Bu haber kez okundu.

Ekonomide korkunç suistimal
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, AB standartlarına göre fert başına milli gelirin 6 bin dolar olduğu beyanı konusunda Nihat Hekimoğlu'nun sorularını cevaplandırdı. Prof. Dr. Haydar Baş, beyan edilen bu rakam gereği Türkiye'de korkunç bir suistimalin olduğu gerçeğine dikkat çekti.
n Muhterem Hocam, kişi başına milli gelirin şu anda 4 bin küsur dolar olduğu söyleniyor. AB hesaplarına göre de bunun 6 bin dolar olduğu söyleniyor. Ekonomideki büyümenin de % 9,9 olduğu belirtiliyor. Hükümet çevreleri kişi başına milli geliri 6 bin dolar, büyümeyi % 9,9 olarak göstererek pembe bir tablo çiziyorlar. Siz ne diyorsunuz?
Prof. Dr. Haydar Baş? Biz, beyan edilen rakamları doğru olarak kabul edersek Türkiye'de korkunç bir suistimalin olduğunu ve bunun izahının da hiç mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Siz, diyorsunuz ki, "Ben size yılda 6 bin dolar para kazandırıyorum." Yetkili bir hükümet ağzı bunu söylüyor. "4 bin küsurdu, yeni bir hesaplama mantığına göre bu 6 bin dolara çıktı." Tamam, bizi bunu kabul ettik. Bunun bir hesabını yapalım. Türkiye'de asgari ücretle çalışan insan miktarını ortalama olarak 5 milyon kabul edelim. Asgari ücretin ortalaması da aylık 310 milyon TL'dir. 310 milyonu 12 ile çarpıp, mevcut döviz kuruna böldüğünüz zaman kişi başına düşen milli gelir ortaya çıkıyor. Bu rakama göre asgari ücretlinin 17,5 milyar dolar daha para alması gerekiyor. Asgari ücretlinin yıllık geliri 2500 dolar. Halbuki deklere ettiğiniz rakam 6 bin dolar. Dolayısıyla asgari ücret alan bir işçinin sırtından siz 3500 dolar alıyorsunuz. Bir mânâda bu adamı 3500 dolar soyuyorsunuz. Bu, 5 milyon insanda 17,5 milyar dolar eder. Demek ki biz asgari ücretlinin cebinden 17,5 milyar doları alıyoruz. Asgari ücretin altında, 150?200 milyona çalışan vatandaşlarımız var. İstanbul'da bu sayı en ez 1,5 milyondur. Türkiye genellemesi olarak buna 5 milyon diyelim. Bunların yıllık geliri 1500 dolardır. 1500 dolar alan bu vatandaşımızın sırtından da biz 4500 dolar para alıyoruz. Bir yılda bunun toplamı 22,5 milyar dolar ediyor. Asgari ücret alanın sırtından 17,5 milyar dolar, asgari ücretin altında çalışandan da 22,5 milyar dolar alıyoruz. Yetmedi. Bir de Türkiye'de 15 milyon işsiz insan var. Bir insanın yıllık gelirinin 6 bin dolar olduğunu sen söylüyorsun. Hesap edersek 90 milyar dolar da işsizlerin cebinden alıyoruz. Bu insanların alması gereken 90 milyar dolar ortada yok. Bir de 25 milyonluk tarım kesimi var. 2005 yılında bu kesime tahsis edilen bütçe 4,5 katrilyon. Bunu 25 milyona böldüğümüzde 180 bin dolar bir vatandaşa düşüyor. Tarım kesiminin sırtından da bir yılda toplam 145 milyar dolar para alınıyor. Tamamını topladığımız zaman 275 milyar dolar bu vatandaşların sırtından alınıyor. Şimdi soruyoruz: Bu para nerede? Vatandaş, "Bu parayı bana vermedi" diyor. Vatandaş cevap veriyor. "İşte filan rıhtımı özelleştirirken şu kadar milyon dolar olması gerekirken şu kadar milyon dolara veriliyor. SEKA 50 milyon dolar iken 600 bin dolara ihale ediliyor. Bizim 275 milyar doların bir kısmı bunlara gitmiş. Bir kısmı liman işletmecisine gitmiş. Çayeli Bakır İşletmeleri 15 milyar dolar tahmini bir kaynağa sahip iken biz bunu 49 milyon dolara ihale ediyoruz. Aşağı yukarı 14,5 milyar dolar bir meblağ elimizde yok. Bu kime verildi? Bizim paralar nereye gidiyor?" diyor. Kısaca demek ki "hem bizim yakın kadrolarımıza bu 275 milyar dolardan akar var. Global iç ve dış sermaye sahiplerine akarlar var."
