03 Mart 2010 Çarşamba 00:00
1361 Okunma
?Bunlar korkunç iftira'

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, hakkında bazı gazete ve
internet sitelerinde yer alan iftiralara 'net ve sert' cevap vererek, "Ben bir asker bile tanımam. Bir tane asker arkadaşım, dostum yok. Bunlar ne korkunç iftira!" dedi ve ekledi:
"Çekemiyorlar, hasetleri var, nefretleri var. Meyvesi olan ağaç taşlanır"
~|~




Ergenekon soruşturması kapsamında bazı basın ? yayın organlarınca hakkında ısrarla ortaya atılan iddialara cevap veren Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Çekemiyorlar, hasetleri var, nefretleri var. Meyvesi olan ağaç taşlanır" dedi.


Ortaya koydukları fikirlerinin Türkiye'nin sınırlarını çoktan aştığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "bir grup insanın veya ideolojik bir takımın bizim düşüncelerimizden bir kısmını seslendirmesi hiçbir zaman bizi ilzam edemez ve bizi de temsil edemez" dedi


Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Ergenekon soruşturması kapsamında bazı basın ? yayın organlarının hakkında ortaya atılan iddialar konusunda Yeni Mesaj'a çarpıcı bir röportaj verdi. BTP Genel Başkanı 2005 yılında yaptığı bir konuşmanın bir benzerinin 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen Balyoz Darbe Planı'nda geçtiği iddialarına cevap veren Prof. Dr. Haydar Baş, siyasete girdiği günden bu yana bu tip iftiralara uğradığını söyledi. Şimdiye kadar 7 uluslar arası kongreye konu olmuş Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet ? Milli Devlet tezleriyle ortaya konulan fikirlerinin Türkiye'nin sınırlarını çoktan aştığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "bir grup insanın veya ideolojik bir takımın bizim düşüncelerimizden bir kısmını seslendirmesi hiçbir zaman bizi ilzam edemez ve bizi de temsil edemez" dedi.

"Biz çok farklı bir oluşuz. Bizim adımız Bağımsız Türkiye Partisi" diye konuşmasını sürdüren Prof. Dr. Haydar Baş, niçin karalanmak istendiği sorusuna şu cevabı verdi: "Meyveli ağacı taşlarlar değil mi? Adamlar kuru kütük bunlara kim taş atacak? Hiçbir şey olmaz onlardan. Onların işi gücü salya akıtıp etrafı berbat etmek, bulaştırmaktır. İzah edebildim mi? Çekemiyorlar, hasetleri var, nefretleri var." "Biz eğer iktidar olursak bu gaflet içinde yaşayan insanları da, bizi öldürmeye gelenleri de dirilteceğiz" diye konuşan Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Hiç merak etmeyin. Bunları da ben adam edeceğim yanlış anlamayın. Şimdi okyanus gibi müsamahası olan bir insanı akrep gibi o tıynette olanların sokması normaldir. Ama it ürür, kervan yürür. Bunda kuşkunuz olmasın. Bu vatan bizimdir, bu memleket bizimdir, bu millet bizimdir, bu devlet bizimdir. Buna sonuna kadar savunacağız. Nereye kadar? Ölene kadar sahip çıkmaya mecburuz. Biz bunu yapıyoruz, bu görevimizi yapıyoruz" diye konuştu. İşte Prof. Dr. Haydar Baş'ın Yeni Mesaj'ın sorularına verdiği cevaplar:


"Bir grup insanın veya ideolojik bir takımın bizim düşüncelerimizden bir kısmını seslendirmesi hiçbir zaman bizi ilzam edemez ve bizi de temsil edemez"

