03 Ekim 2008 Cuma 00:00
812 Okunma
Kapitalizm Titanic gibi batıyor
"Kapitalizm batmaya mahkûmdu ve şimdi batıyor" diyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Bütün dünyanın Milli Ekonomi Modeli'ne dönüşü zaruridir" dedi. ~|~

 



Yeni Mesaj gazetesi Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'la Ramazan bayramı münasebetiyle bir röportajda gerçekleştirdi. Prof. Dr. Baş Türkiye'de ve dünyada yaşanan gelişmeler üzerine çarpıcı açıklamalarda bulundu. Önce milletimizin bayramını tebrik eden BTP Genel Başkanı, küresel ekonomi krizin sebepleri üzerinde bazı açıklamalar da yaptı. İsviçre'de yapılan CERN deneyi üzerine de çarpıcı açıklamalar yapan Prof. Dr. Haydar Baş, batı dünyasının sahip olduğu teslis inancını ispatlamaya çalıştığını söyledi. Size bu röportajın ayrıntılarını sunuyoruz.

Yeni Mesaj:
Muhterem Efendim Ramazan Bayramı vesilesiyle milletimize mesajınız ne olur acaba?
Prof. Dr. Haydar Baş:
Evvela bu günleri bize gösteren Cenabı Hakka şükürler olsun. O'na hamd?ü senalar ederek biz idrak ettiğimiz bu mübarek ayı, milletçe sağ salim yaşayarak, yaptığımız ibadetlerde muvaffak olarak bayrama kavuştuk. Bu münasebetle yüce milletimizin bu güzel bayramını tebrik ediyor, nice bayramlara ulaşmasını temenni ediyorum. Tabii bayrama gelene kadar oruç aslında büyük bir ibadet. Çünkü nefsinizin tabii olan ihtiyaçlarına, ihtiraslarına ve her türlü kaydı koyuyorsunuz. Belli saatler arası böyle kendi kendinizle ahitleşme yapıyorsunuz. Siz orucunuzu bozabilirsiniz de gizli kapalı bir yerde orucunuzu açarsınız hiç kimse bunu ne görebilir ne de tespit edebilir. Ama sizin söz verdiğiniz Allah ve akitleşme yaptığınız Allah'la kendi nefsiniz. Bu öyle bir sözleşme ki zamanı ve mekânı yok. Katiyetle uyduğunuz ve bir milim dahi taviz vermediğiniz bir yolda bulunuyorsunuz. İşte bu yol tam bir ay sürüyor. Bunu üç ayların başlangıcı olan Recep ayından başlatan değerli kardeşlerimiz de var ki, onların böylece tuttuğu oruç üç ay gibi bir zamanı kuşatıyor. Çok büyük bir mücahede, çok büyük bir mücadele. Bunu başaran insanlar elbette ki bir bayramı hak ediyorlar.

Bu öyle bir sözleşme ki zamanı ve mekânı yok. Katiyetle uyduğunuz ve bir milim dahi taviz vermediğiniz bir yolda bulunuyorsunuz. İşte bu yol tam bir ay sürüyor. Çok büyük bir mücadele. Bunu başaran insanlar elbette ki bir bayramı hak ediyorlar.

Bugün de işte biz bu bayramı yaşıyoruz. Milletçe bu bayrama kavuştuğumuz için tekrar Allah'a şükrediyoruz, şükrediyorum. Ve milletimin bayramını kutluyorum. Dargınların barışmasını komşuların, arkadaşların, dostların, akrabaların bu münasebetle birbirine ulaşıp bayramlaşmasını tavsiye ediyorum. Kabirler genelde unutulan mekânlardır, hiç olmazsa bu güzel günlerde kabirleri hatırlayarak ziyaret etmemizi, orada toprak altında yatan insanlara baktığımızda yarın bizim de onlar gibi olacağımızı hesap etmeliyiz. Onlar gibi olmadan oraya ne kadar güçlü ditmemizin, sermaye sahibi olarak vasıl olmamızın hesabıyla yaşadığımız dünya hayatında tertipli, düzenli ve de zarar vermeden devamlı karlı adımlar atmalıyız. Tabii kar denince sadece maddi boyut akla gelmesin, işin bir de manevi boyutu, ahlaki boyutu, tertip ve düzeni var. İnsanların mutlaka aşamadığı, aşmasının mümkün olamadığı bir takım kurallar var. İşte bunları yaşaması bunlarla mutabık bir dünya hayatı sergilemesi lazım. Bayram denince aşağı yukarı anladığım, anlatmaya çalıştığım budur.