Medyanın tutumunun nedeni
Dikkat ederseniz basın yayın da hiç ondan vazgeçmiyor. Sen ağzınla "kişi başına milli gelir 6 bin dolar" diyorsun. Ben de rakamları ortalama olarak ortaya koyuyorum. "Eğer senin verdiğin bu rakamlar doğru ise ki doğrudur, sen 275 milyar dolar parayı çarçur ettin. Nerede bu para?" diyorum. Bu basın bizden niye bahsetmiyor. 275 milyar dolara ortak olanlardan bir tanesi de bu da ondan bahsetmiyor. Yabancı sermaye sahipleri niçin "Bu adamı gizleyin" diyor. Yüzbinler meydanlara dökülüyor. Bir tanesi bir satır yazmıyor, bir görüntü vermiyor. Niye vermiyor? Diyor ki; "Bu adamlar iktidar sahibi oldukları zaman bu 275 milyar dolar, gerçek sahiplerine gidecek. Biz, bundan beş kuruş alamayacağız." Onun için bizi göstermiyorlar. Halkımızın bunu çok iyi görmesi lazım. Sen, üç?dört kişinin dedikodusunu bir mühim haber olarak verirken o kadar binler sokağa dökülüyor, milletini, memleketini, geçimini dâvâ ediyor, bunlardan bir cm2 görüntü aksetmiyor.
Ekonomide tiyatroya devam
Biz hesabımızı beyan edilen rakama göre yapıyoruz. Sen diyorsun ki "Kişi başına düşen milli gelir 6 bin dolardır." Ben de halk olarak diyorum ki, "Sen 275 milyar doları halk olarak bana vermedin. Asgari ücret alana vermedin. Onun altında ücret alana vermedin. İşsize, tarım kesiminde çalışana vermedin." Ben, bunun içerisine orman köylüsünü, denizcisini koymadım. Bunların hiç biri yılda 6 bin dolar gelir elde etmiş değil, edemiyor. Buna rağmen 275 milyar dolar para ortada yok. Bunu sen nereye koydun? Az evvel söylediğim gibi neden bizi birtakım basın organları tanıtmıyor, anlatmıyor? İşte bu 275 milyar doların taksimatına giren sınıflardan bazıları belki de bunlar olabilir. Siz, onların kendi ağızlarıyla ifade ettiği geliri alacaksınız, vatandaşa vereceksiniz. Vatandaşa verileceğini gören güçler elbette ki size taraf olmayacaklardır. Burada aziz milletim, kendini dâvâ edecek, kendisiyle beraber olacak iradeyi görecek, beraber olacağız ki bu problemlerin önüne geçilebilsin. Kaldı ki bunun dışında çok ciddi yöntemler var. Çok ciddi programlar, projeler var. Hiç kimsenin bundan endişesi olmasın. Gerek tarım kesimine, gerek ormancılıkla, denizcilikle, sanayi ile, ticaretle uğraşan kesime yönelik, bugüne kadar hiç bir partide olmayan bir sosyal devlet projemiz var. Bunu halkımızın tamamına yansıttığımız zaman göreceğiz ki bu gelirler 6 bin doların çok daha fevkinde olacak. Herkes, yediden yetmişe  bundan istifade edecek ve milletimizin yüzü gülecek inşallah.
10 milyona yakın özürlü kardeşlerimiz de var. Bunların hiç bir şey aldıkları yok. bunu da hesap ettiğimiz zaman 300 milyar doların üzerinde rakamlar önümüze çıkıyor. Bu rakamlar kendilerinin verdikleri rakamlar. Biz bir şey demedik. Bugün halkımızın "o halde getir bu parayı" demesi lazım. "Bunları kime verdiniz, kime veriyorsunuz?"; bunun hesabını sorması lazım. "Ekonomi iyi." Benim cebimde değil ki. "Ekonomi iyi." Benim mutfağımda değil ki. "Ekonomi iyi." Tenceremde yok, mutfağımda yok, memurumda yok, işçimde yok, tarım kesimimde yok. Bu nasıl büyüme, nasıl ekonomidir? Kısacası bu bir tiyatrodur.
