Bu haber kez okundu.

Ekonomik kalkınma güçlü devletin omurgasıdır
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı
Prof. Dr. Haydar Baş, yayınladığı tarihi manifestoda, ekonomik kalkınmanın devletin ve ordunun güçlü olması için hayati önem taşıdığına işaret etti. ~|~

 



Milletimizin varlığını sürdürebilmesi, bağımsızlığını koruyabilmesi ve kaynaklarını kendisinin kullanabilmesi için çeşitli şartlar gerekmektedir:
1- Geçim sorunu yaşamayan halk: Vakıa şu ki, asgari geçimini sağlayamayan insanlar, daha rahat taviz verebilmektedir. Bu nedenle güçlü bir ekonomiye ihtiyaç bulunmaktadır. Biz, ekonomi sahasında öz kültürümüzden ilham alan ve çağdaş ekonomik sistemlerin çözemediği üç temel soruna çare olan Milli Ekonomi Modeli adlı ekonomik modelimizi oluşturduk. Tüketim eksenli bir yaklaşımla, en gelişmiş ekonomilerde bile yaşanan gelir dağılımında adalet, tam istihdam ve sürekli büyümenin gerçekleştirilememesi sorunlarının gerçekçi ve uygulanabilir çözümlerini ortaya koyduk.
2- Güçlü devlet: Milletin devlet sayesinde pek çok zaruri ihtiyacını sağlayabileceği, varlığını devam ettirebileceği ortadadır. Devletin, milletinin hak ve hukukunu koruyan, adaletten ayrılmadan milletine hizmet eden ama kesinlikle güçlü bir yapıda olması gereklidir. Yöneticiler şahsi menfaatleri için değil milletin menfaati için çalışmalı ve ülkemiz ve kaynaklarımız üzerinde emeli olan güçler ile işbirliği yapmamalı. Hukukun üstünlüğüne dayanan, adaletli ve güçlü bir devlet yapısına kavuşmak için elimizde gelen çalışmayı yapmaya çalıştık ve bu bağlamda 'Sosyal Devlet, Milli Devlet' adlı eseri yazdık.
3- Güçlü Ordu: Biz, kıyamete kadar gelecek her insanın rızkının bu kainatta var olduğuna ve Yüce Allah tarafından verileceğine, insanın hizmetine verilen dünyanın bilinen ve bilinmeyen kaynaklar ile dolu olduğuna, insanların gerçek ihtiyaçları için bu kaynakları tüketmesinin mümkün olmadığına inanıyoruz. Bu kanaat ve inancımızı, bilimsel olarak da ortaya koyduk; dünya bilim adamlarına bunu kabul ettirdik, modelimizi baş tacı ettiler, projelerimizi kendi ülkelerinde uygulamaya koydular.  Hem bu güne kadar insanlık, Yüce Allah'ın lütfettiği hangi kaynağı tüketebilmiş ki! En çok kullanılan ve uğruna milyonlarca insanın katledildiği petrol bile tüketilebilmiş değildir.

Ekonomi bilimine yeni tanımlar
Hayata, 'kaynaklar sınırlı ihtiyaçlar sınırsız' diye bakan ve İktisat'ı 'sınırlı kaynaklar ile sınırsız ihtiyaçların karşılanmasının ilmi' diye tanımlayan insanların dünyaya barış sunmaları mümkün değildir. Bu yaklaşım sömürüyü, kaynak paylaşımı için kavgayı zorunlu hale getirmektedir. Bu gün dünyada kaynakları ele geçirmek, ülkelerin zenginliğini sömürmek için savaşlar olmakta, milyonlar katledilmektedir.
Ülkemizin sahip olduğu zenginlikler ve stratejik jeopolitik konumu nedeni ile küresel güçlerin iştahını kabarttığını anlamak için kâhin olmaya gerek yok. Bu anlatılanlar milletimizin, ülkemizin, bağımsızlığımızın yani maddi ve manevi varlığımızın korunması için güçlü bir ordunun varlığının zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.

