İngiltere AB’den ayrılma (Brexit) kararı aldığında, bizler yazdığımız yazlılarda, bu kararın İngiliz ve AB halklarının ABD’nin dayattığı kapitalizm anlayışından bıkmaları ve Rusya’nın uyguladığı Milli Ekonomi Modeli’ne duydukları hayranlık sebebiyle olduğunu belirtmiştik.

Anketlerde ABD Başkanı olarak Clinton gözükmesine rağmen sürpriz bir şekilde Trump seçildiğinde, bunda da ABD halkının Rusya’nın uyguladığı Milli Ekonomi Modeli’ne duydukları hayranlığın, bu vatansever model vesilesiyle Rusya’nın dünyada barış duruşu göstermesinin önemli etkisi olduğunu ifade etmiştik.

Hatırlarsanız, Trump seçimlerden önce seçim vaadi olarak Milli Ekonomi Modeli’nin bazı projelerini sunmuştu ve MEM’i uygulayan Rusya ile iyi ilişkiler kuracağını vaad etmişti.

Biz bu gelişmeleri Milli Ekonomi Modeli merkezli değerlendirdiğimizde, bir takım çevreler bu değerlendirmeyi ütopik olarak değerlendiriyor ve duymazdan geliyor, görmezden geliyordu.

Anadolu Ajansı’nın servis ettiği şu haber, haklılığımızı bir kez daha ortaya çıkardı:

“Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, 8 milyarderin servetinin, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının varlığına eşit olduğunu açıkladı.

Merkezi İngiltere'de bulunan kuruluşun, internet sitesinde yayınladığı rapora göre, Microsoft'un kurucusu Bill Gates'in başı çektiği en zengin milyarderlerin sahip olduğu 426 milyar dolarlık servet, dünya genelinde 3,6 milyar kişinin varlığına denk geliyor.

Rapor, Amerikan ekonomi dergisi Forbes'ın yayınladığı "en zenginler" listesi ve İsviçre'nin önemli bankalarından Credit Suisse'ten derlenen verilerle hazırlandı.

Oxfam, gelir eşitsizliğinin giderek artmasında; vergi kaçakçılığı, üreticilerin büyük şirketler tarafından sömürülmesi, patronlar ve üst düzey yöneticileri daha da zenginleştirmeye yönelik çabaların büyük rol oynadığına dikkati çekti.

Gelecek 20 yılda 500 kişinin 2,1 trilyonluk servete sahip olması öngörülüyor.

Dünya çapındaki yoksul kişilerin yüzde 10'unun gelirinin 1988 ve 2011 yıllarında 3 dolardan daha az artarken, en zenginlerin yüzde birinin gelirinin 11 bin 800 dolar artış kaydettiği bildirildi…”

Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) Davos toplantıları öncesinde yayınlanan raporda bu tür, Kapitalizmin yol açtığı gelir adaletsizliğini vurgulayan veriler paylaşıldıktan sonra şu çarpıcı ve dikkat çekici tespite yer veriliyor:

“Eşitsizlik trendini tersine çevirecek yeni bir ekonomik modelin gelişmesi, İngiltere'nin AB'den çıkma (Brexit) kararını ve ABD'de kasım ayında düzenlenen başkanlık seçimlerinden Donald Trump'ın galibiyetle çıkmasının nedeninin anlaşılmasına yardımcı oldu.”

Dünyada şu ana kadar gelen 4 ekonomik model var: Feodalizm, Sosyalizm, Kapitalizm ve Milli Ekonomi Modeli…

Feodalizm zaten çökmüştü; Sosyalizm Sovyetlerin inkırazıyla çöktü; Kapitalizm ise 2007’de başlayan Mortgage kriziyle çöktü, bu gerçeği IMF başkanı, Soros gibi Kapitalist tetikçiler ve birçok Batılı lider ve ekonomist itiraf etti.

Şu anda yeryüzünde aktif durumda olan tek bir model var, o da Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli’dir.

Zaten raporda ifade edilen, “eşitsizlik trendini tersine çevirecek yeni bir ekonomik model” ifadesi Milli Ekonomi Modeli’nin tanımıdır.

Devletlerin, sosyal devlet projeleriyle vatandaşlarının cebine para koyması, tüketimi teşvik etmesi, milli geliri adil bir şekilde vatandaşlara pay etmesi, bu şekilde gelir adaletini sağlaması sadece Milli Ekonomi Modeli’nde olan bir anlayıştır.

Milli Ekonomi Modeli, teknik ifadesiyle dünyada tek “tüketim endeksli denge analizi”dir.

4 milyar nüfusa sahip BRICS devletlerinin başındaki liderler Milli Ekonomi Modeli’ni uygulama kararı aldıkları için, modeli, sahibi Prof. Dr. Haydar Baş’a danışarak madde madde uyguladılar ve dünyanın güç dengesi BRICS’e geçti.

Batıda ise seçimlerin belirleyici unsuru Milli Ekonomi Modeli projeleri oldu. Davos için hazırlanan rapor bunu açıkça ifade ediyor.

Fakat Batılı liderler, MEM’i uygulamak için değil, halklarının MEM projelerine duydukları hayranlığın gazını almak için seçim vaadi olarak kullanıyorlar.

Maalesef Türkiye’deki siyasiler de bu kapsamda…

Ama nereye kadar? MEM’i uygulayan ülkeler zirvedeki yerlerini korurken, MEM’i sadece bir seçim argümanı olarak kullananlar, verdikleri sözleri tutmadıkları için çökmeye mahkumdurlar.

Türk milleti olarak yapmamız gereken, dünyada yaşanan bu MEM merkezli gelişmeleri fark etmek ve doğru adreste, modelin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş ve Bağımsız Türkiye Partisi’nde karar kılmaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100