Bu haber kez okundu.

Hablemitoğlu ve Alman vakıfları
Necip Hablemitoğlu, Alman vakıflarının legal bir casusluk organizasyonu olduğunu, Bergamadaki altın madenlerinin işletilmemesi için yine almanların çalışma yaptığını ileri sürüyordu. Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun "Türkiye'deki Alman Vakıfları" isimli raporu şu sözlerle başlıyor: "Şeriatçı yapılanmalardan çevreci örgütlere, bölücü yapılanmalardan terör örgütlerine, legal derneklerden siyasal partilere kadar uzanan çizgide, Türkiye'ye ve Atatürk ilke ve devrimleri ile Cumhuriyetin tüm değerlerine karşı olan, ulus devletin parçalanmasını isteyen tüm rejim karşıtlarına lojistik destek vererek bu ülkeyi alttan oyan ?deyim uygunsa? bir avuç Alman istihbaratçısıdır."

Alman vakıflarının stratejileri

Hablemitoğlu, raporunda sözü, fazla uzatmadan iddialarını, Alman vakıflarının genel çalışma karakteristiği konusuna getiriyor. Bu konuda da Türkiye'nin tek Doğu Bilimcisi olarak tanımladığı Tamer Bacınoğlu'nun şu değerlendirmesine atıfta bulunuyor: "Ankara ve İstanbul'da şubeleri bulunan tüm Al~|~man parti vakıflarının programları, Kemalizmin iflas ettiğini ve sorunun geçici bir hükûmet sorunu değil, yapay ve uyduruk Türk ulusunu tepeden inme yöntemlerle yaşatmaya çalışan Türk devleti olduğunu kanıtlamayı amaçlar. Bu çerçevede üçlü bir strateji izlenir:

a? Toplumun değişik katmanlarını Kürt sorunu üzerine tartışmaya ve çözüm üretmeye alıştırmak ve buna paralel olarak Kürtçü gruplar ile Almanya arasında köprü kurmak.

b? Toplumun değişik katmanları ile siyasal İslamcıları bir araya getirmek ve buna paralel olarak İslamcılar ile Alman devleti arasında köprü kurmak.

c? Alevilerin aşırı İslama karşı oluşlarını dikkate alarak, Aleviler ile özel görüşmek ve konuyu gerektiğinde Kürt sorununa kaydırmak."

Tek tek analiz ediliyor

Hablemitoğlu'nun Alman vakıfları üzerine yazdığı raporda Türkiye'deki Alman vakıfları da tek tek ele alınıyor. Hablemitoğlu raporunda, Konrad Adenauer, Heinrich Boll, Friederich Ebert, Körber ve Friederich Naumann vakıfları ile George Ecker Enstitüsü, Tehdit Altındaki Halklar Derneği, Uluslararası Katolik Barış Hareketi, Alman Protestan Kilisesi Konseyi ve Doğu Enstitüsü'nü tek tek analiz ediyor.

Raporda Türkiye'deki Alman vakıflarının çalışma yöntemleri konusuna da değiniliyor. Necip Hablemitoğlu, raporda Alman vakıflarını açık açık casusluk yapmakla suçluyor ve "Alman vakıfları, işbirliği yaptığı Türk sivil toplum örgütlerini proje başına para vererek kendi yanına çekmekte ve yönlendirmektedir. Yapılan iş hiç şüphesiz legaldir, casusluk değildir" diyor.

Masraftan kaçınılmamış

Alman vakıflarının etki ajanı denilen kadrolardan yetiştirebilmek için her türlü masrafa girdiğini söyleyen Hablemitoğlu; burslar, şerefiyeler, özel tatiller, indirimler gibi yollarla, Türk sivil toplum örgütlerinden , gazetecilerinden, akademisyenelrinden kimi kişilerin Alman vakıflarının etki altına alındığını iddia ediyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100