Türk ordusunun özellikleri
TÜRK ORDUSUMİLLETİ İLE BİR OLABİLMİŞ GÜÇLÜ BİR ORDUDUR. MİLLETİMİZ ORDUSUNU MUHABBETLE SEVMEKTE, ASKERLİĞE 'PEYGAMBER OCAĞI' DİYE BAKMAKTADIR. BİR MİLLETİN ASKERİ İLE BU ÖLÇÜDE MUHABBETİ ONU GÜÇLÜ KILAR. ASKERİ İLE KAVGALI BİR MİLLETİN VARLIĞINI SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRMESİ DE MÜMKÜN DEĞİLDİR. BİZ BU GERÇEKTEN HAREKETLE ORDU İLE MİLLETİN BİR VE BERABER OLMASININ ÖNEMİNİ VURGULUYORUZ.
MİLLET İLE ORDU ARASINDAKİ UYUM VE GÜÇLÜ BAĞIN TÜRK MİLLETİNİ GÜÇLÜ KILDIĞINI BİLEN ŞER ODAKLAR ASKER İLE SİVİLİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEK İÇİN TÜRLÜ SENARYOLAR SAHNEYE KOYMUŞLARDIR VE KOYMAKTADIRLAR.
ASKERİN İÇİNDEN ELDE ETTİKLERİ BİR KISIM KİŞİLER ARACIĞI İLE MİLLETİN HASSAS OLDUĞU KONULARDA GEREKSİZ TEPKİLER ORTAYA KONMUŞTUR. DİNDAR KABUL EDİLEN BİR KISIM İNSANLAR İSE, ORDUNUN İÇİNE SIZMAK GİBİ BAZI GAYRİ MEŞRU FAALİYETLERE YÖNELMİŞTİR. YAPILAN İKİ TARAFLI YANLIŞ İSTİSMAR EDİLMEKTE VE ASKER İLE SİVİL KARŞIKARŞIYA GETİRİLMEK İSTENMEKTEDİR. OYSA BİR YANLIŞ VARSA BUNU SAMİMİ BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYUP DÜZELTMEYE ÇALIŞMAK LAZIMDIR.
NİYET BOZUK OLUNCA YAPILAN YANLIŞLAR ASKER VE SİVİLİ KAVGA ETTİRMEK VE ORDUYU YIPRATMAK İÇİN BAHANE OLARAK KULLANILMAKTADIR.
Burada hakkımızda ortaya atılan bir iftirayı da cevaplamak zarureti doğmaktadır:
Bizim, ordumuzun güçlü olmasının önemini vurgulamamız, ASLA BİR KISIM ASKERLERİN YAPMIŞ OLDUĞU YANLIŞLARI SAVUNMAMIZ DEĞİLDİR. BİLAKİS BİZ HER ZAMAN KİMDEN ZUHUR EDERSE ETSİN MİLLETE ZARAR VERECEK, ÖZÜMÜZE AYKIRI HER SÖZE VE DAVRANIŞA AÇIKÇA KARŞI ÇIKMIŞ BİR İNSANIZ.