Yeni Mesaj: Muhterem hocam Ergenekon soruşturması kapsamında bazı basın ? yayın organları ısrarla bir süredir sizin adınızı gündem etmeye çalışıyor. Son olarak da yine bazı gazetelerde ve bunların internet sitelerinde özellikle "Balyoz Darbe Planı İddiası" ile ilgili olarak sizin hakkınızda bazı iddialar ortaya atılmış durumda. Olayın özünde sizin 2005 yılında yaptığınız bir konuşmanın aynısı veya bir benzerinin 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen bu darbe planında aynen geçmesi öne sürülüyor. Bu iki metin arasındaki benzerliği ve bunun basında yer almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Prof. Dr. Haydar Baş: Şimdi efendim bu tip iftiralara, fitnelere, dedikodulara siyaset meydanına girdiğim günden bu tarafa muhatap oluyor ve karşılaşıyorum. Bunlar o kadar haddi aşmışlar ki Allah bunları ıslah etsin diyelim. Şöyle ki; biz Ergenekoncular kimdir, nedir, neyin nesidir hiçbir ferdini tanımamamıza rağmen Çağlayan'da bir miting yapıyoruz, sanki bunu Ergenekon tayfası, grubu organize etmiş, biz de gitmişiz bunlara destek vermişiz. Kerinçsiz denilen bir avukatın programında katkıda bulunmuşuz. İddianın özü bu. Ben burada bir noktayı ısrarla vurgulayacağım. 2002 seçimlerinde bizim Sabri Bey'in çocuğu Bağımsız Türkiye Partisi afişleri asarken bıçaklanıyor. Bu masum genci bıçaklayanların avukatı Sayın Kerinçsiz oluyor. Yani rakip adamın, bizim arkadaşımızı bıçaklayan adamın avukatlığını yapanın programında Haydar Hoca gidecek ona katkıda bulunacak. Bu hangi aklın hangi mantığın ürünüdür ben bunu anlamış değilim.

Fikirlerimizin seslendirilmesi bizi ilzam edemez
Kaldı ki bizim fikirlerimiz, bizim düşüncelerimiz elhamdülillah Türkiye sınırlarını da aşmış vaziyettedir. Şunun bunun bunu alması bizi ilgilendirmez. Nasıl Türkiye'de çeşitli kurumlar kuruluşlar hatta siyasi partiler görüşlerimizi alıp kendilerine mal edip, deklere ediyorlarsa ve biz bunlara nasıl mani olamıyorsak başkaları da bizim fikirlerimizi alarak deklere etmesine mani olmamıza asla imkân ve ihtimal yoktur. Burada özetle diyeceğim bir grup insanın veya ideolojik bir takımın bizim düşüncelerimizden bir kısmını seslendirmesi hiçbir zaman bizi ilzam edemez ve bizi de temsil edemez. Biz çok farklı bir oluşuz. Bizim adımız "Bağımsız Türkiye Partisi." Türkiye'nin bağımsızlığını, milletin ve devletin bağımsızlığını gündeme getiren ve mutlak surette böyle bir olgunun oluşması için hareket tarzını belirleyen bir partiyiz. Şimdi bu partinin genel başkanını ilzam ederek bir noktaya çekmek istiyorlar. 'Yok, sen balyoz harekâtının bilmem 2003 senesinde merkezinde bulundun, onlara fikir verdin' iftirasında bulunuyorlar. Tövbe Billâh! Yahu ben bir asker tanımam. Bir tane adamım yok. Bir arkadaşım yok. Bir dostum yok. Bu ne korkunç iftira! Bu ne korkunç bir dedikodu ve fitne! Neden savcılık bunların üzerine gidip de tek tek bunları tespit etmiyor. Sadece az evvel bahsettiğim miting münasebeti ile savcılık bunların her birine en az birer yıl hapis talep etmesi lazım. Bu kadar korkunç iftira olabilir mi? Ben program yapacağım Kerinçsiz'in yaptığı programa bu katkı olacak veya onun programına ben katkıda bulunacağım. Bu kadar terbiyesizlik olur mu?

