Bu haber kez okundu.

'Buradayız, Seninleyiz Demek için Var mısın'

Bağımsız Türkiye Partisi, yarın saat 12.00'de İstanbul Çağlayan meydanı'nda dev bir mitinge imza atacak. BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ın halka sesleneceği dev ve önemli mitingin ana sloganı ise 'Bağımsız Türkiye' ~|~

 

 

 

Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP), 6 kentte düzenleyeceği dev 'Bağımsız Türkiye' miting serisinin ilki yarın İstanbul Çağlayan Meydanı'nda gerçekleştirilecek. Mitingle ilgili olarak BTP'den yapılan açıklamada ülkemizin ne yazık ki bir dünya savaşına girmiş ve kaybetmiş görüntüsü arz ettiğine işaret edilerek, "Yabancılar bizimle sanki TESLİMİYET koşullarını pazarlık ediyorlar ve biz kaleleri zapt edilmiş, tersanelerine girilmiş, orduları dağıtılmış gibi bir psikolojisi ile davranıyoruz" denildi.

Açıklamada, şu görüşler öne çıkarıldı: "Güneydoğu'da terör yangını evimizi dört bir yandan kuşatmış cayır cayır yakarken, siyasi iktidar evimizdeki yangına su dökmek için dahi Avrupa Birliği'nin gözlerinin içine bakıyor. Acaba "kovadaki suyu dökersek Brüksel bize kızar mı" düşüncesi ile hesap-kitap yapıyor.
4 yıldır AB ile yatıp AB ile kalkanlar, ülkenin temel mesaisini neredeyse tüm kurumları ile göz göre göre bir yalan teslim ettiler. Şimdi AB-D hükümetinin ülkeyi getirdiği noktaya lütfen bir bakınız.

AB'nin hedefi ortada
Ortak olmayı hayal ettiğimiz AB bizi soykırımcı olarak tarif ediyor, yeni azınlıklar üretmemizi istiyor, Lozan'ı değiştireceksiniz diyor, 74 Barış harekâtını red ile KKTC'yi tasfiye ve adadaki Türk halkını azınlık statüsüne düşürecek bir şekilde Rumları tanıyacaksınız diyor. Taleplerin derinliği, yıkıcılığı, insafsızlığı, ikiyüzlülüğü, samimiyetsizliği vicdan sahibi kamuoyunun bilgisi dışında değil.
İşte tam bir siyasi körlük ile bu AB'ye girmeye çalışıyoruz ve iktidar "en AB'ci hükümet" sıfatı ile bu Avrupa Birliği için milletin 4 yıldır zamanını, enerjisini, bugününü ve geleceğini çalıyor ve çalmaya devam ediyor.
İcratlarının odağına Avrupa Birliği'ni oturtan İktidarın tek taraflı olarak üstlendiği ve yerine getirdiği onca yükümlülüklere rağmen muhatap hala "bana mısın demiyorsa" bu iktidarın masaya yatırılması icap etmiyor mu?
İflas eden AB siyaseti ile birlikte aslında iflas eden bu hükümet ve AB'ci siyaset değil midir?
Birinci derece icratında bu kadar yanılan bir hükümet dünyanın başka neresinde olursa olsun emin olunuz istifa ederdi. Ve o ülkenin kamuoyu da bu AB'yi bir daha ağzına almazdı.

Avrupa'nın birliği değil, Türkiye'nin birliği
Bağımsız Türkiye Partisi bu yolun daha en başından itibaren şu iddiayı ortaya koymuştur: "AB, Batının kendisi adına ürettiği bir medeniyet projesidir. Dahası bu proje karşı kutup olarak İslami ve Türkiye'yi görmektedir. Dolayısı ile Türkiye her anlamda; dini ile, dili ile, dirliği ile toprak bütünlüğü ile Türkiye olarak kalarak Birliğe giremez. Yaşadığımız şey adı üzerinde bir süreçtir. Ve bu sürec Brüksel tarafından Türkiye'yi bölme olarak kullanıldığı için yine Brüksel tarafından devam ettirilmektedir. Türkiye AB kamburundan  kurtularak  derhal kendisi ve milleti lehine olacak projeler yönelmelidir."
Gerçekten de Türkiye'nin alternatifleri vardır demiyoruz. Kendisi zaten bir alternatiftir. Medeniyetler kurmuş, kurucu millet özelliği taşıyan milletimiz bunu başarır. Mustafa Kemal Paşa'nın dediği gibi; "Tarihte hangi millet var ki yabancıların projeleri ve yardımları altında kalkınmış olsun!"

