12 Kasım 2005 Cumartesi 00:00
249 Okunma
Çöküşteki ülkeye reçete

AKP döneminde uçurumun kenarına getirilen Türkiye'nin BTP iktidarında dimdik ayağa kaldırılacağını söyleyen Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş, "Yer altı
kaynakları harekete geçirilecek. Para basılacak. Yeni bir vergi sistemine geçilecek" dedi.

~|~

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Diyalog programındaki değerlendirmesinin bugünkü ikinci bölümünde Türkiye'nin içine sürüklendiği kötü durumdan nasıl kurtarılacağını anlattı. Türkiye'nin dünyanın en zengin yer altı kaynaklarına sahip olduğunu, bu kaynakların harekete geçirileceğini, senyoraj hakkının kullanılıp para basılarak borç sarmalının kırılacağını ve çok farklı bir vergilendirme modelinin hayata geçirilerek ülkemizin dimdik ayağa dikileceğini söyledi.

Hocam, kapitalist ekonomi tıkandı. Sayın Başbakan geçtiğimiz günlerde "Benim görevim ülkeyi pazarlamaktır" diye bir cümle kullandı. Bu cümle çok tepki gördü. Bu ülkenin başbakanının halktan aldığı yetki ona bu ülkeyi, bu ülkenin kaynaklarını pazarlama yetkisi mi veriyor? Sayın Başbakan bu cümleyi neden kullanma gereği duydu acaba?
Prof. Dr. Haydar Baş? Çıkış kapısı olmadığından yapacağı iş pazarlamaktır. Tezgah satıldı, sıra ona geldi. Eğer sen bir ürünü yetiştirip pazarlamıyorsan ne yapacaksın? Tezgahını pazarlayacaksın. Bunlar plansızlığın, programsızlığın onları getirdiği noktadır. Bunun dışında da zaten bir şey yapamazlar. Biz bunu üç sene evvel söyledik. Bugün de aynısını söylüyoruz. Bizim dediklerimiz kelimesi kelimesine, noktası noktasına çıkar. Bunda kimsenin kuşkusu olmasın.

AKP iktidarının üç yılını analiz ettiniz. Bir not vermek gerekirse 10 üzerinden kaç  verirsiniz?
Prof. Dr. Haydar Baş? Tarım köylüsüne gidersek tarım köylüsü bunlara eksi bir verir. Bir de vermez. Bir de rantiye kesimi vardır. Onun verdiği not daha farklıdır. Ama çaresiz, hakikaten muhtaç insanların bu iktidar vereceği not yoktur.
Yer altı kaynakları işletilecek

Hocam, siz BTP'nin genel başkanısınız. Bu hükümetin bir modeli olmadığından bahsettiniz. Siz ise bir model öneriyorsunuz. Siz bu kısır döngü içerisinden ülkeyi nasıl çıkartacaksınız? Sizin kaynaklarınız nelerdir? Bu verimsizliği, üretimsizliği, işsizliği, ihracatsızlığı siz nasıl çözeceksiniz?
Prof. Dr. Haydar Baş? Türkiye'de kaynak arayan insanlar için çok ciddi kaynaklar var. Bir defa Türkiye yer altı kaynakları itibariyle dünyanın şu anda en zengin ülkesidir. Türkiye'nin 3 katrilyon dolarlık yer altı kaynakları var. Bunların işletmesini devlet ve millet ortaklığıyla devreye koymak, değil Türkiye'yi bizim bölgeyi, coğrafyamızı, bölgemizi dimdik ayağa diker.

