Erdoğan-Trump görüşmesinde nokta görmedik ama çok sayıda soru işareti var. Trump kızmasın diye, yapılan yanlış tercümeleri saymıyoruz bile. Biz “Suriye-PYD” diyoruz, Trump “Kore-Türk askeri” diyor.

Bizi duymuyor bile.

Rusya’ya karşı durduğumuz yeri hatırlatıyor, “NATO” diyor, “Yeşil Kuşak” rolümüzü ima ediyor. “Rusya tehlikesine” karşı “Batı için Türkiye çok önemli” demeye getiriyor.

Gerçektende Türkiye, Batı’nın NATO bekçiliğini yaptı. ABD, dünyayı yine Rusya ile korkutarak NATO’yu canlandırmak istedi ama dünya eski dünya değil.

Herkes kafayı değişti, biz hariç. Halen ABD’ye “müttefik” deyip duruyoruz. NATO’ya üyelikle kasılıyoruz. ABD’ye, NATO’ya “nokta” koymayı, aklımızın ucundan bile geçirmiyoruz.

İncirlik’i kapatmayı, ABD’yi üslerden göndermeyi dillendiremiyoruz bile.

Bağımlı siyasetin klavyesinde “nokta” yok, hep virgül var, bol sayıda ünlem ve sayısız soru işaretleri var.

Muhalefet farklı mı?

Tövbe!

“Milliyetçi” denilen parti lideri eski model ABD arabaları koleksiyoncusu sanki. “Cumhuriyetçi” bilinen parti lideri ise Atatürk’ün anasına sövülünce anca sesi çıktı.

Yazık, çok yazık bu ülkeye… Ülke insanına… Yalanlar ülkesi olmuş.

Anca öğreniyoruz, ABD kendine bir “yeşil kuşak” oluşturmuş, ‘zamanın bedi’si, diye yutturduğu ajanlarına “alim” kisvesi vermiş, “Zaman, İmanı Kurtarma Zamanı” diye, paso NATO’ya çalıştırmış.

Hükümetlerde bunların arkasındaki NATO gücünü görünce istisnasız destek vermişler,  ta ki, “15 Temmuz” da “FETÖ” diye patlayıverene kadar.

Adam bildiğin NATO ajanı!

Allah’ın kitabı yerini, ajanın kitabı almış!

Peygamberin mübarek sözleri yerini, ajanın SÖZLER’i almış!

Mezarda “Kur’an yerine dahi okunur olmuş.

İmanın kurtulması için ajanın kitabının okunması heriflerde “amentü” olmuş. Papa’ya ilk mektubu, o yazmış. İlk “Diyalog”cu o olmuş. Hıristiyanlarla “birlik” olmayı, ilk o savunmuş. “Mutlak dinsizliğe karşı, ‘Ehl-i Kitap’ ile ittifak” diye, ilk o zırvalamış.

Olayı sadece “Gülen” olarak görmek, buz dağını inkârdır. Bakın, her taşın altında bir “şakirt” çıkıyor.

Sayın Erdoğan Trump’tan Nurcu Gülen’i istiyor, Trump ise nurcu papazı istiyor. Nerden çıktı diyorsunuz değil mi?

Nurculuktan çıktı!

FETÖ’den tutuklu papaz varmış, Trump istedi de duyduk. Rahmetli Aytunç Altındal “Ortadoğu’da iki gizli kardinal var” demişti ve birinin Gülen olduğunu söylemişti.

Zaman yazarı nurcu Ahmet Şahin’de, “Ehl-i Kitap ile amentüde ittifakımız var” demişti. Nurculuk, Hıristiyanlığın bekleme odasıdır. Nurcu Papazları ve nurcu hahamları az mı duyduk.

Yıllardır papazların gizli Müslüman olduklarını anlatarak, kendi gizli gâvurluklarını gizledi bazıları.

Allah, “Ey Müslümanlar Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin” diye buyururken, Sait Nursi hep “Hıristiyan-Müslüman İttifakı”ndan söz eder. Neden?

Nursi Allah’a değil NATO’ya bağlı!

Nurculuk NATO öğretisidir!

Buyurun:

Said Nursi diyor ki: "Müslümanlık-Hıristiyanlık ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre, Nurcular, Hıristiyan ruhaniler ve misyonerler uyanık olmalıdır."

(Emirdağ Lahikası, I, s.1712; Tarihçe-i Hayat, s.434)

Hıristiyanı cennete Nursi sokuyor: İslam’a göre Müslüman olmayan cennete giremez ayet var. Ama Said Nursi diyor ki: "Birinci Dünya Savaşı'nda, bize karşı savaşmış da olsa, bir Hıristiyan ölmüşse ŞEHİT sayılır, ahirette mükâfatı vardır."

(Kastamonu Lahikası, 45)

Kendinin hep siyaset dışı olduğunu iddia eden Nursi, konu Hıristiyan ve Yahudi menfaati olunca, birden siyasetin göbeğine oturur. Bakın ne demiş:

Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler arasındaki ilişkilerde kimin yönetip, kimin yönetildiğinin önemi yoktur. Beraber yaşama şekillerinin belirlenmesi gerekir. (Said Nursi, Şualar, 14. Şua.212-213; Münazarat 1945)

Olayı gördünüz mü?

Bir Nurcu Haham Tuncay Güney vardı, hatırladınız mı? Askere “kumpas” bu hahamın iftiralarıyla başlamıştı.

Unutuldu değil mi!

Nurcu Papazlar, Y.Kapusuz, T.Öçal ve S.Yüksek gibi “Hıristiyan nurcu talebeler” nerdeler acaba?

Nursi’yi ve Gülen’i övüp göklere çıkaran Graham Fuller, papaz Michel’ler neredeler peki?

Hıristiyan ile birlik olmayı “din” gibi gösteren Nursigillerin, nurcuların “alevi” ile birlik olmaktan söz etmemeleri, “alevi-sünni” birliğini savunan bizlere ise “Alevi oldular, Şii oldular” demeleri çok manidar.

Neyse size bir soru: ABD, nurcu papaz Andrew’i Türkiye’den istiyor, nurcu “kardinal” Gülen’i Türkiye’ye vermiyor, Nursi’yi ölürken Türkiye’den almış olamaz mı?

Nerde bu herifin kabri?

Gerçi çokta önemli değil, boş verin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100