Bu haber kez okundu.

Ekonomi on defa battı
Ekonomi batmış olmasına rağmen iktidarın caka satmasına, bu vahim tablo karşısında da ilk okul çocuklarının müsamere oynaması gibi bir idrak sergilenmesine dikkat çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Ülke bir defa değil, on defa battı. Peki nerede bu maliyeci profesörler? Niye konuşmuyorlar?" diye sordu. ~|~

BTP'nin 4. Kuruluş yıldönümü dolayısıyla İstanbul Barcelo Eresin Otelinde düzenlediği toplantıda Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş, bir konuşma yapmış, dün yayınladığımız bölümünde, Bilgi Üniversitesinde düzenlenen Ermeni Konferansının ne manaya geldiğini, Türkiye'nin geleceği aleyhine nasıl sonuçlar doğuracağını anlatmış, AK Partisi iktidarı hariç hiç bir ülkenin tarihinin böylesine aşağılandığı toplantıya izin vermeyip vermesinin mümkün olmadığını, Ak Partisi iktidarı mensuplarının toplantıya izin vermek, yol göstermekle Anayasa ve Mahkeme kararını hiçe saydıklarını belirtmiş, Türk milletini ateşe verenleri, yağlı kazanlarda ölüme mahkum edenleri, onbinlerce insanımızı şehit ve vatancüdâ eden zalimleri hiç kimsenin mazlum göstermeye hakkı bulunmadığını söylemişti. Bu önemli konuşmanın bugünkü bölümünde ise BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, AKP'nin günah defterinden, Türkiye'yi iyice uçuruma sürükleyen icraatlarından bahsetti. Uğruna herşeyimizin feda edildiği AB'nin Türkiye için nasıl bir tuzak özelliği taşıdığına, ekonomi bir değil on kere batmış olmasına rağmen iktidar mensuplarının hâlâ nasıl caka satmakta olduklarına dikkat çekti. İzledikleri politikalar nedeniyle Türk milletini temsil etmediklerini iyice ortaya koyan CHP ve MHP'ye de yüklendi.

Apo'nun ekmeğine yağ sürüldü
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın kamuoyuna mal ettiği "Kürt sorunu" deyimiyle çok büyük bir yanlışa imza attığını söyleyen BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, şöyle konuştu: "Evvelemirde şunu çok iyi bilelim ki Türkiye'de Türk vatandaşı vardır. Kürdü, Lazı, Çerkezi, Arabı, Boşnağı, bunlar, Türk vatandaşlığının birer şubeleridir. Lozan'da bu böyle kabul edilmiştir. Lozan görüşmeleri esnasında Türkiye'de Kürtlere azınlık hakları vermek isteyen Batı murahhas azalarına merhum İnönü şu cevabı veriyor: 'Onlar azınlık değildir. Türkiye'de, coğrafyamızda bir insanın azınlık olabilmesi için gayrimüslim olma şartı ve de özelliği vardır. Kürtler bizim gibi müslümandır. Azınlık kesinlikle olamazlar.' Yani onlar bu vatanın sahipleridir. Onlarla biz Çanakkale'de omuz omuza beraber çarpıştık. 1983 yılında sahneye çıkmış olan Apo'nun iddiası Kürt sorunu idi. Ama benim Kürt halkı kardeşim Apo'ya şamar gibi cevap verdi ve dedi ki 'Hayır, hayır biz Türk milletiyiz.' Bunun üzerine Apo Irak'tan, Suriye'den, Apo İran'dan ne kadar azınlık yani müslüman olmayan Ermeni insan varsa topladı, çeteler oluşturdu Kürt köylerine baskın yaptı. Apo'nun yaptığı bu baskınlarda henüz ana göğsünden süt emen çocuklarımız da öldü. Bunun üzerine Apo'ya o bölgenin insanı 'bebek katili' ünvanını verdi. Apo ne kadar gayret etti ise Kürt halkını safına alamadı. Ama gel gör ki sayın Başbakan, 21 yıl evvelki Öcalan iddiasını hem de Meclis'in kürsüsünden, milletin kürsüsünden tekrar edip 'o sorun benim sorunumdur, bunu ben halledeceğim' deyince denklem değişti. Halk şunu mırıldanmaya başladı. 'Galiba biz yanlış anladık. Apo haklıymış.'  Ve Kürt kardeşimi sokağa dökme operasyonuna girdiler. Ama kısa zamanda yine o kardeşlerim ayıktı. Derim ki dün Apo'nun tahrikiyle sokağa çıkmayan Kürt halkını şayet bugün, sayın Başbakanın ifadesinden sonra sokakta görüyorsak bunun faturasını sayın Tayyip bey ödeyecektir."

