03 Eylül 2008 Çarşamba 00:00
876 Okunma
Bin kere düşünüp bir adım atmalıyız

Bölgemizdeki gelişmelerden dolayı Türkiye'nin hassas bir dönemden geçtiğine işaret eden Prof. Dr. Haydar Baş, titizlikle adım atılması gereken bir dönemden geçtiğimizi söyledi.

Prof. Dr. Baş konuşmasında Montrö anlaşmasının önemine de değindi. ~|~

 



Karadeniz ve Kafkasya'da gelişmelerin hızına yetişemediğimiz şu günlerde Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye'yi yönetenlerin önüne ışık olacak çok önemli ve çarpıcı açıklamalar yaptı. Kafkasya'daki gelişmelerden dolayı Türkiye'nin hassas bir dönemden geçtiğine işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, siyasilerin çok düşünüp titizlikle adım atması gerektiği bir dönemden geçtiğimizi söyledi. Konuşmasında Montrö anlaşmasının önemine de değinen BTP Genel Başkanı, Montrö'nün Türkiye'yi koruyan bir anlaşma olduğuna dikkat çekti.

Tarih tekerrür etmesin
Osmanlı İmparatorluğunun Cihan savaşına iki Alman gemisinin Sivastopol'u bombalamasıyla girdiğinin altını çizen Prof. Dr. Baş, "tarih tekerrür edebilir" uyarısında bulundu. Prof. Dr. Baş şunları söyledi:
"Yavuz ve Midilli diye Almanlardan aldığımız iki tane savaş gemisi vardı. Bu iki savaş gemisi hatırlarsanız, Sivastopol'u bombardımana tabi tutuyor ve Osmanlı, Cihan savaşına bu olaydan sonra girmek mecburiyetinde kalıyor. Milyonlarca kilometrekareye sahip olan Osmanlı coğrafyası, bu savaştan sonra paramparça oluyor. Sebep? İki geminin Osmanlı adına Sivastopol'u bombalamasıdır. Ben, Allah korusun, şu anda Karadeniz'e giren gemilerin fonksiyonunu böyle tahmin ediyorum. Eğer böyle bir yanlış olursa, bunun faturası çok ağır biçimde Türkiye'ye çıkar. Şu anda hatırlarsanız NATO karargâhlarında Türkiye'nin parçalanmış haritaları vardır. AB lobilerinde ve ABD'de Türkiye'nin parçalanmış haritaları vardır. Şimdi böyle bir durumda, bir savaş vukuunda Türkiye Cumhuriyeti devleti paramparça olarak önümüze gelebilir. Bunlar vehim değil, hayal değil... Bunlar olayın belki sonucudur; ama Türkiye'yi bu sonuca taşıyacak olan, öyle menfaatlerimiz elimizden gidiyor ki, bu sonuç maalesef doğal bir sonuç oluyor. Yüce milletimiz bu zararları gördükten sonra ayıkacak, "Allah Allah biz ne büyük yanlış yaptık" diyecek.

Rusya bu düşmanlığı hak etmedi
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Durduk yere Rusya'yı Türkiye'nin başına bela etmenin manası nedir?" diye sorarak, Türkiye'nin çıkarlarının Rusya'nın karşısında olmamaktan geçtiğine işaret etti. Prof. Dr. Baş şunları söyledi:
"Durup dururken bu Rusya'yı başımıza bela etmenin manası nedir? Sebep ne? Yani Rusya bu düşmanlığı hak edecek bir tavır bugüne kadar ortaya koydu mu Allah aşkına? Deyin ki, şu sebepten dolayı bunlara karşı çıkıyoruz. Veya siz hangi sebepten dolayı Gürcistan'a şiddetle sahip çıkıyorsunuz? ABD böyle istiyor diye? Ama sizin menfaatleriniz bugün ABD'nin safında olmakta değil; Karadeniz'de Rusya'nın en azından karşısında olmamaktan geçiyor."

