Besteci Bourget, Paris’te bir “cafe” de çayını yudumlarken çalan müziği dinliyordu. Garson hesabı getirdiğinde, siz benim müziğimi telif ücreti ödemeden çaldınız, ben de çayın parasını ödemiyorum, demişti. 1850’deki bu “cafe”  olayından sonra dünyada ilk mesleki birlik kuruluyordu; eser sahiplerinin haklarını koruyacak, bu hakların ihlâlini önleyecek bir örgüt SACEM (Societe des Auteurs, Compositeurs et Editeuers de Musique). Bir başka önemli örgüt Almanya’da GEMA’dır.
Türkiye’de de benzer örgüt kurmak için başkanlığını yaptığım MÜZKO’yu oluşturduk; yardımcılarım Yıldırım Gürses ve Ülkü Aker’di.
Fransa ve Almanya’da SACEM ve GEMA örgütlerini inceledik. Sonrasında ülkemizde benzer bir meslek örgütünün kurulması için Bülent Ecevit döneminde Yüksek Kültür Kurulu Başkanı Aziz Nesin ile görüştük ancak olumlu sonuç alamadık. Bizim çalışmalarımız müzik alanını kapsıyordu; Aziz Nesin, tüm yazarları da içine alacak projeyle gelirseniz yardımcı oluruz, demişti.
Tansu Çiller döneminde hem başbakana hem de Cumhurbaşkanı Demirel’e ulaştık. Nihayetinde, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda değişiklik yapılarak (1983) meslek birliklerinin kurulmasının yolu açıldı; 
MESAM (Musıki Eseri Sahipleri Meslek Birliği), İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), GESAM (Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) ve SESAM (Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği) oluşturuldu. 
Kitaplar, filmler, CD’ler, CD-ROM’lar, ses ve video kasetleri, bilgisayar programları, radyo ve televizyon yayınları kültür endüstrisinin ürünleridir. Hemen her yaştan her ulustan bütün gerçek ve tüzel kişiler kültür endüstrisinin müşterileridir. Burada önemli bir sorun eser sahiplerinin haklarının ihlâl edilebileceği ihtimali ve bunun takibidir.
İşte yukarıda açıklamaya çalıştığımız meslek örgütleri eser sahiplerinin menfaatini korumak amacını gütmektedir.
Bizde MESAM, müzik eseri sahiplerinin telif haklarını takip etmekte, onların adına telif ücretlerini tahsil etmekte, davalar açabilmektedir. MESAM başkanlığını yürüten Orhan Gencebay’ın istifası ve sonrasında Arif Sağ ile aralarındaki çekişme sanatımız açısından düşündürücü boyutlara ulaşmıştır.
Sanatın yok sayıldığı günümüzde sanatçılar birlik ve beraberlik içinde olmazsa, ATATÜRK’ün ölümünden sonra hiçbir devlet adamının ciddi şekilde sanata eğilmemiş olduğu bir ülkede kültür yozlaşması kaçınılmazdır.
Orhan Gencebay, kimi çevreler tarafından müziği sorgulansa da, arabeskin “Orhan Baba”sıdır. Minibüs müziğinin kralı olarak da bilinir. Fakir semtlerden hat alan minibüslerde dinlenen müziğin, ezikliği, dışlanmışlığı, garbanlığı seslendirmesi, bu tür müzikte üretken olan Gencebay’ı zirveye taşımıştır.
Arif Sağ ise milletvekilliği yapmış, Türk Musıkisi Devlet Konservatuarı’nda öğretim görevi üstlenmiş, sazında ordinaryüs olmuş emsalsiz bir bağlama virtüözüdür. 
Aslında Orhan Gencebay da fi tarihte halk müziği sanatçısı Ahmet Sezgin’in arkasında bağlama çalmıştır. Çakıl gazinosunda çok dinledim kendisini.
Her ikisi de sanatçı ve MESAM gibi çok önemli örgütte yönetimde. Şimdi birbirlerini suçluyor yarım asırlık bu iki dost. Gencebay, yönetim kurulu başkanlığından istifa etmiş, Mart’ta yapılacak genel kurula kadar başkanlığa getirilen Arif Sağ, Bakanlığa dilekçe vererek denetim istemiştir.
Ortalıkta yolsuzluk iddiaları dolaşıyor. Telif haklarının eser sahiplerine tam olarak ödenmediğinden tutun da kimi televizyon kanallarına “kıyak” yapıldığı, eser sahipleri aleyhine indirimli telif talep edildiğine kadar.
Siyaset kokuyor gibi bir durum var; yandaş kanallara mı müsamaha edilmiştir? El kesesinden ziyafet mi veriliyor? Eser sahiplerinin haklarını korumak için oluşturulan meslek örgütünde bizzat örgüt yönetimi eliyle haklar mı ihlâl ediliyor?
Ülkemizin yaşamakta olduğu toplumsal çalkantılı ve zor günlerde, her zaman olduğundan çok sanatçılara ihtiyaç vardır. Sanatçı hep iyinin ve güzelin yanında olur, toplumu iyileştirir. İnsanı sevmeyi öğretir.
Bir düşünürün sözüyle bitirelim: “Bir ülkede akıl ve sanattan çok, servete değer verilirse, bilinmelidir ki orada keseler şişmiş, ama kafalar boşalmıştır.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
tonyalı 2018-02-16 19:26:08

yazınızı okudum.gencebüy arif sağ dan müzikalıte olarak çak yüksektir..ayrıca gencebay da büyük bir bağlama virtüözüdür

Avatar
barış can 2018-03-10 18:08:01

Orhan Gencebay'ı 3 bölümde inceleyebiliriz. 1. Bölüm: Bağlama çaldığı ve trt'ye de sırf bu kabiliyetiyle girdiği bağlama virtiöziteli dönemi. 2. Bölüm: Arabesk adıyla anılan müziği geliştirerek popülistleştiği ve yarı bağlama virtiözü ve ses sanatçısı/bestekar olarak öne çıktığı... Seveninin ve nefret edeninin oluştuğu bölüm. 3.Bölüm: Akil adam olduğu, mesam ve borsa ile anıldığı iş adamlığıyla ve siyasallaşmış görüntüsüyle biraz daha farklılaşan bir ticaret adamı görüntüsü... Fakat netice olarak bunlar Orhan gencebay ismini batırmamıştır ve bir sanatçı olarsk damgasını türk müzik tarihine vurmuştur.