18 Şubat 2009 Çarşamba 00:00
728 Okunma
BTP Lideri: İşsizlik sorunu MEM'le çözülür
Prof. Dr. Baş: "Biz tüketim eksenli Milli Ekonomi Modeli ile şimdiye kadar halledilmeyen sürekli büyüme konusunu, gelir dağılımında adaleti ve işsizlik meselesini çözdük" ~|~

 



Prof. Dr. Haydar Baş birkaç gündür yayımladığımız konuşmasının bu bölümünde ekonomik büyümenin Milli Ekonomi Modeli'yle nasıl gerçekleştirileceğini anlatıyor:"Milli ekonomi modeli istihdamı temin eden bir modeldir. Dikkat edilirse bugün dünyanın çıkmazı da işsizlik meselesi yani istihdam meselesidir.

Model, adil gelir dağılımı ve sürekli büyümeyi devreye koyduğu için aynı zamanda istihdam problemini yani işsizlik problemini de haletmektedir.
Şöyle ki, tüketimin devreye koyması, MEM'in olmazsa olmaz şartıdır. Tüketim devreye konulduğunda yani piyasalarda talep ortaya çıktığında arzın piyasalarda hakim olması kaçınılmaz olur.
Şüphesiz ki arz dediğimiz üretimin devreye girmesi de tüketim ile sürekli tamamlanınca o taktirde hem arz, hem talep sürekli olacağı için üretimin olmasında istihdamın halledilmesi kaçınılmaz olur.
Yani sürekli büyümenin şartı arz ve talep dengesinde istihdamı ve iş problemini halletmektir. Şayet siz üretim yapmak istiyorsanız işçi çalıştırmaya mecbursunuz. MEM, gerek işverene, gerekse işçiye, üretimin sürekli yapılabilmesi için faizsiz uzun vadeli krediler vermektedir. Bu kredinin manası da işveren için ihtiyacı olan sermayedir. İşçi için de işveren olma şansıdır.
Biz tüketim eksenli analiz ile şimdiye kadar halledilmeyen
1? Sürekli büyüme konusunu,
2? Gelir dağılımındaki adaletsizliği,
3? Ve işsizlik meselesiniÇözdük.

Sosyal devlet projeleri ile milletini bu kadar destekleyebilen bir devlet yapısını sağlayabilmemizin sebebi yine ilk defa tezimizle iktisat tarihine giren "KAYNAKLARIN SINIRSIZ, İHTİYAÇLARIN SINIRLI" olduğu gerçeğini ispatlamamızdır. İşte biz bu kaynakları asıl sahipleri olan milletin tamamına paylaştırmak için yola çıktık.
Kapitalist ve sosyalist sistemlerde kaynaklar sınırlı olduğu için, ancak hizmet ettikleri az bir gruba ayrılır. Ortaya çıkan tabloyu giriş bölümünde izah etmiştik.

Milli Ekonomi Modeli faizi sıfırlar
? Çünkü faiz serveti ve sermayeyi tekelleştirir.
? Servet ve sermaye tekelleşince adil paylaşım ortadan kalkar.
? Adil paylaşımın olmadığı yerde tüketim imkanı yok olur.
? Tüketicinin devreye girmediği yerde de üretim olmaz.
? Dünyanın bugün yaşadığı kader de maalesef budur. Yani ekonomideki hastalıkların temeli faizdir.
? Kapitalist sistemde, sistem faiz üzerinde bina edildiği için devletin ekonomiye müdahalesini kabul etmez.
? MEM'de ise, sistem faizi reddettiği için devletin ekonomiye müdahalesini şart görür,
Yine MEM'e göre devletler uluslararası ticarette kendi paralarını kullanmalıdırlar. Aksi halde emekleri ve üretimleri yabancı güçlere ihraç edilir.