Askerin değil, Milletin adamı
Dindar bir kişiliğe sahip olarak birlik ve beraberliği güçlü bir şekilde savunmamız, bu konuda kitaplar, makaleler yazmamız, Türkiye'yi gezerek 'Birlik Beraberliğin Zarureti ve Temel Unsurları' adlı konferanslar vermemiz; YANİ ŞER GÜÇLERİN VE BİZDEN GÖRÜNEN YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİN ÖZENLE HAZIRLAYIP UYGULAMAYA KOYDUKLARI OYUNU BOZACAK ÇALIŞMALAR YAPMAMIZ ONLARI PANİKLETMİŞTİR.
YILLARDIR HALKIN İÇİNE EKTİKLERİ FİTNE TOHUMUNUNDAN MEDET UMARAK BİZİM BU SAMİMİ VE TUTARLI YAKLAŞIMIMIZI "HAYDAR HOCA ASKERİN ADAMI" GİBİ ASILSIZ BİR UYDURMA İLE KARALAMAK İSTEMEKTEDİRLER. BEN HAYATIM BOYUNCA SAVUNDUĞUM HER FİKRİ HER ZAMAN AÇIKÇA SAVUNMUŞ BİR İNSANIM. DOĞRU BİLDİĞİMİ YAPARKEN HİÇBİR ŞEYDEN KORKMADIM BUNDAN SONRA DA KORKACAK DEĞİLİM. BİZ ORDUYA, MİLLETİN SAVUNMA GÜCÜ OLMASINDAN DOLAYI SAHİP ÇIKIYORUZ. BU İNANCIMIZIN DA GEREĞİDİR.
BENİM HİÇBİR RESMİ KURUM İLE HİÇBİR YERLİ YA DA YABANCI GÜÇ ODAĞI İLE GİZLİ YA DA AÇIK HİÇBİR BAĞLANTIM KESİNLİKLE YOKTUR, OLAMAZ DA? (HAYDAR HOCA, NE ONUN, NE BUNUN, NE DE BİRİLERİNİN ADAMI DEĞİL; BU VATANIN, BU MİLLETİN, BU DEVLETİN, BU MEDENİYETİNİN ADAMIDIR. HALKININ ADAMIDIR, HAKKIN ADAMIDIR) MİLLETİMİZ VE MEMLEKETİMİZ ÜZERİNDE HESABI OLANLAR GAFLET İÇERİSİNDEKİ BİR KISIM İNSANLARI DA KULLANARAK, BİZİM, MİLLETİMİZE OYNANAN OYUNLARA KARŞI BİLİNÇLENDİREN UYARILARIMIZIN ETKİSİNİ YOK ETMEK İÇİN HAKKIMIZDA ASILSIZ İFTİRALAR ATMAKTADIRLAR.
BU GÜNE KADAR ORTAYA KOYDUĞUM VATAN MİLLET MÜCADELESİ, YAZMIŞ OLDUĞUM ONLARCA KİTAP, BİNLERCE MAKALE, ÜLKE GENELİNDE VE YURT DIŞINDA VERMİŞ OLDUĞUM YÜZLERCE KONFERANS, KÜLTÜREL PROGRAM, SİYASİ ÇALIŞMALARIMIZDA ORTAYA KOYDUĞUMUZ ÜSLUP; PARTİ PROGRAMIMIZ VE PROJELERİMİZ ORTADADIR. BUNLARIN HİÇ BİRİNDE AZİZ MİLLETİMİN MENFAATİ DIŞINDA HİÇBİR ŞEY YOKTUR. İNANCIMIN ÖLÇÜSÜ İÇERİSİNDE, TAMAMEN HUKUK ÇERÇEVESİNDE HAREKET EDİLMİŞTİR.