Senyoraj hakkı ile para basılacak
İkincisi devletin GSMH'sı vardır. Yani yıllık kârı vardır. Bu para nev'inden değil mal cinsindendir. Bir misalle bunu daha anlarız. Siz bir çuval mısır ekiyorsunuz. Varsayalım ki bunu on çuval olarak geriye topluyorsunuz. Bunu tarlaya ekerken harcadığınız para bin lira olsun. Bin liraya mukabil siz bir çuval mısırla on çuval elde ettiniz. Bu şu demektir: Bir çuval mısırın para olarak karşılığı var, dokuz çuvalın karşılığı yoktur. Bu sistem böyle devam ettiği müddetçe piyasada mal fazla para az olur. O takdirde yapılması gereken bir şey vardır. Devletlerin bağımsızlık hakkı olan senyoraj hakkı, emisyonunu genişleterek parasını basma hakkıdır bu. Global güçler, dünyada kapitalizmi, liberal anlayışı hakim kılabilmek için şöyle bir kural çıkardılar, dediler ki, eğer siz kendi paranızı basarsanız enflasyon olur. "Peki ne olacak? Bizim piyasamızda mal çoğalmış. Paramız az. Onun için iş yapamıyoruz" dediğimizde "Biz size borç veririz. Az olan paranız çoğalır. Takviye edersiniz" diyorlar. Bu, şuna benziyor. Sizin bünyeniz kan yaptığı halde bünyenize kan yaptırmıyorsunuz. Dışarıdan bünyeye kan pompalıyorsunuz. Parayla satın aldığınız kanı pompalıyorsunuz. Aldığınız para da maliyetli, faizli para olduğu için bugün iç ve dış borçların faiz miktarı 120 katrilyona baliğ oldu diyoruz. Halbuki ne bu kadar borcumuz olacaktı, ne bu kadar faiz borcumuz olacaktı. Bu dediğimiz sistemi  biz hayata geçirmiş olsaydık, yani biz GSMH'mıza karşılık basılması gereken paramızı emisyonu genişleterek yani devletin bağımsızlık hakkıyla, senyoraj hakkını kullanarak basmış olsaydık bu borca girmeyecektik. İkinci kaynak da budur. Türkiye 20 küsur seneden beri senyoraj hakkını kullanmıyor. Bu yüzlerce milyar dolar ediyor.

Farklı bir vergilendirme sistemi
Üç, bir de Türkiye'nin topladığı vergiler var. Yani bizim iktidarımız döneminde üç yoldan gelirimiz olacak. Bir, yer altı kaynaklarımızı devlet millet ortaklığıyla işletmeye açarak onların kârları olacak. İki, senyoraj hakkımızı kullanarak devletin bağımsızlık gerekçesiyle basması gereken para basılacak. Üç, toplanması gereken vergiler toplanacak. Vergiyi de toplumun bütün kesimlerinden almak yerine vergi yükümlülüğünü taşıyabilecek kişilerden alma lazım. Şimdi kalkıyorlar KDV idi şu idi bu idi; "vergiyi tabana yayalım" diyorlar. Bir defa bu hiçbir zaman devlet için kârlı bir mantık değildir. Bu, global sermaye sahiplerinin vatandaşı soyup soğana çevirmek için uyguladıkları bir metoddur.

Size bir misal vereyim. Faraza siz 50 milyar kazanan bir vatandaştan % 40 vergi almış olsanız 20 milyar vergi almış olacaksınız. Siz bunu almaz da baş para ile bir yıl daha çalıştırdığını kabul ederseniz Türkiye'de paranın bir yıldaki dolaşımı 15 kattır. 15 kat 750 milyar ediyor. 750 milyar hem tüketim fazlalaşacak, hem üretim fazlalaşacak. Bunun % 30'unu kâr olarak kabul ettiğiniz zaman 225 milyar kâr etmiş olacaksınız. 225 milyarın da % 40'ını vergiye tahsil ederseniz 100 milyara yakın vergi almış olacaksınız. Yani siz "Herkesten toplayalım" adı altında vergi dilimlerini küçültürken vatandaşın tüketim kabiliyetini yok ederek esasen almanız gereken verginin de önünü kesiyorsunuz. Onun için vergi mantığında herkesten değil, vermesi gereken fazla kazanandan alarak, güçlü vergi alarak vergiyi alacaksınız. Senyoraj hakkını kullanacaksınız. Ortaklık yaparak bakire olan kaynakları devreye koyacaksınız. Ve milletin geçimini temin edeceksiniz.