Figüran değil, baş aktör
Ülkemiz bugün ekonomik olarak da ne AB'ye, ne IMF'ye ne de başkalarına muhtaçtır. Ülkenin şu kadar borcu var, şu kadar cari açığı var IMF'siz bir şey yapamayız diyenler, bilelim ki doğruyu söylemiyorlar.Bahsettikleri adreslerin iktidarı devam etsin diye konuşuyorlar. Ülkenin ciddi ekonomik sıkıntılarının olduğu doğrudur. Ama bunun çözümü herhalde ülkeyi bu hale düşüren politikaları devam ettirmek olamaz.
Çözüm farklı bir ekonomik zihniyete sahip olmaktan geçiyor ve Bağımsız Türkiye Partisi bugün proğramında yer alan Milli Ekonomi Modeli ile bu projeye sahip tek siyasi parti olarak öne çıkıyor.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleme aldığı ve 117 uluslar arası akademisyen tarafından ekonomi dalında Nobel'e aday gösterilen MEM, ülkemizi 4 yıl içinde "Kâinat Devleti Türkiye" yapacaktır.
MEM şu ana kadar 2 uluslararası Konferansda ülkemizden ve tüm dünyadan 300 Akademisyen tarafından incelenmiş, ekonomiye getirdiği özgün çözümler, Sosyal Devlet anlayışı, tüketim endeksli bir model olması, sürekli büyümeyi ve kalkınmayı sağlaması, borçlanmaya son vermesi, yer altı kaynaklarımıza yönelmesi gibi pek çok boyutu ile ve liberal ekonominin zengini daha zengin, fakiri daha fakir yaptığı insanlık için bir çözüm adresi olarak gösterilmiştir.

Yok aslında birbirlerinden farkı
Bağımsız Türkiye Partisi milletin önüne ekonomiden-dış politikaya, kültür hayatımızdan - birlik ve beraberliğimize kadar hemen her alanla ilgili olarak bambaşka ve şu ana kadar hiç kimsenin gündem etmediği "özellikli projelerle" çıkıyor. Türk siyasi hayatının şiddetle buna ihtiyacı var. Yazık ki bugün BTP anlayışı hariç tüm partiler birbirinin tekrarıdır. Siyasi rekabet kavramlar ve projeler üzerinde değil, AB, ABD, IMF ekseninde ve söz konusu adreslere 'biz size daha iyi hizmet ederiz' söyleminde icra edilmektedir.
Onun için dikkat edilecek olursa bu ABD ve IMF'ci siyaset bu ülkeye ait, millet lehine projelerin nasıl hayata geçirileceğini değil, nasıl olmayacağını anlatmakla meşguldür!