Bir ekonomik tetikçinin itirafları
Kendisini ekonomik tetikçi olarak tanıtan John Perkins, gelişmekte olan ülkelere oynanan bu kredi oyunu için bakın neler anlatıyor:
"Bana işimin iki temel amacının olduğu söylendi. Birincisi, devasa inşaat ve mühendislik şirketleri aracılığı ile parayı Amerikan şirketlerine geri döndürecek uluslararası kredileri haklı gösterecektim. İkincisi, bu kredileri alan ülkeleri iflas ettirmek için uğraşacak, böylece sonsuza kadar borçlu bırakıp, askeri üsler, diğer doğal kaynaklara erişim gibi yardıma ihtiyacımız olduğunda kolay bir hedef olmalarını sağlayacaktım.
"(?) İşin aslı paranın çoğu ABD topraklarını terk etmez bile. Paranın bu şekilde neredeyse anında geri gelmesine rağmen, borçlu ülke hem ana parayı, hemd e faizini son kuruşuna kadar ödemek zorundadır."

Bu kredilerin bir de faiz sorunu vardır. Yani alınan bu krediler maliyetli paradır. Ana parayı dahi ödeyemeyen devletler, faizle beraber devletin sahip olduğu yeraltı ve yerüstü kaynaklarını yabancı güçlere bir diyet olarak aktarmak zorunda kalır.
Eğer devletler emisyonlarını arttırıp, senyoraj geliri elde ederlerse, global tefeciler ve yerli taşeronları büyük bir gelir kapısından mahrum kalır.
Milli Ekonomi Modeli'nde senyoraj geliri bir ekonomi kuralıdır. Friedman, emisyon hacminin neden ve hangi oranda arttırılması gerektiğini bilmediğini itiraf etmişti. Biz şimdi söylüyoruz. Büyüyen ekonomilerde her yıl büyüme oranına bağlı olarak emisyon hacminin arttırılması gerekir. Piyasa dengelerini sağlamak için bu şarttır.
Emisyonun genişletilmesi, emisyon yetkisini elinde tutan devletlere senyoraj geliri elde etme imkanı da sunar.
Emisyonun ne kadar genişletilebileceğini de mısır örneğimizle izah edelim. Elimizdeki 1 milyon lira ile tohum alarak mısır ektiğimizi farz edelim. Hasat zamanı bu 1 milyonluk tohumun, 5 milyonluk mahsul verdiğini kabul edelim. 5 milyon değerindeki mala karşılık piyasada bulunan 1 milyonun yetersiz olduğu, 4 milyon değerinde yeni paraya ihtiyaç olduğu ortadadır. Emisyon hacmi aradaki fark kadar arttırılmalıdır. Büyüme oranına bağlı olarak her yıl emisyon arttırılmalıdır. Senyoraj, hizmet ve malın karşılığında devreye girmesi gereken bir hak olmasına rağmen, ilk başta karşılığı olmadan da devreye girebilir.

Karayolları yapımında gerekli finans yoksa araç?gereç ve işçiler tamamen sizden, yani üretim sizden olacağı için, buna karşılık senyoraj hakkının kullanılması büyümenin önünü açacaktır.
Tarım sektöründe de üretilecek mamulün karşılığında emisyonun genişletilmesi üretimi destekler.
Senyorajın devreye girerek emisyon hacminin arttırılması konusunda şunu da da belirtmeliyiz ki, sadece piyasadaki para miktarını arttırmakla elbette gerekli tüketimin oluşması yeterli değildir.
Piyasaya arz edilen para adil paylaşım olduğu taktirde az gelirlinin eline geçer ve o taktirde işe yarar. Aksi taktirde tüketimi devreye koymaz.
Japonya, bundan bir süre önce dolanımdaki parayı arttırarak az miktar rahatlama sağlamasına rağmen, ekonomisini tam manasıyla düzeltememiştir.
Bugün ise az evvel belirttiğimiz gibi bizim projemizi hayata geçirdi ve yeni açıklanan ekonomi paketinde 22.3 milyar doları tüketici harcamalarını arttırmak için vergi verenlere nakit ödeme yapılmasını kabul etti.
MEM'in kuralları bir bütündür ve ancak tamamı devreye konarsa sürekli üretim ve tüketimin sağlandığı bir ekonomi dengesi sağlanır."