Devlet adamlığının gereği
Hocam, madenlerimiz devreye sokacağız, diyorsunuz. Ama yapılanlara bakıyoruz, madenlerimiz yabancılara peşkeş çekiliyor. Senyoraj hakkını kullanacağız, diyorsunuz, ama bakıyorsunuz Türkiye'de para basma IMF'nin iznine bağlanmış. Öbür taraftan alınan vergi alınan kadarıyla faizlere aktarılıyor. Öyle bir noktaya gelinmiş ki bize ait milli bir model gerekiyor.
Prof. Dr. Haydar Baş?
Niçin bize borç para veriyorlar. O madenleri elimizden almak için veriyorlar. Aksi takdirde sermaye piyasasından bir anda parayı çekecek, hadi bakalım öp başına geleni. Bir saatliktir şu anda Türkiye'deki maliyenin durumu, bir saatliktir. Böyle maliye olur mu? 40 milyar doların 5 milyar dolarını çeksinler vallahi Türkiye tepesinin üstüne gider. Devlet adamlığı bu mudur? Devlet adamlığı demek bütün bu oyunları görüp bunları bozmak ve bu tip insanlara imkan tanımamak, devlet ve millete ait olan kurum ve kuruluşları milletin yararına devreye koymak demektir. Bazı babaların çocukları olur. Har vurup harman savurur. Orada, burada, derken bir de bakmışsın ki serveti üç beş senede elden çıkartmış. Şu anda uygulanan politika bundan farksızdır. Maalesef böyle bir politika uygulanıyor.

TÜRKİYE'NİN AVRUPA DÜNYASINDA İŞİ YOK

Hocam aynı zamanda Cumhuriyetin de ilan edilişinin 82. yıldönümünü kutladık. Bu ilan döneminde Türkiye'nin yaşamış olduğu olaylar ayrıca insana acı veriyor. Anayasa'nın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek maddelerinin değiştirilmesi konuşuluyor. Egemenliğin millete ait olduğu maddesi değiştirilerek egemenliğin AB'ye devredilmesi konuşuluyor. Bağımsızlığın Anayasa'dan kaldırılması gerektiği konuşuluyor. Yani AB'ye giden yolda Türkiye Cumhuriyetinin hem egemenlikten hem de bağımsızlıktan vazgeçileceğinin sinyalleri veriliyor. Egemenlik ve bağımsızlığını kaybeden bir devlet nasıl bir devlet olur? Böyle bir devlet olabilir mi?
Prof. Dr. Haydar Baş?
Köle bir millet olur. Nasıl olacak? Batının esasen Türk milletine yapmak istediği de budur. Biz şark milletiyiz. Şark milleti olarak Anadolu'ya geldiğimizde Anadolu'ya bir medeniyet, bir kültür getirdik. Bir  siyaset getirdik. Batılı bize diyor ki, "Siz geldiğiniz ülkeye geriye dönmeniz lazım." Onun için şu ana kadar uygulanan politikaların tamamı Şark projesidir. "Haydar Hocanın dediklerinin tamamı çıktı" diyorlar. Doğru. Ben müneccim değilim. Ama ben geçmişi, bizim hakkımızdaki düşünceleri çok iyi bildiğim için önümüzdeki hadiseleri görüyor, mukayese yapıp neticeyi ortaya koyuyoruz. Mesela şu anda bir ölçü veriyorum. Bizi takip eden kardeşlerimiz bizi alsınlar ve değerlendirsinler. Batının bütün hesabı Türk milletini bu coğrafyadan çıkartmaktır. Buna kendi dünyalarında bir inanç olarak karar verdikten sonra Batının onun üzerine gelirken uyguladığı bütün plan ve projeleri bu arkadaşımız rahatlıkla çözebilir. Aksi takdirde Batıya tam manasıyla teslim olan bir kafa, bir gönülün bu dediğimiz hususları görmesi zor belki de imkansızdır. Batının yapmak istediği de Türk milletini parça parça edip bir tarafa atmaktır. AB'den maksat da Türk milletini oraya koyacağız gerekçesiyle bölmektir, parçalamaktır. Onun için Türkiye'nin Avrupa dünyasında hiçbir işi yoktur. Türk milleti medeni, kendine has ölçüleri olan ve kültürü ile bütün dünyayı besleyecek, medeniyet anlayışıyla dünyaya huzur, saadet, mutluluk getirebilecek bir millettir. Yani bütün dünya bugün Türk milletinin medeniyetini, kültürünü, siyasetini, insanlığını bekliyor. Dünya bunu bekliyor. Ne hikmetse son zamanlarda biz kendimizden koparak farklı farklı kimliklerde görünmenin yanlış boyutlarına girdik. Bundan vazgeçeceğiz. Kendimize döneceğiz. O zaman göreceğiz ki dünyanın huzuru, kurtuluşu Türk milletinde, Türk milletinin huzuru, kurtuluşu yine Türk milletindedir. Ne oradadır, ne buradadır. Bunu böyle bileceğiz.

BELÇİKA'NIN YAPTIĞININ ANLAMI...

