Münafığın vasıflarını, özelliklerini Rabbimiz yüce Kur’an-ı Kerim’inde bizlerin istifade etmesi için açık açık beyan buyurmuştur. Firavun ve Nemrut gibileri, kâfirlere örnek karakterler olarak, Kur’an-ı Kerim’de gösterilirken Münafıklara örnek teşkil edecek bir isim veya şahıs olarak açıklanmamıştır.
Zaman içinde Münafığın vasıfları anlatılırken bizler Münafığı genellikle toplumların arka kesiminde durup insanlar arasında laf taşıyıp fitnelik yapan basit ikiyüzlü kişi olarak hayal etmişizdir.
Peygamber Efendimiz (s.a.a.) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.” (Buhari, İman ) 
Aslında bu hadisi şerif Münafığın vasıflarını kısaca özetlemektedir. 
Rabbimiz, yüce Kitabında münafığın en dikkat edeceğimiz özelliğini bizlere şöyle beyan etmektedir; “Onların durumu karanlıkta ateş yakan kimseler gibidir. Ateş etraflarını aydınlattığı zaman Allah onların aydınlıklarını gidererek kendilerini hiçbir şey göremeyecekleri koyu bir karanlıkta bırakır. Onlar sağır, dilsiz ve kördürler, bu yüzden dönemezler”. (Bakara suresi 17. ve 18. ayeti kerimler)
Ayeti kerime, bir misalle, örnekle münafığın durumunu bizlere anlatmıştır. Bilindiği gibi münafıklar ilk başta iman etmişler hatta Muhammedi davetin ileri gelenleri konumunda olmuşlardır. Bir taraftan insanları cennetle müjdeliyorlarken diğer taraftan cehennemin ateşinden kaçındırıyorlardı. Müjdelerden ağızları sulanıyor, uyarılardan da başları dönüyordu. Ağızlarından iman ediyorlar fakat kalplerine iman girmiyordu. Çünkü yaptıkları fenalığa ceza veren âdil bir Allah’a inanmak istemiyorlardı. Her türlü emellerine kul gibi hizmet edecek adaletten aciz bir ilah istiyorlardı. (Hak dini Kur’an dili tefsiri Elmalılı M. Hamdi Yazır. 1. Cilt 247. Sayfa)
Genel olarak her devirde, özellikle Peygamber Efendimizin (s.a.a.) asr-ı saadetlerindeki Münafıkların en büyük özellikleri kavimleri arasında sosyal mevkii, otoritesi, liderliği olan Abdullah b. Ubeyy b. Selul gibi ileri gelenlerinden olmaları idi. (Fi zilâl-il Kur’an 1. Cilt 57. Sayfa) 
Yani uzun lafın kısası bu ayeti kerimenin tefsirini gözden geçirdiğimizde, 
Münafık, anladığımız gibi laf taşıyan, yalan söyleyen, ihanet eden toplumun saygı duymadığı bir şahıs değil tam tersine toplumun değer verdiği, otoritesi olan karizmatik İslam topluluklarının liderlerinden oluyormuş. Ne yazık ki Müslümanlar seneler boyunca Münafıkları topluluklarının ileri gelenlerinde, liderlerinde aramamakla aldanmışlardır. 
Yaşamış olduğumuz 15 Temmuz kalkışması bunu en açık bir şekilde bizlere göstermiştir.   
Katade de bu ayeti öyle izah etmiştir; “Münafık kelime-i şehadet getirir. Bu onun dünyasını aydınlatır. Zira o, bu sözüyle Müslümanlarla evlenir, onlara mirasçı olur. Onlara karşı kanını ve malını korumuş olur. Fakat ölünce müminlerin erişecekleri nimetlerden mahrum kalır. (Taberi tefsiri 1. Cilt 135. Sayfa)
Rabbimiz yüce Kur’an-ı Kerim’inde bizlere her şeyi en ince detayına kadar açıklıyor. Yeter ki Hakkı isteyecek Hakk’a yönelecek bir kalbimiz ve bize doğruyu vaaz eden Rabbimizin bir dostu olsun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121