Cihana İslamiyet’i egemen kılmak isteyen bir devlet; tek amacı ilahi kelimetullah uğrunda cihat eden, tek bayrak, tek devlet ve tek halife hedefinde kararlı bir imparatorluk, niçin Yahudilere müsamahakâr davransın? Niçin Havra inşa etsin? 
Osmanlı kendi eliyle direk havra açtı mı? 
Cevabına şaşıracaksınız, evet açtı. 
Osmanlı Müslüman askerleriyle fethettiği şehirlere Yahudi göçü aldı. 
Orhan Bey Bursa’yı fethettiğinde ilk izin verdiği Ets Ahayim(hayat ağacı) havrasıdır. Ayrıca bir Yahudi Mahallesi kurmuştur.  
Yahudilerin Bizans devrinde İstanbul’da iskânlarına izin verilmiyordu. Sultan II. Mehmet şehri fethettiğinde Yahudilere, İstanbul’daki Edirnekapı semtinde Tekfur Sarayı’nın hemen karşısında havra izni vermiştir. Sur içinde kalan Balat mahallesini Yahudilere ait bir iskân ve ticaret mahalli olarak seçmiştir. 
Memlüklülerin bereketli topraklarının işgalini tamamlayan Osmanlı sultanı Yavuz Selim, Anadolu’da ve Mısır’da Müslümanlara karşı yapmış olduğu sert çarpışmaların tersine, Kudüs’te Yahudilere karşı şefkat kucağını açmıştır. 
Osmanlılar Kudüs’ü ele geçirmeden önce, Baybars’ın uyguladığı vergilendirme ile şehirde gayrimüslimlerin iskânı gayet zor ve imkansızdı.  
Yavuz Selim, Yahudilerin Kudüs’te iskân ve ticaretlerine kolaylık sağlamış, hatta Avrupa’da baskı altında kalanların Filistin’e Kenan iline göçlerinde aktif rol oynamıştır. 
Kudüs’e, ilk düzenli Yahudi göçleri, Yavuz’un Kudüs’ü ele geçirmesiyle başlamıştır. Yahudilere karşı Osmanlı’nın kuruluşundaki açılım, Kudüs’te doruğa çıkmıştır. 
Yahudilere meşhur Ağlama Duvarı’ndaki ayin yapma yasağını M.Ö.63 yılında Romalı komutan Pompey II. Tapınağı yıktığında koymuştu. Bu yasağa son veren, kanun koymasıyla meşhur Osmanlı padişahı Kanun-i Süleyman’dır. 
Evet, “Filistin’i zinhar satmadık!” diye söyleyip, hem Kudüs’ü, Yahudilerin iskânına ve ticaretine sonuna kadar açmaları, göçlere izin vermeleri, hem de Ağlama Duvarı gibi simgeleşmiş bir ayin mekânını, 1600 yıl sonra ayine açmaları herhalde basit bir olay değildir.
Bir de Kudüs’ün Kanuni devrinde, yenilenip genişletilen şehir surları vardır ki; Eski surların dışında, sonra dan kurulan Yahudi mahallesi, yeni şehir surlarının inşasıyla, surların içine alınmış ve böylece sanki Yahudilerin iskanı şehirde çok eskiymiş görüntüsü verilmeye çalışılmıştır. 
Kanuni Sultan Süleyman gibi diğer bazı Osmanlı padişahlarının Yahudilere neden ve niçin bu kadar müsamahakâr davrandığının araştırılmasını tarihçilerimize bırakıyorum.
Filistin toprağını satmayan, II. Abdülhamid bu konuda en çelişkili padişahtır. Yahudilerin, hiç sevmediklerini iddia ettikleri padişahın, zaferi için, meşhur 93 Harbi’nde Ruslarla savaş eden Osmanlı askerlerinin zaferi için ayin yapıp dua etmeleri şaşılacak bir olaydır.
Osmanlı Yahudilere toprak satmadı, doğru... 
Ama öyle bir siyaset ortaya koydu ki, Kudüs’ü Yahudilere altın tepside bedavaya sundu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100