Bağımsız Türkiye Partisi, 24 Haziran seçimlerine katılmama kararı aldı. Peki neden bu kararı ilk başta daha seçime girmeye hak kazanan partiler listesi açıklandığında değil de son gün son saatlerde aldılar? Üstelik 600 kişilik milletvekili aday listeleri ve tüm evrakları hazır olduğu, tüm teşkilatlar çalışmak için beklemekte olduğu halde. Bu soru belki de bu seçim döneminin en önemli sorusu olarak karşımıza gelmektedir. 
Bağımsız Türkiye Partisi, başta Genel Başkan Prof. Haydar Baş ve kadrosundaki değerli isimler, parti ilk kurulduğu günden beri ve öncesinde de her zaman, her konuda yapıcı eleştiriler ile hem milletimizi hem de bizi yönetenleri ikaz etme ve çözüm yollarını gösterme gibi çok önemli bir görevi üstlenmişler, bunun için canla başla çalışmışlardır. Amaç hiçbir zaman birilerine yaranmak, bir yerlerden koltuk kapmak ya da bir şekilde rant elde etmek olmamıştır. Eğer böyle olsaydı, herkesin Avrupa Birliği’ne girmek için kapıları aşındırdığı, siyasete girip parti kurmak için icazeti ABD’den aldığı dönemde ‘Ne AB, ne ABD, Tam Bağımsız Türkiye!’ sloganı ile il il, ilçe ilçe gezip toplantılar, mitingler yapıp böyle yapılan siyasetin yanlış olduğunu milletimizin her bir ferdine anlatmaya uğraşmazlardı. Üstelik Haydar Baş Bey, konuşmalarında defalarca şahitleriyle beraber anlattığı gibi ABD, önce kendisine teklif ile gelmiş ve o bunu elinin tersiyle reddetmiştir. Çünkü vatanını, milletini birkaç dünyalık menfaate değişmeyecek, siyasetini de hayatında uğraştığı her işi de Allah’a hesap vereceğini bilerek yapan bir insandır. Yine herkesin Fethullah Gülen’le boy boy fotoğraflar çektirdiği, taa Pensilvanya’ya kadar ziyaretine gittiği, çocuklarını onun okullarında okuttuğu, Türkçe Olimpiyatlarında konuşmak için yarış ettiği ve iktidara gelebilmek için destek istediği dönemde Gülen Cemaati’ne en ağır eleştirileri yapan, Dinlerarası Diyalog çalışmalarının iç yüzünü ortaya koyup her kesimi uyaran yine Haydar Baş ve kadrosu idi. Üstelik de bu mücadele yüzünden FETÖ’cülerin açtığı onbinlerce sayfalık dosyaları olan davalardan yargılanan, kendisi ve ailesi mağdur olan ama sonunda hepsinden beraat eden Haydar Baş Bey’di. Yine oy uğruna her partinin yakın olmaya çalıştığı çeşitli dini cemaatlerin vermiş olduğu ‘Suriyelilerin canı, malı, kadınları helaldir.’ fetvaları ile mücadele eden. ‘Müminin kanı mümine haramdır’ ölçüsünü ortaya koyan, bu vesileyle yeniden gündem edilip bölünmemizi sağlayacak Alevi-Sünni çatışmasını da yazmış olduğu Ehl-i Beyt Külliyatı ve kongreleri ile il il dolaşıp anlatan ve bu oyunu da bozan yine Haydar Baş ve kadrosu idi. Yıllardır Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve mübarek annesine olmadık iftiralar atıp dinsiz diyerek halkımızla arasına girenlerle en büyük mücadeleyi veren, Atatürk’ün dindar bir insan olduğunu, Ehl-i Beyt’ten olduğunu ispatlarıyla ortaya koyup ‘Hoş geldin Atatürk’ kitabını kaleme alan ve aylardır ‘Atatürk Vatandır’ sempozyumları ile kadrosunu il il dolaştırıp her hafta bir program yaptıran ve tekrar tekrar uyaran yine Haydar Baş’tır. Öngörüleriyle, dik duruşu ile inandığı doğruları söylemekten asla vazgeçmeyişi ile siyasetin de aslında nasıl yapılması gerektiğini gösteren yine Prof. Haydar Baş’tır.
