Meral Akşener’in kurduğu İYİ Parti, siyaset sahnesine ne getirecek, ne götürecek henüz belli değil. Kadrosunun da siyasi felsefesinin de sağlam temellere oturduğunu söylemek mümkün değil. Ama yine de yeni bir partidir, milletin teveccühünün ne olacağının adresi sandıktır diyerek ben de ilk seçimde nasıl bir oy potansiyeline sahip olduğunu merakla bekleyenlerdenim.
Doğrusunu söylemek gerekirse Meral Hanım’ın 28 Şubat hakkında yaptığı konuşmalar olmasaydı bu çiçeği burnunda parti için yazı yazmak konusunda biraz daha bekleyip, ne olup bitiyor diye gözlemlemeye çalışacaktım.
Ancak İYİ Parti’nin kuruluş toplantısında Meral Akşener’in yaptığı konuşmayı dinleyince “Vay be!” demekten kendimi alamadım.
Zira Sayın Akşener, parti kuruluşunda yaptığı konuşmada kendisini adeta “28 Şubat’a karşı mücadele vermiş bir kahraman gibi” takdim ediyordu. 
Bakın ne diyordu 25 Ekim tarihli konuşmasında:
“28 Şubat'ın anlı şanlı kadrolarına seslenmek istiyorum, mutlu musunuz? Eğer siz insanımızın yaşamlarına şekil vermeye, yön vermeye kalkmasaydınız, görevimizin onların haklarını korumak olduğunu söyleseydiniz şimdi bu durumda olmazdık. 
Ey 28 Şubat'ın gafilleri, o gün milletin hakkı için karşınızda duran bu kadını hatırladınız mı?”
Buradan anlıyoruz ki, 28 Şubat döneminin İçişleri Bakanı olan Meral Akşener, “milletin hakkını korumak için, 28 Şubatçıların karşısında” durmuş!
Meral Hanım’ın daha önce de buna benzer konuşmaları var.
Basında yer alan haberlere göre Akşener, başörtüsünü yasaklatmak isteyen askerlere, Sütçü İmam’ı hatırlatarak Fransız askerlerini örnek göstermiş. Akşener, MGK toplantısında generallere şöyle demiş:
“Ben polislere emredeceğim ve bu hanımın başındaki örtüyü çektireceğim. Fransız askerleri de çekmişti Maraş’ta. Bunun karşılığına hazır mısınız?”  
Meral Akşener, yeni kurduğu partide İYİ işler yapmak düşüncesiyle yola çıkmış olabilir ama geçmişinde hiç de öyle söylediği gibi iyi şeyler olduğunu görmüyoruz.
Bizim bilgilerimiz hiç de onun söylediği gibi değil. Meral Akşener, 28 Şubat Kararları’na imza atan bir kişi. 
Onun İçişleri Bakanlığı zamanında İstanbul Fatih’te polisler, kılık kıyafetlerinden dolayı Müslüman avına çıkmıştı. Dönemin Başbakanı da “Mücahit Erbakan’dı!” 
İşte size o günlerden birkaç manşet: 
“Bursa’da izinsiz faaliyet gösteren 30 Kur’an Kursu, jandarma ve polis tarafından kapatıldı.” (01.05.1997, Zaman)
“18 Kur’an kursuna Baskın” Kartal ve Ümraniye’de izinsiz 2 Kur’an kursu kapatıldı.” (10.05.1997, Sabah) 
Kuran Kursu basan polis ve jandarmalar Meral Akşener’e bağlıydı. 
Onun emirlerini yerine getiriyorlardı. 
Polis “resmi Kuran Kurslarını” bile basıyordu. İnsanlar apar topar gözaltına alınıyordu. Pompalı tüfeklerde ruhsat zorunluluğu olmamasına rağmen Emniyet Teşkilatı, “askerin emri doğrultusunda” pompalı tüfek taşıyanlara da baskın yapmaya başladı. 
Akşener, kurban derilerinin THK tarafından toplanacağına dair kararnameyi yayınladı. 
Dahası yine Akşener, 28.03.1997, 14.04.1997, 12.05.1997 tarihlerinde İçişleri’nden, 13.05.1997 tarihinde de, Jandarma Genel Komutanlığı’ndan peş peşe çıkarttığı tamimlerle, “İrticai yayın yapan radyo ve televizyonların, özel okul ve yurtların, vakıf okulu ve yurtlarının, Kur’an kursları ve derneklerin, tarikat, dergâh, tekke ve zaviyelerin, TSK aleyhine yayın yapan kuruluşların, TSK’dan çıkartılan subayların kamuda nerelerde istihdam edildiğinin, dinci kesimden kamu kesimine sızmalar, kıyafet kanununa aykırı davrananlar, kamu yönetmeliğine aykırı giyinenler olup olmadığı hususunda” gereğinin yapılmasını istedi.
Ordudan atılan subayların nerelerde çalıştığının tespiti ile (daha doğrusu hiçbir yerde çalışmamasını sağlama gayesi ile) İçişleri’nin ne ilgisi vardı? 
Bütün vahim kararnamelerin yayınlanmasının ve bu vahim icraatların yapılmasının müsebbibi kuşkusuz sadece Akşener değil, O’na bu talimatı veren Başbakan Erbakan’dı.
Sayın Akşener’in “Ey 28 Şubat'ın gafilleri, o gün milletin hakkı için karşınızda duran bu kadını hatırladınız mı?” diye haykırmasını duymasaydım bu satırları yazmayacaktım.
Biz hatırladık!
Ama hiç de iyi hatırlamadık!
Başbakan Erbakan’ı da dönemin güvenlik politikalarını da, Müslümanların oylarıyla iktidar olup iktidarda kalmak uğruna Müslümanları imhayı göze alan “İslamcı siyasetçileri de” çok iyi hatırladık.
Sayın Akşener keşke o günlerde hem 28 Şubat ekibine hem de dönemin başbakanına gerçekten “Ey!” çekseydi ne güzel olurdu.
Ama maalesef bu “Ey” çekilmedi.
Biz duymadık, duyan varsa beri gelsin!
Duyduklarımızı, gördüklerimizi bütün belgeleriyle yukarıda yazdık.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100