IMF'nin arka planı
n Hocam, gelen bütün hükümetler IMF'nin talimatlarını uyguluyorlar. Bağımsız bir ekonomi politikası uygulayamıyorlar. Bunun sebebi nedir sizce?
Prof. Dr. Haydar Baş? Bizde, kabul etsek de etmesek de herhalde siyaset olarak bir ezbercilik zihniyeti hakim. Partilerimizde, yeni bir buluşla hem kendi milletinin yüzünü güldürecek, hem de dünyanın yüzünü güldürecek bir gayret, bir çalışma yok. IMF'ye teslim olmayacak; güzel. Ama ülkeyi de kalkındıramıyor. Artı, onun dışında örnek alacağı bir ülke de bulamıyor. Böyle örnek bir devlet de yok. Malum, global sermaye sahiplerinin de politika olarak dayattığı IMF politikaları var. IMF politikalarının temelinde yatan aslında faizli borçlar değildir. Bu aynı zamanda siyasi pazarlıkların yapıldığı bir kurumdur. Siz onu ikna edersiniz, oturduğunuz koltukta sizi rahat bırakırlar.  Oradan 38?40 milyar dolar borç almış gözükürsünüz. Bu sizin borçlarının 8 veya onda bir niteliğindedir. Ama onun dediğini yapmaya mecbur kalıyorsunuz. Bu, siyasi iradenin su üzerindeki bir görüntüsüdür. Onunla beraber seninle pazarlık masasına oturuyor. "Şunu şunu yapacaksınız" diyor. İşte buna mukabil herhangi bir siyasi partimizin Türkiye'nin ekonomide çıkış projesi olmadığı, milli bir duruşa malik bulunamadığı için gelenler hep onun dediğini kabule mecbur kalıyorlar. Ama biz sadece IMF'ye karşı alternatif bir politika değil, AB'ye karşı, dünyanın en güçlü kurum ve kuruluşlarına karşı, hepsinin karşısında durabilecek, bağımsız, ulusal bir Milli Ekonomi Modeli ortaya koyduk ve bu dünya tarafından kabul gördü. Az evvel söyledim. Bu basın bizi niye gündem etmiyor, dedim. Bizim, bendenizin başarısının binde birini elde eden gerek bir siyaset, gere bir ilim adamı olmuş olsaydı onun heykelini dikerlerdi. Gece gündüz onun reklamını yaparlardı. Derviş'i hatırlıyorsunuz. "Gelecek, Türkiye'yi kurtaracak"tı. Hatırlarsanız, Derviş'e tek karşı çıkan bendim. Yani ilim adamları, işadamları, hatta sendika temsilcileri bu insanın Türkiye'yi kurtarabileceğini zannediyordu. Bunun hayal olduğunu bendeniz söyledim. Bütün bunları söylerken afaki, hamasi duygulara dayanarak değil, ilim olarak, mantık olarak, matematik problemi olarak ortaya koyuyoruz. Sen, Türkiye'de koskoca bir maliyet enflasyonu var, bunu görmüyorsun, milletin cebindeki parayı devamlı soymaya çalışıyorsun. Neymiş! "Ben talebi düşüreceğim de enflasyon aşağı düşecek." Kimi kandırıyorsun? Ben bu kalemi 100 liraya mal ettim. Bana, "Bunu 50 liraya sat" diyorsun. Cebimdeki parayı alarak alım gücünü düşürecek, vatandaş da ucuza satacak. Ban bunu 50 liraya sattığımı zaman iflas edeceğim. Dikkat ederseniz bu IMF politikalarının uygulanmaya başladığı yerlerde iflas olayları birden kendine geldi. Bu iktidar döneminde, sadece 2,5 yıl içerisinde 250 bin insanımız iş yerini kapattı. Bu, dile kolay. Niye kapattı? Bu ters mantığı hayata geçirmeye çalıştıkları, "Bundan taviz vermeyeceğiz" safsatasına, yanlışına inandıkları için. Eğer, sırtını dönüp ellerinin tersiyle bir atsalar hakikaten ellerinde çok ciddi imkanlar var. Hâlâ da kaybetmiş değiller. Evet, esasen ülke batma noktasına geldi. Geçiyor bile. Ama şu anda kurtulacak imkanları var. Kendi şartlarına döner, milli politika ile hadiselere bakar çözüm ararlarsa. n
~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100