Hocam, son zamanlarda Türkiye, orada daha çok hukuk, demokrasi, insan hakları var diye yönünü tamamen AB'ye çevirdi. Fakat hukukun ve demokrasinin beşiği olarak ilan edilen AB'nin Belçika'sında çok önemli bir olay yaşandı. Özdemir Sabancı suikastının sanıklarından olan Fehriye Erdal'ın yargılanması sırasında mahkeme Fehriye Erdal'ın Türkiye'ye iade edilemeyeceğini söyledi. Gerekçesi de tam otomatik değil de yarı otomatik silahla suikast yapmış olması vs. Öbür tarafta ABD kontrolündeki Bağdat'ta PKK resmi bir temsilcilik açtı. Bayrağını dikti. Dünya ajansları bunun fotoğrafını yayınladı. Bu iki olay Türkiye'ye ne mesaj veriyor? Bu olayları nasıl okumak gerekiyor?
Prof. Dr. Haydar Baş?
Ben az evvel okuduklarımı anlattım. İçimizdeki katillere demek istiyor ki "Siz de adam vurun. Ama yarım otomatik silahla vurun. Tam otomatik olmasın. Kaçın, bize gelin." Adamların demek istediği bu. Türk milletinin bireyleri kendine girsin, birbirini yok etsin istiyorlar. Bu adamlardan bize hayır gelmez. Biz Müslüman Türk milletiyiz. Kendine özgü yapısı, anlayışı, medeniyeti olan bir milletiz. Sonra, dünyada bizim kadar insanlığa adaleti, huzuru, saadeti, huzuru, insan haklarını, can?mal?namus?din emniyetini yaşatan ikinci bir millet yok ki. Biz niye bu adamları kendimize örnek alıyoruz. Biz kendimizi örnek alalım. Benim de anlatmaya çalıştığım bu. O Belçikalı bize diyor ki, "Ahmaklık etme! Benden sana dost olmaz." Amerikalı diyor ki, "Ahmaklık etme! Benden sana dost olmaz." Mesaj budur. Bizde bir söz vardır. Bir batman koku almayan gagası bilmem nereden kurtulmaz. Bu, budur. Bunları göreceğiz. Allah encamımızı hayreylesin. Milletimiz kendisine güvensin. Kendisinden başka çıkar yol olmadığını da çok iyi bilsin. Bunun dışında yapılan eylemler, icraatlar, işler bilerek veya bilmeyerek aziz Türk milletinden sanki intikam almaktır. Sanki onu imha etmeye çalışmaktır. Başka bir şey değildir.

AZERBAYCAN'DA ÇAĞDAŞ VE DEMOKRATIK BİR SEÇİM OLDU

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Azerbaycan seçimlerinin  çağdaş, demokratik ve şeffaf bir şekilde gerçekleştiğini, Azerbaycan milletinin Haydar Aliyev siyasetine sahip çıktığını ifade etti

'Ot, kök üzerinde biter'
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Azerbaycan'da yapılan genel seçimleri değerlendirdi. Seçimlerin son derece adil, şeffaf ve demokratik geçtiğine işaret eden BTP Lideri, "Oralarda güzel bir söz vardır: 'OT, KÖK ÜZERİNDE BİTER'. Azerbaycan halkı, bağımsız Azerbaycan'ı kuran Haydar Aliyev siyasetinin devamı olarak gördüğü Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e ve partisi Yeni Azerbaycan Partisi'ne (YAP) sahip çıkmıştır. Seçimler Azeri halkının bazı Asya ülkelerinde gerçekleştirilen pembe ve turuncu hareketlere cevabı olmuştur" dedi.

'Milli Meclis zenginleşti'
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, Azerbaycan'da görkemli akademik ziyalıların seçilerek meclise girmesinin Milli Meclis'e bir zenginlik getirdiğine işaret ederek, şunları kaydetti: "Bunların arasında yakınen tanıdığımız dostlarımızın bulunması, bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir. Şimdiden Prof.Dr. Abel Muharremov, Prof.Dr. Murtuz Aleskerov, Prof.Dr. Ziyad Samedzade ile diğer dostlarımızı tebrik ederim. Yeni dönemde başarılarına yeni başarılar katacaklarına inancım tamdır. Bu seçimin, Azerbaycan halkına, devletine ve Türk Kardeşliğine hayırlar getirmesini temenni ederim."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121