Milletlerin bekasında önemli olan 3 kurum
MİLLETLERİN DEVAMINDA VE DE BEKASINDA OLMASI GEREKEN AİLE, ORDU, DEVLET VE DE DİNİ KURUMLAR OLMAZSA OLMAZ KURUMLARDIR. MİLLET VARLIĞININ DEVAMI İÇİN VATAN ZEMİNİ ÜZERİNDE OLMASI GEREKEN BU KURUMLAR, EN CİDDİ ŞEKİLDE KORUNMALI, MİLLET TOPLULUĞUNUN BEKASI İÇİN DE BU KURUMLARIN PRESTİJ VE İNİSİYATİFİ İLE VARLIĞINI MEYDANA GETİREN UNSURLARIN BEKASIYLA ASLA OYNANILMAMALIDIR. BU KURUMLARI MEŞRU ŞARTLARDA VE ZEMİNDE GAYRİ MEŞRU HALE GETİRECEK, HUKUKUN DIŞINA ÇIKARACAK HİÇBİR EYLEM KABUL EDİLEMEZ VE HİÇBİR ŞAHIS DA MEVKİSİ NE OLURSA OLSUN İMTİYAZLI OLUP HUKUKU İHLAL EDEMEZ. HER KURUM VE HER ŞAHIS HUKUKUN İÇİNDE HAREKET ETMEYE MECBURDUR. HUKUK DIŞI HİÇBİR ŞEY ASLA KABUL EDİLEMEZ.HUKUKUN İÇİNDE KALINMASI OLMAZSA OLMAZ ŞARTIMIZDIR.
AYRICA TOPLUMDA İNFİAL OLUŞTURACAK ŞEKİLDE İFTİRA ATILARAK, MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ SAVUNAN KİŞİLERİN TÖHMET VE ŞAİBE ALTINDA BIRAKILMALARINADA ŞİDDETLE KARŞIYIZ.
DEMOKRASİ İNSAN HAKLARINI ELDE EDEBİLMEMİZİN EN MEŞRU YOLUDUR.DEMOKRASİ İLE KASTEDİLEN BİREY VE TOPLUM OLARAK HAK VE HUKUKUMUZU ELDE ETMEK, HİÇKİMSEYE ZARAR VERMEDEN ONU DOYA DOYA YAŞAMAKTIR.
BAŞTAN KARA GİDEN BİR DEMOKRATİK ANLAYIŞLA BİR ZÜMRENİN DİĞER ZÜMRE ÜZERİNE HAKİMİYETİNE ASLA DEMOKRASİ DENEMEZ, VEYA ÇOĞUNLUĞUN AZINLIK BİR GRUBA TAHAKKÜMÜNE NE İNSAN HAKKI, NE DE DEMOKRASİ DENEMEZ
DEMOKRASİNİN HAYATA GEÇİŞ TARZINDA ASLOLAN İNSAN HAKLARININ YAŞANMASI , TOPLUMUN BÜTÜN KATMANLARININ AYNI İMKAN VE FIRSATA KAVUŞMASIDIR. BİRİNİN EZİCİ ÇOĞUNLUĞUYLA BU HAKLARI ORTADAN KALDIRACAK YANİ İNSAN HAKLARINI ORTADAN KALDIRACAK, YASAMA, YÜRÜTME, YARGI İŞLEYİŞİNİN ADINA DEMOKRASİ DENEMEZ. BUNA DENSE DENSE MENFUR EMELLERİ İÇİN DEMOKRASİYİ KULLANMAK DENİR.
Milletin bekası için korunması gereken kurumlar ve müesseseler: Devlet, ordu, aile, hukuk, milli kimlik, din ve manevi değerlerdir. Bizler her türlü polemik ve provokasyondan uzak durarak, haktan ve doğrudan yana bir tutum sergiliyoruz. İnancımızın ve şahsiyetimizin gereği olarak korunması gereken kurumlara sahip çıkıyoruz.

