ın meşhur ifadesiyle doların tercümesi olan TL’yi iç piyasada dolandırıyorsun.
Şimşek ve benzeri siyasilerin mantığında ülkeye bir şekilde dolar sokmak zorundasın. Dolayısıyla bunu ya ihracatla yapacaksın, ya turizmle, ya yatırım adı altında kamu ve özel şirketlerini peşkeş çekerek, ya ihaleleri yabancılara vererek, ya sıcak para piyasaları dediğimiz tahvil, bono, faiz vs piyasalarına yüksek kar vaadinde bulunarak, ya da faizle borçlanarak.
Ekonomi dolarla döndüğü için Şimşek’in mantığında iç talebin hiçbir önemi yok, çünkü dolar getirmiyor. Bu sebeple iç talep sürekli kontrol altına alınması lazım, mali disiplin adı altında vatandaşın kemeri sürekli sıkılması lazım. 
İşte bu saçma sapan ekonomik anlayışa Şimşek “ekonomik denge” diyor. Ama bu şekilde her şey yoluna girecek deyip toz pembe tablolar çizmeye çalışan Şimşek’in gözden kaçırdığı bir şey var.
Doların artışı önlenemiyor. Dolar artışı demek, ithal olduğu için finans, enerji, hammadde, akaryakıt vs tüm üretim maliyetlerinin artması demek. Daha pahalı üretim, dış piyasalarda rekabet edememek ve ihracatın azalması demek… Yani bir süre sonra dış talep artsa da, sen bunu tedarik edebilecek rekabet imkanını bulamayacaksın.
Dahası, dolar artışı demek, maliyetlerle pazar arasında sıkışıp kalan üreticilerin zarar etmesi, ardından da kepenk kapatması demek… Yani Sayın Şimşek, bu kafayla bir süre sonra dış talep olsa da, bu talebi karşılayacak üretici bulamayacaksın.
Turizm ise üzerinde hesap yapılabilecek bir gelir kapısı değildir. Bir uçak kriziyle turizmin nasıl dip yaptığını gördük. Ve Türkiye en çok terör tehdidi alan ülkelerden birisi olarak raporlarda ifade ediliyor.
Yabancıların üretim maksatlı yatırımları ise artan maliyetler sebebiyle cazibesini kaybetmiş durumda... Madenlere yaptıkları yatırımların ise, çıkardıkları petrolün yüzde 2’sini devlete bıraktıkları hesaba katıldığında Türkiye’ye hiçbir faydası olmamaktadır.
Geriye kalıyor borç ve sıcak para piyasaları, onlar da Fitch, Standard&Poors ve Moody’s gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının notlarına göre hareket ediyorlar. Bu kuruluşlar bildiğiniz gibi son zamanlarda ardı ardına notumuzu düşürdüler hatta, Fitch, içlerinde büyük bankalar da dahil 25 bankamızı negatif izlemeye aldı.
Görüldüğü gibi manzara hiç de iç açıcı değil.
Peki, mevcut şartlarda farz-ı muhal ama gerçekten dış talebi karşılarsak, ihracatımızı artırırsak Sayın Şimşek’in iddia etiği gibi ekonomik denge sağlanabiliyor mu?
Türkiye’de finans borca dayalı, üretim girdileri ise tamamen ithal… Bu sebeple Türkiye’nin ihracat yapması demek, daha fazla ithalat, daha fazla dış açık, daha fazla cari açık ve borç demek… Şimşek hem ihracatın artacağından bahsediyor hem de cari açığın artmayacağından… Sayın Şimşek AKP iktidarının hangi döneminde gördünüz böyle bir şeyi?
AKP’nin iktidarının ilk yılı olan 2003’te, ihracat 46,9 milyar dolar, ithalat ise 68,7 milyar dolar idi. 21,8 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı verildi. Dış ticaret hacmi toplam 115,6 milyar dolar oldu. 2017 yılında, ihracat 157 milyar dolar, ithalat 234 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret açığı 77 milyar dolara yükseldi. Dış ticaret hacmi ise 391 milyar dolar oldu.
Tamam, 2003’ten 2017’ye ihracatımız 46,9 milyar dolardan, 157 milyar dolara, dış ticaret hacmi ise 115,6 milyar dolardan 391 milyar dolara çıkmış ama dış ticaret açığı 21,8 milyar dolardan 77 milyar dolara fırlamış. Türkiye’nin 2002-2018 yılları arasında verdiği toplam dış ticaret açığı ise, 983 milyar 700 milyon doları buluyor. 
Ne anladım ben bu ticaretten? Sadece borçların artmasına katkı sağlıyor. Sayın Şimşek’in ekonomik denge anlayışı bu…AKP’nin temsilcisi Şimşek’in anlayışı bu da Kılıçdaroğlu’nun, İnce’nin, Bahçeli’nin, Akşener’in, Demirtaş’ın, Karamollaoğlu’nun, Perinçek’in anlayışları farklı mı? Hepsinin vaadi, “ben daha iyi dolar bulurum” şeklinde… İnceleyin parti programlarını öyle… Dolar borç bulma konusunda AKP neyi boş bıraktı ki siz dolduracaksınız? AKP ülke ekonomisini batırdı, siz de batıracaksınız.
Ekonomiyi bilen, ekonominin formülüne varıncaya kadar kitabını yazan, çözümlerini uygulayan ülkeleri lider yapan, krizden kurtaran tek bir lider var içimizde, Milli Ekonomi Modeli’nin sahibi, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş…
Ey Türk milleti, ey Türkiye’nin siyaseti, bürokratı, devlet erkanı, medyası, basını niyetiniz çözüm bulmaksa, çalmadığınız tek bir kapı var Prof. Dr. Baş’ın kapısı… Maliyeyi Sayın Baş’a verirsiniz, ülke bataklıktan 24 saatte kurtulur.  Niyetiniz çözüme ulaşmak değil de, ülkenin anahtarlarını düşmanlara içeriden teslim etmekse, bu büyük bir ihanettir, tarihte bu ihanetler asla karşılıksız kalmamıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.