Filistin, Kudüs, Trump İsrail ve derken BM kararı etrafında dönen bir gündemle baş başayız. Kudüs, Mescidi aksa sebebi ile bizim için herhangi bir şehir değil, Mescidi Aksa yeryüzündeki tüm insanlar vazgeçse, hatta tüm Müslümanlar vazgeçse İslam’ın vazgeçeceği bir adres değil!  Mescid-i Aksa’yı güçlü yapan işte bu nokta, bu İlahi vazgeçilmezlik…
Prof. Dr. Haydar Baş, Kudüs’ü Doğu-Batı ayırmak yerine Mescid-i Aksa bütünselliğinde ve merkeziyetinde imanlaştırdı ve orasını yıkılmaz bir güç haline getiren bir tarif ortaya koydu. Tüm duruşları gibi Hocamızın bu tavrının da üzerinde durulması ve dersler çıkarılması gerekiyor. Şu hakkı da teslim edelim ki, bu orijinal formül mevcut kup kuru iklimde tek akıl ve strateji olarak gözüküyor.
İkinci olarak şunu ifade edelim:
Kuru kuruya söylemler karın doyurmuyor. Büyük laflar, bir projeye dönüşmüyorsa hiçbir şey kazandırmadığı gibi dayak yemekten başkada bir işe yaramıyor. İşte Mavi Marmara olayı... Cumhuriyet tarihimizin çuval olayı ile birlikte en utanç verici hadisesidir. İsrail’e had bildireceğiz diye yola çıktık. Dayağı yedik, 20 milyon tazminata fit olduk ve oturduk yerimize! 
Onun için Mescid-i Aksa’nın samimiyetsiz kuru söze ihtiyacı yok! Aksa’nın akla, stratejiye, samimiyete ve tavra ihtiyacı var! Bu gözle baktığımızda ve az sonra değineceğimiz gerekçelere baktığımızda anlayacağız ki; Türkiye’nin Filistin diye bir davası maalesef yok. 
Peki, nesi var: İçerde sıkışmış siyasetin gündemi değiştirme diye bir derdi var hepsi bu!
Şimdi diyorlar ki Amerika için BM’den karar çıkardık! Madde 1; Bunun Mescid-i Aksa’ya kazandıracağı bir değer ve önemi yok! İki, bu karar Filistin ile ilgili çıkan ilk karar değil. Bugüne kadar BM’den Filistin ile çıkmış 10’larca karar var. Bu da onlardan sadece birisi. Filistin ile ilgili BM kararlarından birini burada hatırlatayım mesela... Meşhur 242 sayılı BM kararı... O karar ile hem İsrail’in 1967 yılı sınırlarına çekilmesi ve hem de Filistin’in bir devlet olarak var olacağı hükme bağlandı. Dahası ne biliyor musunuz? O karar da ABD’nin de imzası var! Selahaddin-i Eyyubi tasviri yapanlar üzülecek ama söyleyeyim bu karar son kararın fersah fersah önünde! 
BM tarihinde bu nev’iden karar fazlası ile var. Arşivde öyle boş boş bekliyorlar. Ama İsrail şişmeye ve zulme devam ediyor!
Ve kritik soru. Peki, bu kararı Türkiye’nin gücü mü çıkardı?  Tabii ki hayır! BM’de, dünya da zaten Filistin ile ilgili bir hassasiyet var. Ve her BM kararında bu ülkeler aynı oyu verirler. Yine aynısı oldu. Rutin tekrarlandı. Gerçek bu! Kimse kimseyi kandırmamalı. Şöyle düşünelim: mesela Avrupa Birliği ülkelerinin tamamı karar lehine oy kullandı. Onları olumlu oy kullanmaya biz mi ikna ettik! Eğer öyleyse, bu AB bizi çok ciddiye alıyorsa oldu olacak şu FETÖ’cüleri de teslim etsinler görelim. Hatta oldu olacak AB’ye de giriverelim! 
Şunu da ekleyelim. O kararı Konsey’e götüren 2. Ülke Yemen’di. Yemen şimdi dünyada çok itibarı olduğu için mi şu kadar ülkeden destek aldı!
Bunlar Filistin davasına hizmet etmez halkı uyutur, Mescid-i Aksa’yı ağlatır!
Filistin meselesi bir ihanetler tarihidir. Pek çok lider, siyaset Filistin üzerinden iktidar elde ettiği halde, gücü kazandığı gün o mübarek Mescidi Aksa’yı sırtından hançerlemiştir. Bu Ortadoğu’nun yazık ki gerçeğidir. Türkiye’de bundan vareste değildir. Mesela Milli Selamet ve devamı olan partiler Filistin, Filistin diyerek halkı etkilediler ve oradan da bir iktidar devşirdiler ama iktidara geldikleri an karakol ifadelerini unuttular. Yıllarca İmam Hatipler arka bahçemiz diyen Erbakan nasıl İmam Hatip’i, Kur’an Kursu’nu kapatan kararlara imza attı ise, Filistin defterini de İsrail ile imzaladığı anlaşmalarla kapattı. 
Yeri geldiği ve Kudüs dava ise şayet her şeyi konuşmamız gerektiği için söylüyorum: 28 Ağustos 1996 günü dönemin Başbakanı Necmeddin Erbakan tarafından Askeri ve istihbarat içerikli bir anlaşma onaylandı. Kiminle İsrail ile! Bu anlaşmanın ön şartı gizli kalmasıydı. Erbakan 23 Şubat 1996 tarihli İsrail ile yapılan ‘askeri eğitim anlaşması’nı ise reddediyor ve dönemin bir gazetesine gönderdiği tekzipte “bu anlaşma 23 Şubat 2016’da Çevik Bir tarafından imzalandı, biz iktidara 28 Haziran 1996’da geldik” diyor ve hedef şaşırtıyor. Oysa her hukukçu ya da azıcık devlet tecrübesi olan bilir ki bu tür anlaşmaları elbette askeri veya sivil bürokratlar imzalar ama önemli olan anlaşmanın yürürlük kazanmasıdır. Uluslar arası bir anlaşmanın yürürlüğe girmesi için ise Meclis’ten geçmesi, onay alması gerekir. Bu anlaşma acaba kimin zamanında gizlice Meclis’te onaylandı. Haydi tüm ihtimalleri kapatalım: İslamcı Erbakan, İsrail parmağını kaldırsa Filistin için mitingler yapan Erbakan,  iktidarı döneminde acaba İsrail ile yapılan herhangi bir anlaşmayı, bir anlaşmanın bir tek maddesini iptal etmiş midir? Öyle bir şey olsaydı emin olun bunu dünyada işitmeyen kulak kalmazdı!
Ama konunuz Erbakan değil. 
Soru şu: Hükümetin Filistin çıkışı yandaş kalemler hariç kimsede neden acaba hiçbir heyecan oluşturmadı? 
(Devam edeceğiz)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 2017-12-26 11:00:20

kafir israil kahrolsun diyenlerin perde arkasinda en büyük anlasmayi yapanlar oldugunu görünce insan tiksiniyor

banner137