ABD, AB'ye üye olmamızı neden istiyor?
AB'nin Türk milletinin kimliğini, coğrafyasını eritme, bölme, parçalama, yok etme aksiyonu, faaliyeti olduğunun altını çizen Prof. Dr. Haydar Baş, ABD'nin neden AB'ye üyeliğimizi desteklediğini "ABD aslında Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin, laik demokratik cumhuriyetimizin ortadan kalkmasını istemesine rağmen açık olarak bunu teklif ettiğinde büyük bir tepki ile karşılaşacağını bildiği için Türkiye'nin AB devletleri arasında olmasını teklif ediyor. Çünkü AB üzerinden Türkiye'nin parçalanması çok kolay olacak" sözleriyle ifade ederek şunları söyledi:  "Onun için BTP, AB adı altında aslında müteferrik Avrupa devletlerinin biraraya gelerek bir güç oluşturma aşamasında Türk milletinin bölünmesine, parçalanmasına evet diyen bu anlayışa, bu gidişe, bu ideolojiye baştan beri 'hayır!' demiştir ve demeye de devam edecektir."

CHP ve MHP tutarsızlık içinde
"Türkiye'nin birliğine, Türk coğrafyasının misak?ı milli hudutları içerisinde kalmasına 'evet' diyen bütün Türk vatandaşları Bağımsız Türkiyeli olmaya, BTP saflarında yer almaya mecburdur. Çünkü, ulusalcı geçinen CHP'nin sayın Genel Başkanı şu andaki 'Ermeni Konferansına destek veriyorum' diye ifadelerde bulunuyor. Sen hem soykırım iddiasına 'evet' diyeceksin hem de Türkiye'nin bağımsız olduğunu ilan edeceksin. Burada bir yanlış var. CHP'li kardeşlerimin tamamı ulusal duruşa 'evet' deyip Atatürk ile omuz omuza mücadele vermiş Türk vatandaşlarıdır. Onların da yeri burasıdır. Bugün merhum Atatürk'ün CHP'si artık ölü olmuştur. Onun yerine BTP doğmuştur."
"Diğer taraftan iktidar olduğu dönemde milletle hiç beraber olmayan siyasilerimiz şimdi aynen millet gibi düşündüğünü, millet gibi konuşmaya başladığını görüyoruz. Bunlardan birisi de MHP. Onlar da AB'ye karşı tavır almaya başladılar. Peki, Kopenhag kriterlerinin altına imza atan sayın Devlet Bahçeli değil mi? Kopenhag Kriterlerinde Kıbrıs'ı veren sayın Bahçeli değil mi? Yine AB'ye 'evet' demek için Tütün Yasasına, Şeker Yasasına, Tahkime, Tahdit Yasalarına imza atan sayın Devlet Bahçeli, MHP değil mi? Sen iktidarda iken bir numaralı AB'ci, sen iktidarda iken Kıbrıs'ı veren el, şimdi muhalefete inince kahraman kesiliyorsun. Niye? BTP'nin söylemleri ile millet BTP'nin etrafında biraraya gelmeye başladı da ondan. Geçenlerde bakanlık yapmış bir arkadaşım konuşma yapıyor. Benim Milli Ekonomi tezini almış, konuşuyor. Sen ekonomiyi bu kadar iyi biliyordun da Derviş'i niye Amerika'dan getirdin? Biz sayın Ecevit'i de sayın Derviş'i de ayıktırdık. 'Bu gidişle hiç bir şey yapamazsınız' dedik. Bunlar bir kapitalist ekonominin, liberal anlayışın ürünü bir model ezberlediler. Bununla ancak toplumun belli kesimlerinin midesi dolar ama gözü doymaz. 'İnsanoğlunun iki vadi altını olsa bir üçüncü vadi altınının olmasını arzu eder. Ancak onun gözünü bir avuç toprak doyurur.' İktisadi kurallarının temeline ihtiyaçlar sınırsız, kaynaklar sınırlı anlayışını oturttular. Ve bu anlayışla Türkiye'yi bugünkü çıkmaz sokağa soktular."

