Resûlullah (s.a.a.), başlangıçta namaz kılmak istediği zaman gizlice Mekke yakınlarındaki vadilere giderdi. Hz. Ali de O’nunla gider ve beraber namaz kılarlardı. Namazlarını bitirince Mekke’ye geri dönerlerdi. Bu şekilde uzun süre Ebu Tâlib’den, diğer amcalarından ve akrabalarından gizli namaz kılmaya devam ettiler. Bir gün Ebu Tâlib onları namaz kılarken gördü. Resûlullah’a (s.a.a.), “Yaptığın bu ibadet nedir?” diye sordu.
Resûlullah (s.a.a.) şu karşılığı verdi: “Bu, Allah’ın, meleklerinin, elçilerinin ve atamız İbrahim’in dinidir. Allah Beni peygamber olarak gönderdi ve sen ey amcam, ilk önce öğüt vermeme ve hidayete devam etmeme herkesten daha layıksın. Bana olumlu karşılık vermeye ve bu dava uğruna Bana yardım etmeye herkesten daha uygunsun.”
Hz. Ali ise şöyle dedi: “Babacığım! Ben Resûlullah’a (s.a.a.) iman ettim. O’na tâbi oldum ve O’nunla beraber Allah için namaz kıldım.”
Ebu Tâlib, oğluna şu karşılığı verdi: “O, seni hayırdan başka bir şeye çağırmaz, O’ndan ayrılma.” (İbn Sebbağ, el-Fusûlü’l-Mühimme, s.33; el-Kâmil fi’t-Tarih, c.1, s.58, Taberi; Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali, s.258).
Ammâr b. Yâsir’den (radiyallahu anh) rivayetle; 
Ali, kıldığı bir nafile namazda rükûdayken, bir dilenci gelip yanında durdu. Yüzüğünü çıkartıp dilenciye verdi. Sonra Ali, Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip bu durumu bildirdi. Bunun üzerine Allah şu âyeti indirdi: “Sizin veliniz ancak Allah ve Resûlü'dür. Bir de iman edip namaz kılanlar, rükû halindeyken zekât verenlerdir.” (Mâide, 5/55). Bunun üzerine Resûlullah (s.a.a.) şöyle buyurdu: “Ben kimin mevlâsı isem Ali de onun mevlâsıdır. Allah’ım! Onu dost edineni Sen de dost edin! Ona düşman olana Sen de düşman ol!” (Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat'ta)
Umeys kızı Esmâ’dan (radiyallahu anhâ) rivayetle; 
Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) öğle namazını Sehbâ’da kıldırıp Ali'yi bir işe gönderdi. Dönünce Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ikindi namazını kıldığını gördü. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) başını Ali’nin kucağına koyup uyudu. Güneş batıncaya dek O’nu kımıldatmadı. Ondan (uyandıktan) sonra Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle dua etti: “Allah’ım! Kulun Ali kendini Peygamberi için hapsetti. Ne olur güneşi onun için geri çevir!” 
Dağların ve yerin üzerinde görününceye kadar güneş onun için tekrar doğdu. Bunun üzerine Ali, kalktı, abdest alıp ikindi namazını kıldı. Ondan sonra güneş tekrar battı. Bu olay, Sehbâ'da cereyan etmiştir."  
(Taberânî).
Hârice b. Mus’ab, babasından bildiriyor:
Sıffin’de İmam Ali ile birlikte konakladık. Gece pireler üşüştü ve bizi uyutmadılar. Biz de bu nedenle teheccüd kıldık. Sabah olunca İmam Ali’nin yanına varıp, “Ey Mü’minlerin Emiri! Allah, pireleri şöyle yapsın” diyerek dün gece pirelerin yaptıklarından dolayı onlara sövmeye başladık. Bu nedenle teheccüd kıldığımızı söyledik. İmam Ali, “Pirelere sövmeyin onlar olmasaydı teheccüd kılmayacaktınız” buyurdu. (İbn Asâkir, Tarih-i Dimeşk c.11, s.442).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121