Yeni Mesaj:
Efendim malumunuz bu yıl ülkemizde birçok büyük işyeri üretimine ara verdi ve bazı şirketler kapandı. Birçok batı ülkesinde de büyük kuruluşlar peş peşe batıyor. ABD'nin en büyük bankaları ve sigorta kuruluşları battı. Siz yıllardan beri Kapitalist sistemin çökeceğini ifade ediyordunuz. Bugün bütün dünya bu sitemin çöküşünü yaşıyor. Bir yandan da sizin ortaya koyduğunuz Milli Ekonomi Modeli de başta ABD olmak üzere Rusya, Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinde hayata geçirilmeye başladı. Çöken Kapitalizm yerine Milli Ekonomi Modeli bütün dünyada uygulanmaya başladı. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Prof. Dr. Haydar Baş:
İfade buyurduğunuz gibi Kapitalizm gerçekten batmaya mahkûmdu ve batıyor. Her ne kadar gemi şu almaya başladıysa da global dediğimiz ülkelerde henüz bunun bayrak çektiğini görmedik. Ama öyle bir hal olacak ki, gemi batmaya başladığı zaman herkes filikalara binme seferberliğine girecek. Benim görebildiğim kadarıyla Batı dünyası şu anda bu pozisyonu yaşıyor. Ve geminin batışı bir anda olur. Su almaya başladı mı, bir anda bakarsınız ki o koskoca gemi bir anda batıp gider. Titanic filmini izlediyseniz orada bu dediğim manzarayı çok açık ve ne bir şekilde görürsünüz. Şimdi Kapitalizmin batışı da Titanic'in batışına benziyor. Bazı ekonomistler doların batışıyla eş anlamlı olarak ifade ediyorlar. Ben buna katılmıyorum. Dolar hala hükümranlığını devam ettiriyor. Amerika da bunun farkında değil. Zaten Amerika baştan beri, yaptığı işi adaletle yapmadığı için işin sarhoşluğunda ve de bu gidiş nereye varacak bunu bilemediği için çeşitli yanlışları tekrar edip durmaktadır. Bu yanlışlar devam edecek. Batının ve de bütün dünyanın Milli Ekonomi Modeli'ne dönüşü zaruridir. Hatırlarsanız Rusya Bilimler Akademisi Üyesi Prof. Dr. Victor Minin'le İstanbul'da sohbet ederken "dünya size eninde sonunda gelecek. Kapitalizm çöküyor. Önce biz çöktük. Komünizm çöktü. Kapitalizmi bir şey zannettik. İçine girdik, baktık ki bu Komünizmden de daha kötü. Biz sizin ekonomi modelinizi araştırdık, inceledik gördük ki, dünyayı kurtaracak model budur" dedi. Hatırlarsanız Hollandalı akademisyen Prof. Dr. Cornelia Verstech de "AB varlığını devam ettirmeye kararlıyla Sayın Baş'ın Sosyal Devlet?Milli Devlet projelerini hayata geçirmelidir. Aksi takdirde Avrupa da bu birliğini devam ettirmesi mümkün olmayacaktır" diye itirafları vardır. Şimdi bunu ben şunun için söylüyorum, gerek Komünizm gerekse Kapitalizm, Avrupa'da, ABD'de ve Rusya'da geleceği yere kadar geldi ve şimdi nihayete doğru, sona doğru gitmeye başladı.
Gerek Komünizm gerekse Kapitalizm, Avrupa'da, ABD'de ve Rusya'da geleceği yere kadar geldi ve şimdi nihayete doğru, sona doğru gitmeye başladı.