"Ergenekoncular kimdir, nedir, neyin nesidir hiçbir ferdini
tanımayız"

Balyoz'la Ergenekon'la hiçbir alakamız yok
İkinci iddia ise Balyoz Darbe iddiası. İddialara göre 2003 yılında bir askeri harekât organize edilmiş ve bunlar benim fikirlerimi merkeze esas almışlar cami bombalayacaklarmış. Elhamdülillah ben yüzlerce caminin yapılmasında destek oldum. Kendim bizzat bir cami inşa ettim. Ayrıca 40. Piyade Alayında askerlik yaparken en az eğitim sahalarında 20 tane mescidi askerler ve askeriye bize açtı. Buna şahit oldum. Efendim, böyle olayların yaşandığı bir memlekette asker gidecek camiyi bombalayacak, bu hareketin merkezi Haydar Hoca'nın fikirleri olacak. Bunlara ne demek lazım yani. Hoş demiş "iftira olduktan sonra Ebu Cehil'e ben de derim Müslüman." Bu neyse bu da budur. Kısacası şunu demek istiyorum, bizim balyozla, Ergenekonla, şununla, bununla ilgimiz ve alakamız yoktur.

28 Şubattan benim çektiğimi kimse çekmedi
28 Şubattan bu tarafa benim çektiğimi bir Allah kulu çekmemiştir. Bana açılan dava dosyaları tam 35 bin sayfadır. Düşünebiliyor musunuz? Sivilinden askerine, askerinden jandarmasına, binlerce sayfa dava, kamu davaları... İnancıma vesair her şeyimize karıştılar. Ama elhamdülillah hepsinden tertemiz çıktım. Bilmem anlatabiliyor muyum? Kısaca bu iddialar yalandır, iftiradır ve dedikodudur. Milletimiz bu iftiraları gündeme getiren kimse bunları tespit etsin. Artık daha bunları dinlemek yerine cezalandırsın. Bunun cezasını biz veremeyiz. Adalet verecektir, hukuk verecektir. Lütfen milletle savcılık temas kursun ve bu işlerin üstüne gitsinler. Yeter artık.

Yeni Mesaj: Muhterem Hocam, siz daha önce de yine adınız Ergenekon soruşturması kapsamında iddia olarak gündem edildiğinde aynı açıklamayı yapmıştınız. İftiradır, yalandır demiştiniz. Buna rağmen bu kesimler tarafından ısrarla adınızın Ergenekon soruşturması kapsamında anılmasını veya bu şekilde gündem edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Prof. Dr. Haydar Baş: Şimdi evladım Türkiye'de sizin bilip bizim çok iyi bildiğimiz olaylar var. 28 Şubat sürecinde bir zamanlar bu ülkede yaşayan hocalar vardı, hoca efendiler vardı.
Bunlar o günün generalleriyle beraber oturup 28 Şubatın projelerini hazırlarken ondan sonra ne hikmetse bir de baktık kendilerini Amerika'da buldular. Anlaşıldı mı? 28 Şubat sürecinde bunlar bizzat faildir. O 28 Şubatta bir iktidar aşağı alındı. Bir ihtilalden, bir askeri harekâttan bahsedilecekse ?ben kamuoyuna buradan deklere ediyorum? yargı bunların üzerine gitsin. Fiilen olmuş bir hareket var. Şimdi adamlar Amerika'da oturuyorlar hareket yapanların üzerine gitmiyorlar Haydar Hoca'yla ilgileniyorlar. Ben o günden bu tarafa mağdurum. Anlatabildim mi? Kimdir bu? Herkes bunu iyi bilir. Bu adama maalesef resmi organlarda görev verdiler. İstihbarat görevi verdiler. Bu istihbarat görevini bu adamcağız da CIA' ya sattı. Bu durum asker tarafından tespit edilince de oraya kaçtılar. Eğer sorgulayacaklarsa bunu sorgulasınlar. Anlatabildim mi? Ben kimsenin ilminden, fikrinden, istihbaratından haberi olmayan bir adamım. Anlatabildim mi? Sorgulanacak fiilen yapılmış bir 28 Şubat hareketi vardır, aşağı alınmış bir iktidar vardır. Bu fiil ortadadır. Lütfen bunu gündem etsinler. Bunu ortaya koysunlar. Şimdi projesi vardı, planı vardı, aradan 7 sene geçti, yapılmadı. Yapılan bu işi niye yargılamıyorsun? Onu söylesene bana. O zaman senin maksadın burada bir şey ortaya koymak değil, birilerine bir şeyi zorla kabul ettirmek. Ben bunu böyle anlarım. İlla kabul edeceksin. Yetmedi birisi de e?muhtıra verdi. Gece yarısı hatırlıyorsunuz. Onu da incitmemek için zırhlı bir araba ile emekliye ayırdılar. Değil mi? Ve bir gün de onunla beraber cumhurbaşkanı seçtiler veya seçimde galip geldiler bunu kendi adamları da itiraf ediyorlar.
Madem askerin yaptığı hareketler bu manada suçtur alsınlar bunları yargılasınlar. Fiili bir durum var. Bana göre olay gizlenmek isteniyor. Ama birilerini de bu yolla beraber kötekleyip zorla bir şey yaptırmak istiyorlar. "Sen mi yapmak istemiyorsun bak ben sana yaptırayım da gör" diyorlar. Bu nedir yarın bunu öğreniriz. Şimdi benim ağzımdan bunu millet duymasın. Anlatabildim mi?