Bugün Türkiye’nin önünde kritik bir seçim var. Kim seçilirse seçilsin dağ gibi bir ekonomik krizle karşı karşıya kalacak. Bu öyle bir kriz ki kapitalist hiçbir klasik yöntem bunu durduramaz. Zaten hiçbir partinin bu konuda açıkladığı ciddi bir çözüm önerisi de yok. Bu alanda da Haydar Baş Bey’in Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Milli Devlet projesi tek çözümdür. Bunu bütün dünya kabul ediyor, birçok ülke uyguluyor. Ekonominin de kitabını yazmış, uluslararası kongrelerini düzenlemiş, Rus DUMA’sında konuşmuş, tezini anlatmış tek liderdir. 
Evet son 25 gündür ittifak görüşmeleri yapıldı, Haydar Baş Bey’in CHP’den aday olması gündeme geldi ve olmadı. Bu görüşmeler, rejim değişikliğine gidilen bu son seçimde Haydar Baş Bey’i meclise sokabilirsek belki bir şeyleri değiştirebiliriz çabasından başka bir şey değildi. O yüzden son güne kadar beklendi. Evet şu an bizler Haydar Baş Bey’in aday gösterilmemesinden dolayı, onu sevenler olarak üzgünüz, kırgınız, tepkiliyiz. Aslında bu tepkimiz asla bir araya gelemeyecek gibi görünenleri bir araya getirenlerin böyle vatanperver, ömrünü milletine hizmete adamış birine hayır demesinedir. Buna izin verenlere, gönlü razı olmasa da susanlaradır. Ve en çok da yıllardır böyle bir liderin kıymetini bilemeyip ona oy vermeyen, ya da bilip de alıştığından vazgeçemeyen, icazeti dışarıda arayanların peşinden giden halkımızadır. Elbette ki bu konuda bizlere destek olan, tepkilerini gösteren dostlarımıza da teşekkürü bir borç biliriz. Şunu herkes çok iyi bilsin ki mesele koltuk ya da iktidar meselesi değildir, mesele vatana millete hizmet etme, ülkenin bekasını sağlama meselesidir. Atatürk de Samsun’a çıktığında Bandırma Vapuru’nda yanında olanlar da dahil herkes manda ve himayeyi tek kurtuluş sanıyordu. Atatürk halk onu anlamamasına rağmen onları kurtardı. Bu durum onun başarısını engelleyemedi. 
Haydar Baş Bey'in amacı sadece iktidar olsaydı ilk başta kendisine gelen teklifi kabul ederdi. Amacı sadece koltuk olsaydı mevcut siyaset çarkının içine girer, hepsini de idare ederdi. Bu zekaya da, liderlik kabiliyetine de fazlasıyla sahip. Ama o iktidarı halkına hizmet için bir araç olarak gördü, her zaman milletim dedi, vatanım dedi, Atatürk dedi, cumhuriyet dedi, sorunları ortaya koydu, çözümler üretti, birlik dedi, beraberlik dedi, menfaat uğruna inandığı bu değerlerden asla vazgeçmedi, geçmiyor da. 
Niçin Haydar Baş? İşte bu yüzden. Şimdi soruyorum sizlere: Allah’a vereceği hesaptan korkan ve elinden geleni sonuna kadar yapmış olan, öngörüleriyle gidişata yön veren, üstelik çözümün de tek sahibi olan bir liderken Haydar Baş Bey’in mi diğer siyasetçilere ya da halkın ona teveccühüne ihtiyacı var, yoksa çözümü olmayan yöneticiler ve her geçen gün daha da zorluğa düşen halk olarak bizlerin mi ona ihtiyacımız var? 
Bu yazıyı tarihe bir not düşmek adına yazdım. Çok yakında bir gün herkes ‘Niçin Haydar Baş?’ demesi gerektiğini anlayacak çünkü. İnşaallah o gün geldiğinde iş işten geçmemiş olur...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Çiğdem Civelek 2018-05-23 01:52:26

Mükemmel bir yazı olmuş.Bu kadar güzel ve ancak bu kadar anlaşılır bir makale olmuş.Emeğinize kaleminize sağlık.Bizler her daim destekleyecek ve üzerimize düşen neyse onu yapacağız hiç kuşkusuz.Tekrar teşekkürler.

Avatar
Cuneyt ozgen 2018-05-30 13:31:07

Tek care haydar bas bunu belki anlayacaklar ama is isten gecmis olacak umalimki millet gec olmadan farkina varip yaptiklari hatadan donsunler eger donmezlerse cok buyuk sikintilar bizi bekliyor Allah yardimcimiz olsun