Tüketen kesim unutuldu
Önce 1917'de kendisine Rusya'da vatan bulan Komünizm, 1990 yine aynı dünyada battı gitti. Şimdi Amerika'nın şahsında bütün dünya Kapitalizmi gömmeye başladı. Bunun sonuca varması hiç mümkün değil. Neden mümkün değil? Biraz bu esaslar üzerinde konuşmamızda fayda var. Çünkü Kapitalizm devamlı üretim mantığına dönük bir felsefeden bahsediyor. Şimdi soruyorum, siz üretiyorsunuz eğer ürettiğinizi tüketecek müşteriniz olmazsa, bir gün, üç gün, bir sene, on beş sene, yüz sene sonunda bunu kim tüketecek? Bir insan kitlesi tüketecek değil mi? O halde tüketici kitlenin güç sahibi, kuvvet sahibi ve kudret sahibi olması gerekir. Komünizm de Kapitalizm de bunu unuttu. Yani fakiri, dar gelirli ve sabit gelirli vatandaşlar, işçisi, memuru ve emeklisi bunlar sabit gelirli vatandaşlar ve de tüketen kesimi oluşturan vatandaşlardır. Eğer bunlar tüketme kabiliyetini kaybederse o zaman senin üretimin de işe yaramaz. Kapitalizm ne yaptı? Parayı belli ellerde stok ve bloke etti. Bloke edilen para işçinin, memurun ve de diğer kesimlerin cebine girmedi. Böylece tüketici tükendi. Tükenen tüketici vazifesini ifa edemedi. Bu insanlar tüketemediği müddetçe üreten akamete mahkûm olmaya ve yok olmaya mecburdur. İşte dünya bu kaderi yaşıyor. ABD'de de Avrupa da bu kaderi yaşıyor. O bakımdan ABD ve Avrupa'nın büyük bankaları, şirketleri ve kuruluşları batmaya doğru hızla gidiyor.

Kapitalizm ne yaptı? Parayı belli ellerde stok ve bloke etti. Bloke edilen para işçinin, memurun ve de diğer kesimlerin cebine girmedi. Böylece tüketici tükendi. Tükenen tüketici vazifesini ifa edemedi.

Bu sistem çökmüştür bu sistemi kurtarmaya çalışanlar bunun altında kalır binaenaleyh bundan kaçmak lazım. Ben bizim siyasileri dinliyorum. Efendim "evet dünyada globalizm çöküyor, global bankalar batıyor ama biz bundan kesinlikle zarar görmeyeceğiz" diyorlar. İktidar oldukları günden beri adamlar globalizmin bir parçası olmak için yarışıyorlar, globalizm çökmeye başlayınca da biz bundan etkilenmeyeceğiz diyorlar. Sen yahu bunda birleşmiş kaplar gibi oldun. Ona bir zarar olacak sana bir şey olmayacak. Sen çocuk mu kandırıyorsun? Ve yahut da bu arkadaşlar işin ne olduğunu bilmiyorlar ve ekonomiden anlamıyorlar. Zaten anlamadıkları halka çektirdikleri sıkıntılardan ortada. Bakın bugün hayatından ne işçi memnun, ne memur, ne emekli, ne tarım kesimi, ne sanayici. Hiçbiri hayatından memnun değil. Biz bunu zamanında söyledik, ama dinlemediler. Bugün dünya istese de istemese de Bağımsız Türkiye Partisi'nin Projelerine dönecektir. İstese de dönecek istemese de. Dünya batıyor, içinde kalan ölüme mahkûmdur. Kurtaran kimdir? Haydar Baş'tır, Milli Ekonomi Modeli'dir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Neden Milli Ekonomi Modeli'nde? Çünkü Milli Ekonomi Modeli iktisat tarihinde tüketime dayalı tek analizdir. Ne demektir bu? İşçiden, memurdan, emekliden, tarımdan, ormancısından, hayvancısından, balıkçısından ve çöpçüsünden yola çıkan, evvela onların sırtını giydiren ve karnını doyuran bir sistemdir. Yani, ekonominin öğle bir muharrik gücü ki milleti bütünüyle siz ayağa kaldırıyorsunuz. Bu toplumun ayağa kalkıp dirilmemesi, atağa kalkmaması ve dünyanın lideri olmaması mümkün olabilir mi? Olamaz. En son cümlemde Kapitalizmde insanları aç bırakmışlardır. Modern köleliktir. Aç ayı oynamaz dendiği gibi, aç insanda hayatında hiç bir şey ne tasarruf edebilir, ne eylem halinde kazanabilir diyorum.

Yeni Mesaj:
Muhterem efendim dünya kamuoyunu meşgul eden ve İsviçre'de fizik sahasında yapılan CERN isimli bir deney var. Bu deneyde bilim adamları birkaç farklı şeyi aradıklarını şeyi aradıklarını ifade ediyorlar. Yapılan deneyle maddenin ilk parçalanma hali sağlanmaya çalışılıyor. Sizce bu deneydeki maksat nedir? Ne amaçlanmaktadır? Sizce istedikleri sonuçları elde edebileceklerdir. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Haydar Baş:
Ben şahsen deneyin mahiyetini sizler gibi bilmiyorum. Ama bu bilim adamları yola çıkarken birtakım varsayımlardan hareketle yola çıktılar. Ve her ne kadar yaptıkları deney fiziki olmuş olsa bile manevi referanslardan hareketle bir deney yapıyorlar. Mesela bir karanlık madde ve tanrı parçacığı gibi bir takım ifadeleriyle beraber elde tutulmayan, gözle görülmeyen duyu organlarıyla hissedilmeyen bir varlıktan bahsediyorlar. Bu manevi bir referanstır. Şimdi eğer işe manevi bir referansla başlayacaklarsa batının manevi referansları sağlam değildir. Teslis akidesi üzerine bina edilmiştir. Gene varmak istedikleri netice o sonuç olacaktır. Yani başladıkları nokta olacaktır.