"Biz çok farklı bir oluşuz. Bizim adımız "Bağımsız Türkiye Partisi." Türkiye'nin bağımsızlığını, milletin ve devletin bağımsızlığını gündeme getiren ve mutlak surette böyle bir olgunun oluşması için hareket tarzını belirleyen bir
partiyiz."

Vatana millete sahip çıkmak bizim görevimiz
Şimdi niye benim üzerime geliyorlar? Sorusuna cevap verelim. Meyveli ağacı taşlarlar değil mi? Adamlar kuru kütük bunlara kim taş atacak? Hiçbir şey olmaz onlardan. Onların işi gücü salya akıtıp etrafı berbat etmek, bulaştırmaktır. İzah edebildim mi? Çekemiyorlar, hasetleri var, nefretleri var. Geçen bana bunlarla ilgili soru sordular. "Sen iktidar olursan bunlara karşı ne yaparsın?" Şimdi ismini söylemeyeceğim. Ben de dedim ki, buradan da söylüyorum; "Siyaset adamı, devlet adamı kin tutamaz, nefret besleyemez. O bir babadır. Merhametini, şefkatini, adaletini gösterecek. Kucaklayacak, devlet babalığını yapacak. Canını, malını, namusunu, din ve vicdan emniyetini teminat altına alacak." Biz eğer iktidar olursak bu gaflet içinde yaşayan insanları da, bizi öldürmeye gelenleri bu şekilde dirilteceğiz. Hiç merak etmeyin. Bunları da ben adam edeceğim yanlış anlamayın. Şimdi okyanus gibi müsamahası olan bir insanı akrep gibi o tıynette olanların sokması normaldir. Ama it ürür, kervan yürür. Bunda kuşkunuz olmasın. Bu vatan bizimdir, bu memleket bizimdir, bu millet bizimdir, bu devlet bizimdir. Buna sonuna kadar savunacağız. Nereye kadar? Ölene kadar sahip çıkmaya mecburuz. Biz bunu yapıyoruz, bu görevimizi yapıyoruz.