Rusya vazgeçilmez bir pazar
AB ülkelerinin Gümrük Birliği anlaşmasına rağmen Türk mallarına kota ve vergi koyduğuna dikkat çeken BTP Genel Başkanı, Rusya'nın Türkiye için vazgeçilmez bir pazar olduğunu söyledi. Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: "Şimdi izah edeceğim, bakınız: Biz Tekstil mamullerimizin Avrupa'ya ihracatını gündeme getirdiğimiz zaman önümüze kotalar koydular. Gümrük Birliği anlaşmasına göre, bu kotalardan alınacak olan mamullere gümrük vergisi konulmaması gerekiyordu, ama maalesef bu vergileri koydular. Dün Avrupa pazarında satılan Türk mamulleri tekstil mamulleri maalesef bugün kendisine pazar bulamıyor. Ama Rusya için böyle değil. Rusya'ya istediğimiz kadar istediğimiz şekilde, istediğimiz şartlarda, tekstil mamullerini ihraç edebiliyorduk. Şimdi ne oldu? Koyduğumuz bu tavırdan dolayı gümrük kapılarında tırlar bekletiliyor. İfadelere göre binlerce tır kapıda bekliyor. Peki, bunun faturasını kim ödeyecek? Bu suç kime aittir? Rusya'ya mı, bana kalırsa hayır. Kime aittir? Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Sayın Kürşat Tüzmen ne diyor? Şimdi biz de onlara onların yaptığı muameleyi yaparız diyor. Allah Allah yahu sen ne yapıyorsun, adamın nesini satın alıyorsun? Rusya senin önüne öyle bir pazar olarak ortaya çıktı ki, senin büyük bir velinimetin. Batı dünyasına ona verdiğinin onda birini vermiyorsun, veremiyorsun, almıyor zaten. İki, bugün sebzesi, meyvesi bütün yiyecek malzemesi Rusya'ya Türkiye'den gidiyor. Ve bu sebeple Türk insanı çok ciddi karlar elde etti. Çok ciddi imkânlar elde etti. Nereden? Ege bölgesinden, Akdeniz'den ve Karadeniz bölgesinden? Burada tarım ürünleriyle uğraşan arkadaşlarımızın tamamı Rusya'dan bu ihracatta kendisine pazar bulmuş ve dostane ilişkiler geliştirmiş, fevkalade bir mevkiye, bir rütbeye sahip olmuşlar. Yetmedi, inşaat sektörümüz Rusya'da kendisine çok ciddi imkânlar buldu. Onlarca milyar dolar o dünyadan kazanıldı. Şimdi bütün bunlar bir araya toplanırsa, öyle bir şamar yiyoruz ki, bütün bu gelirlerimiz bir anda gitme noktasına gelmiştir. Yetmedi, yahu senin elektriğin oradan geliyor, yani oradan aldığın enerjiyi elektriğe çeviriyorsun. Öyle değil mi? Doğalgazın da oradan geliyor. Bununla ısınıyorsun."

Rusya'yla aramızı iyi tutmalıyız
"Rusya'nın AB ülkeleri gibi Türk mallarına boykot uygularsa halimiz hiç de iyi olmaz" diyen Prof. Dr. Haydar Baş, Rusya ile Türkiye'nin arasının daha fazla açılmaması konusunda yetkilileri uyardı. BTP Genel Başkanı şunları söyledi: "Eğer Rusya Batılılar gibi tavrını belirler ve bize karşı boykot ilan ederse, Rusya'nın kaybedeceği hiçbir şey yok. Rusya bizden aldıklarını dünyanın her tarafından rahatlıkla alabilir. Ama bizim onlardan aldıklarımızı dünyanın her tarafından rahatlıkla alma imkânımız yok. Bakınız bugün Orta Asya coğrafyasında meydana gelen enerji kaynaklarının tamamını Rusya elinde tuttu. Bu adamlar stratejik oynuyorlar.
Sen şimdi buna darılsan ne olacak, yanında olsan ne olacak? Senin yapacağın hiçbir şeyin ona ne karı, ne de zararı olur. Yani Rusya oynamasını biliyor. Bence Türk siyaseti burada sıfırı tüketti. Hiçbir şey yapamaz. Allah korusun o söylediğimiz cinsten bir yanlışlık ortaya çıkarsa, halimiz de hiç iyi olmaz. Onun için derim ki ben, Rusya ile hukukumuzu daha fazla açmadan işte filancının gönlünü yapalım diyerek yanlışa teşebbüs etmeden, biz komşumuz Rusya ile kısa zamanda aramızı kesinlikle bir noktada buluşturmamız lazım."

Montrö'nün amacı Türkiye'yi korumaktır
"Boğazlar hakkında elde edemediğimiz bir takım haklar vardı. Montrö bu hakları Türk milletine ve devletine temin eden tek anlaşmadır" diyen Prof. Dr. Baş, şunları söyledi:  "Boğazlar hakkında Lozan anlaşmasında elde edemediğimiz bir takım haklar vardı. Montrö, bu hakları Türk milletine ve devletine temin eden tek anlaşmadır. Bu sebeple Boğazdan geçen her gemi, her ne kadar Karadeniz'de kıyıları olan devletleri ilgilendiriyorsa da, şayet tehdit unsuruysa o zaman asıl tehdit, o Boğazların sahibi Türkiye'yedir. Çünkü Montrö'nün asıl gayesi, Karadeniz ülkelerini korumak değil, Türkiye Cumhuriyeti devletini ve vatanını korumaktır. O boğazlardan o gemilerin geçişine müsaade etmek de, bu tehdidi ve bu tehlikeyi kabul ederek, ben bu işe müsaade ediyorum demektir."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100