Malumunuz ortalık fitne-fesat, kin-intikam cümleleriyle kavruluyor. Biz bu ortamdan uzaklaşarak hayatın güzelliklerinden, hayatı güzelleştirenlerden bahsederek ruhumuzu gıdalandırmaya çalışıyoruz.

Bu hafta ‘Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım’ ilahi lütfüne mazhar olmuş, diğer bir ifade edilen bizlerin varoluş vesilesi Peygamberimizden (s.a.a) yazmaya başladık. Devam edelim.

En son, Peygamberimizi örnek almamız lazımdır, demiştik.  Demiştik de, Abdülkadir Geylani Hazretlerinden de tatlı bir fırça yemiştik.

“Peygambere (s.a.a) lafla uyulmaz. Onun çizdiği yola girmek ve yaptıklarını yapmak icap eder. Bunu yaptığın takdirde kalbin doğruya döner. Bundan sonra nefis ıslah olur.”

Mümin hiçbir zaman bir işin, iddiasının laf yönü ile meşgul olmaz. Her daim icraat yönünü fiiliyata geçirir. Peygamber sevgisi de öyledir. Tabi bu noktada bir iddiayı, icraata geçirmek için önce iddiamızın ne olduğunu bilmeliyiz.

İddiamız neydi? Hz. Muhammed’i (s.a.a) seviyoruz. Peki, Hz. Muhammed’i tanıyor muyuz? 

Yüce Allah (c.c) “Sizin için Allah’ı ve ahiret gününü arzu edenler ve çok zikredenler için Allah Resulünde en güzel örnek vardır.” (Ahzap Suresi 21)

Bu noktada Muhterem Hocam diyor ki; “Peygamber Efendimizi, inandım diyen mümin kardeşlerimizin tanıması kadar fevkalade bir vazife, bir hak olamaz. İnsanların hayatında ideal bir şahsiyet, bir ahlak numunesi, bir karakter anatomisi olmazsa o insanların hayatında istikrarda, berekette, muhabbette, dostlukta olmaz.” (Yaşayan Kuran; Sünnet sh:116)

Peygamberimiz hakkında hepimiz bir şeyler biliriz. Bu bildiklerimizin hemen hepsi de kulaktan veya camilerde hocaların anladıklarından, anlattıkları kıssalardan ibarettir. Öyle değil mi? En basitinden tahiyyatlarda ‘salli-barik’ okuyoruz. ‘ali İbrahim ve ali Muhammed’ kimdir, biliyor muyuz? Soruyor muyuz?

Maalesef bizler, Peygamberimizi tanımıyoruz. Zaten bu yüzdendir ki, İslam dünyası ve Müslümanlar çer-çöp haline gelmiş vaziyette.

İşte bu noktada hep beraber Gavsul Azam Abdülkadir Geylani Hazretlerinden tatlı bir fırça daha yiyelim;

“Yazıktır. Kuranı ezber ediyor, sonra onun buyurduklarını tutmuyorsun. Peygamber (saa) Efendimizin adetleri hep ezberinde ama onun yaptığını yapmaya yanaşmak elinden gelmiyor. Neden? Bu halinle ne olmak ve ne yapmak sevdasındasın?

Neden sözle iyi, işe gelince ihtilaf? İman iddiası yaparken, imansız bulunmak seni utandırmıyor mu? İman sahibi her şeye göğüs gerer, iman budur…    Hakkın kapısını yitiren, halkın seçtiği yola oturur; onların elindekine koşar. Hak yoldan şaşan ve sapan, halkın yolunu keser…

Yazık sana; kıştır diye susuz yerde duruyorsun… Yakında yaz gelecek. Yanınızdaki sular çekilecek. Deniz sahili sana kalmayacak…” (İlahi Armağan sh:72)     

Yüce Allah (c.c) ne emrediyordu? “De ki; eğer Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki, Allah’ta sizi sevsin” (Ali İmran 31)

Ne yapacağız? Allah Resulüne tabi olacağız. Nasıl tabi olacağız? Cevabı Muhterem Hocamdan aktarayım;

“Her Müslüman; Allah’ın (c.c) Kitabını, Allah’ın (c.c) dinini anlama, kavrama ve yaşama noktasında Resulullah’ın siretine, rehberlik ve önderliğine muhtaçtır…

Ne kadar aranırsa aransın Hz. Muhammet’ten (sav) daha ideal, daha güzel bir örnek vermek mümkün değildir. İnsan, Onu (s.a.a) tanıdığı, Ona yaklaştığı, Onun varislerine dost olduğu, Onun davasına sahip çıkanlarla beraber olduğu nispette kemale doğru adım adım ilerler. İşte Asr-ı Saadet bu dostluk ve kardeşliğin yaşanmasında mümine işaret taşı olmakta, ipuçları vermektedir…” (Rahmet-el lil Alemin c.1 sh:5)

Şimdi hep beraber Peygamber Efendimizi tanımaya başlayalım. Hem de Abdülkadir Geylani Hazretlerinin dilinden;

   “Peygamber Efendimiz (sav) çok düşünürdü. Daima tefekkür halinde idi. Az sevinirdi. Gülerken ancak ön dişleri açılırdı. Onun (sav) üzüntülü zamanı, sevinçli zamanından daha çoktu. Sen, Onun ümmeti değimlisin? Onun gibi ol… Az gül. Ancak karşındaki zatın kalbini hoş etmek için tebessüm et. Peygamber(sav) Efendimizde öyle ederdi. Kalbi o kadar hüzünlü, Hak’la o kadar meşguldü ki, ashab-ı kiram olmasa, dışarıda yapılması gereken bazı şeyler olmasa evinden dışarı çıkmazdı… Kimsenin yanına varmaz, halktan hiç kimse ile konuşma.” (İlahi Armağan sh:57)

(yarın devam edelim)…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100