Misyonerlikle ilgili yazdığımız yazıları toplasak herhalde bir kitap olur. Biz bıkmadan usanmadan yazıyoruz ama, dinlemesi gerekenler kulaklarını öyle bir tıkamışlar ki, facianın boyutu da her geçen gün artıyor.

Facia diyorum, çünkü gençlerimiz yanlış din eğitimi, modern İslam görüşünü pompalayan ilahiyatçıların açtığı kapı ve Vatikancıların diyalog sürecinin ortaya koyduğu ?Mesih yoluna özendirme? mantığı ile öylesine bunaldı ki, tam bir dini kimlik bunalımı içerisine düştüler.

Bir yandan kiliseleri dolduruyorlar bir yandan müslümanız diyorlar. Tamamen din değiştirenlerin yanında, iki dini bir arada idare edenler de var!

Modern din anlayışı teorisyenlerinin ve Vatikan muhiplerinin ?ortak din anlayışı? yavaş yavaş ürünlerini vermeye başlıyor.

Trabzon?da yayınlanan Karadeniz Gazetesinde çıkan bir haberi aktaracağım sizlere ve ?ne demek istediğimi? daha iyi anlayacaksınız.

Karadeniz Gazetesi?nde yayınlanan kilise haberini geniş bir şekilde alıyorum sütunuma. Şöyle diyor haberde: ?Ü~|~niversite sınavlarının yaklaştığı şu günlerde kiliseye giderek papazla dua eden öğrenci sayısının giderek arttığı kilise görevlilerince belirtildi. Sınav duası yapmak için kilisenin yolunu tutan öğrenciler, tanınmamak için büyük çaba harcıyor.

Kilise görevlileri ayinlere gelen Türklerin sayılarındaki artış üzerine haftada bir saat Türkçe ayin yapmaya başladılar. Trabzon?da bulunan Santa Maria adlı İtalyan Kilisesi üniversite sınavını kazanmak isteyen öğrencilerin akınına uğradı. Ailelerinden gizlice kiliseye gelen öğrenciler; ?Bazı kişilerin papaz duasının sınav kazanmada etkili olacağını söylemeleri üzerine ilk kez kiliseye geldik. Ailelerimiz bunu bilmiyorlar? dediler. Kilise görevlileri ?iki aydır kiliseye gelen Türk ziyaretçilerin sayısında büyük artış olduğunu? belirterek ?gelen Türklerin ayinlere de katıldıklarını onlar için haftada bir saat Türkçe ayin yapıldığını? söylediler.

Önceleri merak ettiği için kiliseye gittiğini söyleyen Samsunlu bir genç ?Kilise yöneticilerinin Türkler için hergün 14?15 saatleri arasında kiliseyi açık tuttuklarını? belirtti. Aynı genç ?bunlardan bir kısmının Hıristiyan dinini benimsediğini, önemli bir bölümünün de papaz duası için kiliseye geldiğini? söyledi?.

Gazetenin haberi böyle. Haberi uzunca aldım ki, bazı kafalar uzunca düşünsün.

Demek ki neler oluyor:

1? Gençlerimiz üniversite sınavını kazanmak için kiliseye giderek papaz duası yapıyor, papazla ?haçın gölgesine? giriyor.

2? Kiliseye gelen gençlerimizin bir bölümü ?atmosferden etkilenerek? Hıristiyan oluyor.

3? Diğer bir bölümü hem papaz duası ve haçın takdisini alıyor hem de Müslümanım demeye devam ediyor. Yani tam bir ?dinsel kimlik faciası, din ikilemi? ortaya çıkıyor.

4? Aileler bu olaylardan haberdar olmuyor.

Diyanet İşleri Bakanımızın, derin hoşgörüsünü ispatlamak için katıldığı kilise toplantılarında papazlara hitaben ?aynı bâdenin sarhoşlarıyız? dediği bir konjonktürde elbette ki karşımıza böyle bir tablonun çıkması çok da anormal değil ama biz yarınlarımızı düşünerek bu ?misyoner girdabına? bir çare bulmak zorundayız.

Gençlerimiz daha hayatlarının baharında iken hangi saiklerle yanıbaşlarındaki camiye ve o caminin hocasına koşarak duasını almayı değil de, kiliseye ve kilisenin papazına koşuyorlar?

Son yıllarda yaşadığımız ?imamı, hocayı, camiyi, müezzini, Kur?an?ı? habire hor gören, eleştiren, din adına ne görse cepheden saldıran mantığın herhalde papaz duasına koşan gençlerimizin durumunu görerek ?kafasını taşlara vurma zamanı? gelmiş olsa gerek.

?Dine modern bir bakış açısı getiriyoruz, dinler arasında bir hoşgörü, diyalog ortamı tesis ediyoruz. Hıristiyanlık da hak dindir, onlarla amentümüz birdir? diyen anlayışın da, eğer yüreklerinde zerre kadar iman kırpıntısı varsa ?papaz duasına koşan gençlerimizin? acınası durumuna katkılarından dolayı ?istiğfar etme? gereği duyacaklardır herhalde.

Bir her zaman söyledik; misyonerlikle mücadele sadece polisiye metodlarla başarılacak bir iş değildir. Asıl mücadele sahası manevidir. Ve çocuklarımıza köklü bir din eğitimi vermekten geçmektedir.

Kilisede o gençlere İncil uzatan papaz gayet rahattır ve hiç kimsenin kendisine müdahale etmeyeceğine emindir.

Ama aynı gencin bir imamın yanına gitmesi ve hocaefendiden Kur?an?ı Kerim hakkında bilgi istemesi halinde durum çok farklıdır. Hocaefendi yanına gelen gence Kur?an?ı öğretmek için ona yaşını, okulunu sormak durumundadır. Aksi takdirde başı derde girecektir.

İncil uzatan ele sağlanan hürriyet, Kur?an uzatan ele misliyle sağlanmazsa karşılaşacağımız tablo daha da acı olacaktır.

Her Türk gencine göğsünü gere gere, korkmadan, çekinmeden, ?acaba bir baskı görür müyüm, acaba bir baskına uğrar mıyım? diye telaşa kapılmadan kendi dininin mukaddes kitabı Kur?an?ı Kerim?i her zaman ve zeminde öğrenme, okuma, tahsil etme yolunu açmadan da misyonerlikle mücadelede başarılı olunamaz.

Herkes iyi bilsin ki Kur?an?ını, dinini, peygamberini öğrenen ve seven, bayrağını ve vatanını da katmerli bir şekilde sevmenin manevi tohumunu almış olur.

Aksi halde biz daha çok ?papaz duası? yazıları yazar dururuz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100