Gözleri son derece keskin bir insanı veya bir hayvanı zifiri karanlık bir yere koysak ve yıllar sonra çıkarsak o canlının keskin gözlerinden eser kalmadığına şahit oluruz. Karanlık artık onu hapsetmiştir, körlüğe mahkûm etmiştir. Karanlığa bakmak onun madden dünyasını karartmıştır.

Peki, karanlığa bakmak, karanlık bakmak manen de dünyamızı karartır mı? El-cevap: Evet, karartır. Fakat bu sefer maddi anlamda ışık vardır, olmayan isen manevi ışıktır. İnsan, kendi ışığını kendi kendine böyle söndürür işte.

Karanlık bakarsak dünyamızı kaybederiz. Karanlık bakarsak muhtemeldir ki benliğimizi, gayemizi unuturuz. Ve belki de karanlık bakarsak çizgimizin dışına çıkarız. ''Mustafa bana hakaret etmiş. Zehra hep böyle zaten! Ali'yi görmeye tahammülüm kalmadı. Seyyid kesinlikle haksız. Hüseyin yalan söylemiştir, iftiracıdır' gibi ifadeler kullanıyor isek muhtemelen baktığımız pencere bâtıl ve karanlık penceredir.

Bunların yerine ''Öyle dediler ama Mustafa'nın kimseye hakaret edeceğini sanmıyorum. Zehra aslında tertemiz biridir. Ali bana Allah'ı hatırlatıyor. Seyyid de haklıdır, bir de onu dinlemeliyiz. Hüseyin yalan söylemez, bunu yapsa bile ancak barışı sağlamak içindir" şeklindeki ifadeler ise ayın on dördü gibi aydınlık bir pencereden baktığımızın nişanesidir. Bu konuda benim penceremi de aydınlattıkları için İcmal mektebinden Yücel Demir ve Bilal Uyanık (Türkolog) ağabeylerime teşekkürlerimi sunarak sözü Efendimize, âlim ve bilginlere bırakıyorum.

'Peygamberimiz'e bir gün Ebu Cehil rastlamış ve şöyle söylemişti: "Ya Muhammed ne çirkinsin. Senin gibi çirkin adam görmedim."

Hz. Rasûlullah ona, "Haklısın" buyurmuştu.

Biraz sonra Hz. Ebubekir, Peygamber aleyhisselama rastladı. O da görür görmez, "Ya Rasûlallah ne kadar güzelsiniz" dedi.

Peygamber Efendimiz ona da aynı cevabı verdi: "Haklısın."

Bu iki cevaba da şahit olan ashab-ı kiram hayretle sordular: "Ya Rasûlallah, Ebu Cehil 'ne kadar çirkinsin' dedi, haklısın dediniz. Ebu Bekir 'ne kadar güzelsin' dedi ona da haklısın dediniz. Sebebi nedir?"

Buyurdular ki: "Ben bir ayna gibiyim. Bana bakan kendisini görür. Dolayısıyla Ebu Cehil baktı kendisini gördü ve çok çirkinsin dedi, haklıydı. Ebu Bekir baktı o da kendisini gördü, çok güzelsin dedi, o da haklıydı. Onun için öyle cevap verdim.''

Prof. Haydar Baş diyor ki: ''Allah'ın sevgilisi bir gün yürüyor. Bir köpek leşi görüyorlar. Sahabe, 'Ya Resûlallah ne kadar kötü kokuyor bu' diyor. Bakın o kerih kokudan Allah'ın Sevgilisi neyi görüyor. Peygamber Efendimiz, 'Ne güzel dişleri var bunun' diyor. Köpek öldükten sonra o kadar da güzel görünmez ama ondaki güzelliği görüyor. Bu ne büyük bir ölçü! İnsanlığın bugün muhtaç olduğu ölçü, bana sorarsan bu.''

Mevlânâ diyor ki: ''Nasıl bakarsan öyle görürsün.''

''Kulak sadece vasıtadır, vuslata erense göz. Göz hâl sahibidir, kulaksa dedikodu.''

''Gözün bir an içinde gördüğünü, dil yıllarca söylese anlatamaz; kulak, anlayışın bir anda gördüğünü, anladığını yıllarca dinlese bitiremez.''

''Başın ırmağın suyuna daldığında ırmağın rengini nasıl görebilirsin?''

''Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür.'' ''İnsan gözdür görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.'' İbn-i Sina da diyor ki: ''Sevmeyerek baktıkları için beni fena görüyorlar. Severek baksalardı bende fena görmekte oldukları şeylerin iyi olduğunu görürlerdi.''  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100