Çare 'Bağımsız Türkiye'
Bağısız Türkiye Partisi Ülkenin sosyal yapısı itibarı ile de un ufak edilmeye çalışıldığını düşünmektedir. İktidar ve aslında hükumetle rol paylaşımı yapan muhalefet 4 yıldır içerde azınlıklar, dışarıda yabancılar adına ne varsa yapmış ama bu milletin ferdleri lehine en ufak bir icrata ve söyleme imza atmamıştır. İşte açılan 38.000 kilise evi, 1 yılda dağıtılan 40 milyon İncil, hukuki zemine kavuşturulan misyonerlik propagandası ve bölücülük faliyetleri, eğitim müfredatımıza dahil edilerek çocuklarımıza öğretilen Hristiyanlık ve Yahudilik, bizzat Başbakan tarafından açılan Dinler Bahçesi, fiili katkılarla Ekümenik sıfata kavuşturulan Patrik, tüm kutsallarımıza saldıran Papa'nın Türkiye'ye gelmesi ve bu fotoğrafa ekleyeceğimiz binlerce kare...
Bu şartlar altında Bağımsız bir Türkiye'ye olan ihtiyaç yakıcıdır. Misyonu tezkere çıkarmak, yabancılara hizmet ve yabancıların taleplerini içeriye hazmettirmek değil, Millete hizmet olan ve bu hizmetin nasıl yapılacağını çok iyi bilen bir siyasete ihtiyacımız var.
Onun için 19 Kasım'da Milletimiz ile bulaşacağız ve "Bağımsız Türkiye" diyeceğiz.

Neden Bağımsız Türkiye?    
    
 BTP İstanbul İl Başkanı Fuat Şenül, miting için neden "BAĞIMSIZ TÜRKİYE" sloganının öne çıkarıldığını şu vurucu tespitlerle ortaya koydu: 
* Boynumuza soykırımcı yaftası yapıştırdıkları için,
* Askerimiz çuvala sokulduğu için,
* En temel mukaddesimize saldıran Papa'ya "hayır gelme" demedikleri için,
* 38.000 kilise evi açtıklar için,
* Irak'ın işgaline ortak oldukları için,
* AB yalanı ile Türkiye'nin tüm kırmızı çizgilerini tükettikleri için,
* Terörü yeniden azdırdıkları için,
* Kıbrıs'ı referanduma sürükleyerek Rum'a teslim etmek istedikleri ve bu tezgahı hâlâ tam gaz devam ettirdikleri için,
* ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesinde taşeronluk yaptıkları için,
* 220 Milyar Dolarla aldıkları iç ve dış borcu 450 milyar dolara taşıdıkları için,
* İşsizliği yüzde 25'e çıkardıkları için,
* Milletin yer altı zenginliklerini ve topraklarını yabancılara peş keş çektikleri için,
* Ülkeyi yolsuzluk batağına sapladıkları için,
* Medya bu ülkenin gerçek değerlerini gizleyip, işbirlikçileri parlattığı için,
* Denenmişler, milletin tasfiye ettiği siyasetçiler yeniden önümüze sürüldüğü için,
* Milliyetçi gözükenler en milli meseleleri yabancılar adına çözdükleri için,
* En dini gözükenler en dini meselelerde yabancılarla işbirliği yaptıkları için,
"BAĞIMSIZ TÜRKİYE" çünkü;
* Prof. Dr. Haydar BAŞ Avrupa Birliği yerine Türkiye'nin Birliği'ni savunuyor.
* IMF'ye 'geriye dön marş marş' diyor. Onun yerine Nobel adaylı Milli Ekonomi Modelini getiriyor.
* Türk Lirasını basıyor, ülkeyi borç batağından kurtarıyor.
* T.C. kimliği taşıyan herkese vatandaşlık maaşı taahhüt ediyor.
* Çiftçiyi destekliyor, köylümüzü yeniden 1. sınıf vatandaş yapıyor.
* İşsizi, şehidi, yetimi, yoksulu, ezileni, yaşlıyı, hanımları Sosyal Devlet anlayışıyla koruyor ve şefkat medeniyetini kuruyor.
* Ülkenin savunma hattını Diyarbakır'dan Kuzey Irak'a, Ankara'dan Filistin'e, Kıbrıs'a, Balkanlara ve Kafkasya'ya çekiyor.
* Güneydoğumuzu gerçek sevgi ile "gönül kemendi" ile kucaklıyor. Bölücülüğe izin vermiyor.
* Birlik ve beraberliğimizi tesis ediyor.
"BURADAYIZ, SENİNLEYİZ" DEMEK İÇİN VAR MISIN?"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100