Milli ekonomi modeli günümüzde uygulanan ekonomi modellerinin çıkmaza girdiği ve çözüm üretemediği, sürekli büyümeyi sağlayacak, para piyasalarında ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtaracak, dış borç sarmalından kurtulmamızı sağlayacak ve ekonomik problemlerimize farklı bakış açılarıyla yaklaşan, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş?ın tez olarak ortaya attığı modelin adıdır.

Milli ekonomi modelinin yaklaşımında ekonomide iki sınıf olduğu baz alınmaktadır.

1. Tüketen sınıf: Bu sınıf, yılda 100 milyar liranın altında geliri olan işçi, memur, küçük esnaf, ev hanımı, genç, çocuk, kadın ve erkeklerin oluşturduğu yani toplumun büyük bir kısmını oluşturan kesimdir. Bu kesim milli ekonomi modelinde tüketim görevini üstlenmiştir.

2. Üreten sınıf: Bu sınıf ise yıllık geliri 100 milyarın üzerinde olan kesimdir.

Milli ekonomi modelinde Prof. Dr. Haydar Baş yılda 100 milyarın altında geliri olan vatandaşlarımızdan yani tüketen sınıftan her türlü vergiyi kaldırmaktadır.

Bunun manası işçinin, m~|~emurun ve küçük esnafın yani tüketen sınıfı oluşturan vatandaşlarımızın vergilerden dolayı daha önce yapılan kesintiler de eklenince cebine giren para en az iki katına çıkması demektir.

Yine milli ekonomi modelinde ev hanımları, işçi statüsünde ele alınıp onlara emekli olma hakkı sağlanmakta ve doğan her çocuk için babanın maaşının 1/4?ü oranında devlet tarafından aileye para verilmektedir. Bu sayede tüketim sınıfını oluşturan vatandaşların daha çok para kazanması sağlanacaktır.

Daha fazla kazanan insanlar da daha fazla tüketim harcaması yapmaya başlayacaklar ve 1 gömlek alıyorsa 3 gömlek almaya, ayda 2 kg et tüketiyorsa 5 kg tüketmeye başlayacaktır. Dolayısıyla üretici sınıf daha çok üretmek zorunda kalacak ve bu sınıftan vergi alan devletin vergi geliri de tüketim ve üretimle doğru orantılı olarak artış gösterecektir. Yapılan istatistiklerde para, piyasada ortalama olarak yılda 15 defa el değiştirmekte ve devridaim olmaktadır. Milli ekonomi modelinin tüketen sınıf olarak tanımladığı 100 milyar liradan az geliri olan kesimden vergi almayarak bugünkü ekonomi şartlarında tüketen sınıfın cebine fazladan 40 katrilyon civarında para aktarmış oluruz. Bu 40 katrilyon yılda 15 defa sirküle olduğunda 600 katrilyonluk bir işlem hacmi oluşacak ve devlet 600 katrilyonluk işlem hacminden vergi alarak, paranın sirkülasyonu artıkça devletin vergi geliri de artacaktır. Bu vergi geliri de devlet için en az 150?200 katrilyon civarında olacaktır.

Oysa bugün AKP iktidarı IMF talimatları doğrultusunda ekonomiyi hiçbir zaman olmadığı kadar dışa bağımlı hale getirmiştir. Bu mantığa göre vatandaşın cebinde ne kadar az para olursa o kadar az alışveriş yapacak ve dolayısıyla tüketim azalacaktır. Tüketim azalınca üretici malını istediği miktarda ve fiyatta satamayacak, rafta kalan mal talep olmadığı için ucuzlayacak ve enflasyon düşmüş olacaktır.

Oysa bunun adı enflasyonun düşmesi değil, deflasyondur. Bir adım ötesi de stagflasyondur. Yani batmaktır. Oysa milli ekonomi modelinde tüketim devreye sokularak üretime pazar sağlanmaktadır. Böylelikle pazara giren birden fazla üretici rekabet oluşturarak hem fiyatlar seviyesini düşürmekte hem de sürekli büyüme sağlanmaktadır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100