Türk ekonomisi batmış durumda
"Sayın iktidarın Maliye Bakanını dinliyorum. 'Onu satarım. Bunu satarım' deyip duruyorlar. Zaten bir adam hayırlı evlat bırakmazsa çocuk elinde ne varsa hepsini satar. Ülkemizin iç ve dış borcu 400 milyar dolara baliğ oldu. Yıllık faiz kapasitesi tam 120 katrilyondur. Tek kaynağımız vergi gelirlerinden 2004 yılında aldığımız vergi miktarı 90 katrilyon. Şu ekonominin güzelliğine bakın!  9,9 büyümeye bakın! Sen yılda, aldığın borca 120 katrilyon faiz ödeyeceksin. Gelirin 90 katrilyon olacak. Aldığın gelir borçlarının faizini bile ödemeyecek. Memurunun, işçinin, çöpçünün maaşını borç alarak vereceksin. "Ben bu ekonomiyi biliyorum. Çok iyi yürütüyorum" diye caka satacaksın. Ama benim milletim bunu yutmaz. Türk ekonomisi şu anda batmıştır. Batmak üzeredir değil batmıştır. Sermaye piyasasında sıcak para olarak 40 milyar dolar var. Bir tek kuruşu bize ait değil. Sermaye sahibi güçler, bu adamlara yaptıracakları işleri bitirdikten sonra düğmeye basacaklar, bütün piyasadaki paralar çekilecek, 'güm' diye maliye dibe vuracak. İlkokul çocukları gibi müsamere oynayanların bu vahim tabloyu bugüne kadar görmemelerine, idrakin bu kadar kaba olduğuna bizi şahit kıldığı için esefle üzülüyorum.  Nerede bu maliyeci profesörler? Nerede bu adamlar? Niye konuşmuyorlar? Yemin ediyorum ki vallahi ülke on defa battı, bir defa değil."

Hilkat garibesi oyun
"Beyefendiler dindar göründüler. Askeri, devleti dinsiz dediler. İktidar olana kadar seyrettik. 'Sakın bunlara inanmayın' dedik. 'Bunların dinle öyle uzaktan yakından alakası yok. Göreceksiniz bunların koynundan haç çıkacak' dedim de bana inanmak istemediler. Sonra teker teker elimi öptüler. 'Özür dileriz Hocam, Biz ilerisini göremedik' dediler. 'Siz masum insanlarsınız. Safsınız, berraksınız. Dünyayı esir alacak diye bir hayaliniz, ülkünüz olmadığı için nasıl bir insan bu kadar yalan konuşabilir; bunu düşünemediniz. Şimdi gerçekle karşı karşıyasınız' dedim. Benim askerim dindardır. En az benim kadar dindardır. Bana, 'Sen askerin adamısın' dediler. Oğlum asker, bana 'sen askerin adamısın' diyorlar. Asker benim, benim asker. Çocuğumu davul, zurna, düğün ile askere gönderiyorum. 'Şehit olsun" diye eline kına koyuyorum. Karşısına geçiyorum. 'Kâfir' diyorum. Bunu kime diyorsun? Çocuğuna diyorsun. Böyle bir hilkat garibesi oyun dünya tiyatrolarında oynandı mı? İlk defa bu fakir çıktı. 'Hayır, yalan konuşuyorsunuz' dedi. Şerefimle temin ederim ki tanıdığım bir rütbeli arkadaşım vallahi de, billahi de, tallahi de yoktur. Ama benim rütbem Genelkurmay Başkanıdır. Ben askerim. Bana 'Sen Atatürkçü müsün?' dediler. Nasıl cevap versem beğenirsiniz? 'Asker Atatürk, Hoca Atatürk' cevabını verdim."

Anahtar Kelimeler:
ekonomi on defa battı
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100