Senyoraj hakkını kullanmak şarttır
Kaynakların, üretimin ve emeğin ülkemiz insanları için kullanılması gerekir. Bunun için piyasalara ve tüketici kesimlerin cebine koyulacak para maliyetsiz olmalıdır.
IMF ve dünya bankalarından kredi alınmayacak, emisyon genişletilerek senyoraj hakkı kullanılacak ve para basılacaktır.
? Yeraltı kaynaklarımıza mukabil senyoraj gelirimizi devreye koyup paramızı basarız.
? Gayri safi milli hasılamıza karşı senyoraj gelirini devreye koyup, paramızı basarız.
Milli Ekonomi Modeli'nin ve milli devletin belki de en ayırt edici özelliği globalizme, yani sömürüye karşı olmasıdır.
Biz, gelişmekte olan ülkelere destek adı altında verilen kredilere karşıyız. Ve devletlerin zaten buna ihtiyacı olmadığını da ispatlıyoruz.
Globalleşme adına merkez bankalarının senyoraj geliri elde etme hakkına yasak getirilmektedir. Üretim için gerekli olan para ise, kendi paralarını basarak piyasaya sürmek yerine faizle alınan yabancı para ile sağlanmaktadır.
Kendi ülkende, vatandaşının emeğini, kaynaklarını, hammaddeni kullanarak yapacağın işe yabancı parayı kaynak yapman, devletin gelirlerini ve üretimini, parasını aldığın devlete ihraç etmen demektir. Yabancı para demek, sana kağıdı boyayıp vermelerinden başka bir şey değildir. Ve kağıt masrafı dışında bir masrafı da yoktur. Bu sayede onların basarak verdiği para ile sen, değersiz kağıdı bir kıymete çevirmiş oluyorsun, onların karşılığı olmayan parası senin emek ve üretiminle karşılık bulmuş oluyor.
IMF ve Dünya Bankası talimatları ile özellikle merkez bankasının para basma yetkisinin elinden alınması, kredi alınan ülkelere, maliyetle yazılı değer arasındaki farkı emek ve üretimimizle vermemiz manasındadır.
Mesela madenlerini, aldığın kredi ile işletmen, çıkarman, elde edilen gelirin ve çıkarıp işlediğin madenlerin vakti geldiğinde kredi karşılığı olarak ödenmesi demektir. Oysa bunu emisyonu genişleterek kendi paranla yapsan, işlediğin madenlerin de, paran da sana, ülkene kalır.

Türkiye'de senyoraj hakkının kullanılması
Bugün, "para basma enflasyon olur" deniyor. Bu Merkez Bankası'nın para basma yetkisinin elinden alınmasına bir kılıftır. Ve bu açık, faizle dışarıdan alınan kredilerle kapatılıyor. Bağımsız hale getirilen Merkez Bankası yıllardır para basma hakkını kullanamıyor.
Belirli bir büyüme oranına sahip olan ülkemizde yıllardan beri piyasada bulunması gereken para ihtiyacı, yerli para ile değil, dışarıdan faizle alınan borç para ile karşılanmaktadır. Devlet olarak emisyonumuzu devreye koymuş olsaydık, bugün yüzlerce milyar dolar borç yükümüz olmayacaktı. Burada dikkat çekilmesi gereken önemli bir nokta daha var. Kredi olarak alınan para döviz cinsidir. Yani Merkez Bankası'nın kasasında bulunan para, bizim paramız değil, dövizdir. Yani ABD, baskı masrafı dışında bir maliyeti olmadan bizim gelirlerimizi ülkesine transfer etmektedir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100