Yeni Mesaj: Muhterem hocam son söylediğinizden hareketle müsaade ederseniz son bir soruyla devam edelim. Devlet hakikaten çok kritik bir süreçten geçiyor. Kurumlar arasındaki çatışma son dönemde inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda. Bundan doğal olarak tüm devlet, tüm millet zarar görecek. Son dönemde yaptığınız açıklamalarda ısrarla bu konuya vurgu yapıyorsunuz. Bu kritik süreçte yapılması gerekenler nelerdir?
Prof. Dr. Haydar Baş: Şimdi oynanan oyunlarla beraber kabul etsek de etmesek de devletin kurumları arasında korkunç bir mücadele başladı. Bu artık küllenmiyor, üstü örtülmüyor. Yani hepsi karşıdan karşıya on ikiden vurmak üzere atış ediyor. Bu noktaya gelmiş bir memlekette yapılacak ilk iş, efendim sulh ilan etmektir, barış ilan etmektir. Ülkenin birliğe, beraberliğe, dirliğe ihtiyacı var. Şayet bu kafada gidersek Allah hepimizin belasını verir. Bu görev aslında siyasetindir. Yani iktidar "ben şunun da şurasını biraz olsun ortaya çıkartayım" mantığı ile giderse samimi olarak konuşuyorum kendi sonunu hazırlar. Hiç öyle gitmeyecek. Olanları kapatacak, biz bir köprü geçiyoruz, bir dere geçiyoruz. Karşıya geçene kadar sabredelim kimse kimseye dokunmasın ve dereyi karşıya geçtikten sonra da oturalım, kardeşçe, arkadaşça, dostça, millet ve memleket meselelerini önümüze koyalım, oy almak için değil milletin birliği, beraberliği, dirliği, ülkenin kalkınması için neler yapabilirizin esasları hususunda görüşmemiz, o kardeşliği ortaya koymamız lazım. Yapılacak olan iş budur. Yol tektir. Yoksa insanları nefret kamplarına bölüp, sen o tarafta, ben bu tarafta deyip, kılıç sallamak hiç kimsenin hayrına olmaz.

Yeni Mesaj:  Bu sürecin sonu ne olur hocam böyle giderse?
Prof. Dr. Haydar Baş:  Bu sürecin sonu bu ülke üzerinde hesabı olanların ekmeğine yağ sürmektir. Bu bölünmektir. Bu parçalanmaktır. Bu şudur, budur. İsimlerini söylemiyorum. Benim yıllardan beri en fazla korktuğum sonuç da buydu. Milletime haber verdiğim, milletin kaderi olacak dediğim şey de buydu. O zaman çok sık söylüyorum, sakalım yoktu desem epey zamandan beri sakalım var. Sakalım da olduğu halde dinlemediler beni. Bakalım ne zaman dinleyecekler. İnşallah bu fakiri bu millet dinlerse biz bu badireyi bu millette aşarız.
Hiç merak etmesinler hepsi başı önde "çok yanlış yaptık" diye kendilerini sorgulayacaklar, hesaba çekecekler, pişman olacaklar, Allah'a tövbe edecekler. Mazlumun ahı hiç kimseyi iflah etmez. Hiç kimsenin zararı kimseye fayda vermez. Bu mantık yanlıştır. Hele siyaset adamının başkalarının zararı, kaybı üzerine hesap yapması onun geleceğinin yok olmasının sebebi olur. Bunu hiç unutmayın. Bak ben size bir iki misal vereceğim. Hepiniz Saddam'ı tanıyorsunuz. Ne oldu Saddam? Saddam ne yaptı? Saddam tüfekçilik yaptı. Ama kime tüfekçilik yaptı onun eliyle beraber de ipe gitti. Öyle değil mi? Şah da öyle yaptı, onun eliyle beraber ipe gitti. İnsana dünya hayatını dar ederler. Yeminle konuşuyorum fare deliği kadar küçük kalır dünya. Onun için merhametli olmak lazım, şefkatli olmak lazım, adil olmak lazım. Millete, devlete ve onların kurumlarına bir baba gibi, bir ana gibi sahip çıkmak lazım. Kucaklayacak. Sırtını sıvazlayacak. Merhamet ehli olacak. Yanlışta gideni doğrultacak. Nasıl bir baba, bir anne evladına nasihat ediyor, tembih ediyorsa bu tavrı takınacak. Kim bu işi yaparsa yapsın aksi takdirde hüsran olmaya mahkûm olur. Son olarak şunu ifade etmek istiyorum.
Balyoz harekatı ne zaman tasarlanmış? 2003'te. Ben bu fikirleri ne zaman piyasaya deklere ettim kamuoyuna? 2005'te. Yahu bu kadar korkunç iftira olur mu? 2005'te yapılan konuşma nasıl 2003'teki harekâtın merkez projesi olacak? Pes yahu. Bunu vatandaşlarımın vicdanına arz ediyorum. Allah bunları ıslah etsin. Böyle şey olamaz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100