Atılan iftiralar
ŞU BİRKEZ DAHA VE HERKES TARAFINDAN BİLİNSİN Kİ; BİZ, NE BİRİLERİNİN NE DE BİR KURUMUN ADAMI DEĞİLİZ, BİZ MİLLETİMİZİN ADAMIYIZ:
Türk örf-anane ve geleneğine göre toplumun içinde örnek bir hayat yaşamaya çalışan bize karşı birçok yakıştırma ve iftiralar yapılmaktadır. Ama bunların hiçbiri tutmamış halktan tasvip görmemiştir.
1 - Akademik kimliğimiz ve dünya çapında kabul gören bilim adamlığımız gölgelemek için çeşitli senaryolar uydurulmuştur.
2 - Ekonomik çözümlerle tıkanan dünyanın önünü açtığı halde Milli Ekonomi Modelinin reel çözümleri gölgelenmek istenmiştir.
3 - Zaman zaman bu asılsız mesnetsiz iddia ve yaklaşımlar dava konusu olmuş yüzlerce mahkeme ve on binlerce sayfa hukuk metinleri ortaya çıkmış, istisnasız davaların hepsi kazanılmıştır. İftiralara hukuk yolu ile hesap sorulmuştur.
4 - Çeşitli zamanlarda ticari, mali ve sınaî sahalarda da devlet gücünü kullanan bazı iktidarlar baskı ve yıldırma faaliyetlerini sürdürmüş, bu baskılar ve dayatmaların hepsinin üstesinden gelinmiş, haklı olduğumuz gösterilmiştir. Ancak, buna rağmen devlete küsmedik.
Daima, demokratik mantıkla ve hukuk zeminde haklı mücadele vermeyi hayatımızın temel ilkeleri arasında saydık.
5 - Biz daima, bir hukuk ve insan hakları savunucusu, bir millet sevdalısı bir milli ve manevi değerler müdafaacısı ve çözüm adamı olmaya çalıştık. Siyasi kimliğimiz ve kişiliğimiz de bu gayeye hizmet etmektedir.
Devletin resmi ya da sivil pek çok kurumu, bir kısım art niyetli yöneticiler ya da asılsız iddia ve ihbarlar nedeni ile bizim üzerimize gelmişlerdir. Biz bütün bunlarla hukuk önünde hesaplaştık. Allah'a çok şükür hepsinden alnımızın akı ile çıktık. Hiçbir zaman uğradığımız baskıları ve mağduriyetleri istismar konusu yapmadık. Birlik ve beraberliğimize zarar verecek bir yola girmedik.
Birilerini niye eleştirdiğimize gelince vatanımız, milletimiz ve maddi, manevi değerlerimiz için tehlike arz eden insanları eleştirmemiz de inancımızın bize yüklediği bir vazifedir. Öte yandan eleştirilerimiz, sadece kuru birer eleştiri değil; bilakis ilgililerine açık çözümler sunan ve çıkış yolları gösteren somut, bilimsel ve demokratik nitelikli eleştirilerdir. Kaldı ki, yanlışta olanlar ile birlikte olunamaz. Ancak hiç kimsenin şahsi ile bir sorunumuz yoktur. Bizim mücadelemiz yanlış ile ve o yanlışı benimseyip savunanlar iledir.
NETİCE KELAM:
BEN VE ARKADAŞLARIM, HUKUKUN SINIRLARINI KORUYARAK SÜRDÜRDÜĞÜMÜZ TÜM MÜCADELEMİZİ AZİZ MİLLETİMİZİN TAM BAĞIMSIZ VE ZENGİNLİK İÇİNDE VE ONURLU BİR BİÇİMDE YAŞAYACAĞI DURUMA GELMESİ İÇİN VERİYORUZ, VERMEYE DE DEVAM EDECEĞİZ. İÇİMİZLE DIŞIMIZ BİRDİR. GÜCÜMÜZ VE KUDRETİMİZİN KAYNAĞI, HALKIMIZ, HAKLILIĞIMIZ VE SIRTIMIZ DAYADIĞIMIZ HAKKIMIZDIR. DEĞİŞMEZ İNANCIMIZ VE HAYAT DÜSTURUMUZ ŞU Kİ, KİM YA DA HANGİ KURUM OLURSA OLSUN HUKUK İÇİNDE, MEŞRU ZEMİNDE KALMAK ZORUNDADIR; BU BAKIMDAN ÖMRÜMÜZ BOYUNCA MÜCADELEMİZİ HUKUK ZEMİNİNDE VERDİK VE VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ.
BU VESİLE İLE AZİZ MİLLETİMİ, BİR KEZ DAHA SEVGİ SAYGI VE HÜRMETLERİMLE SELAMLIYORUM.
PROF. DR. HAYDAR BAŞ
BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİ GENEL BAŞKANI

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100