Şimdi eğer işe manevi bir referansla başlayacaklarsa batının manevi referansları sağlam değildir. Teslis akidesi üzerine bina edilmiştir. Gene varmak istedikleri netice o sonuç olacaktır. Yani başladıkları nokta olacaktır.

Referans Tevhit inancı olmalıdır
Eğer gerçekten manevi bir gücü referans olarak kabul ediyorlarsa bu tevhit akidesi olması lazım. Tevhit olması lazım. Bakın mesela İhlas süresinde Cenabı Hakk, "Lem yelid velem yüled" demektedir. Doğrulmadı ve doğrulmadı. Cenabı Hakk bir şeyi doğurmadı. Bu çok enteresan bir şey. Batı literatürüne göre var olan bir şeyden bir şey çıktı ortaya. Hâlbuki Allah ayeti kerimenin burasında, "Allah bir şey doğurmadı" demektedir. Yani bir varlıktan bir varlık çıkarmadı. Ya? Halk etti. Yaratmakla, doğurmak arasında çok ciddi bir fark vardır. Yaratmak, olmayan bir şeyi yoktan var etmek manasına gelir. Yaratmanın, halk etmenin manası olmayan bir şeyi var etmektir. "Ben olmayan bir şey yarattım" diyor Cenabı Hakk. Yani bir şey vardı da bunu ben ortaya çıkarttım, doğurdum demiyor anlaşıldı mı? Allah bir güçten de doğmadı. Ne doğurdu, ne doğruldu. Şimdi o halde işin aslı manevi bir referans olacaksa bu olması lazım. Deneyin buradan başlaması lazım. Deneyin bu noktaya gelebilmesi için de deneyde olması gereken yokluğun ispatıdır. O yokluğun ispatına geldiklerinde ancak varlığın başına dönebilirler. Aksi takdirde bir kısır döngü etrafında dönüp dururlar. Ben onu görüyorum. Kuran?ı Kerim'de semanın yaradılışı mükevvenat yaradılışı, arzın yaradılışı, mahlûkatın yaradılışı ve insanın yaradılışı gibi bir sıralama vardır. Bütün bunlar eğer incelenecek, ortaya bir netice çıkması isteniyorsa bu silsile ile bu mantık ile ortaya bir şeyin çıkarılması lazım. Aksi takdirde yapılan deneyler insanları kandırmaktan başka bir şeye yaramaz.

Deneyin amacı teslisi ispatlamak
Ben burada şunu da ifade etmek istiyorum. Diyanet İşleri bu işe balıklama atladı. Sen adamın maksadını ne biliyorsun da böyle bir adım atıyordun? "Bir deney varsa biz ordayız" diyorlar. Ne demek yani deney varsa? Bu adam teslisini ispata çalışıyor, sen neyin peşindesin? Niye hükmünü koymuyorsun, işin aslı budur buradan yola çıkarsan doğruya varırsın. Ama diyeceksin ki adam aslını bilmiyor ki ne bilsin. Yani bugün teslisle tevhidi bir araya getirip kardeş yapan zihniyet yapan bu adamlar değil mi? Bilmem anlatabiliyor muyum? Bazı gazetelerde kalkmış adam semanın varlığından, arzın varlığından Kuran mantalitesiyle bu yolun izahına çalışıyor. Bunlar bana göre çok yanlış. İşi bilmiyorlar, aslından haberleri yok. Onlardan görünmek için hani "kendi aralarında koşuşturup duruyorlar" şeklinde Ayeti Kerimede buyrulduğu gibi la teşbih buna benzetiyorum ben bu olayı. Bu deneyle maddenin ezeli olduğunu ispatlamaya çalıştıkları ifade ediliyor. bu da mümkün değil.

Allah yoktan var ettim, buyuruyor. Bu çok ayrı bir nükte. Bu nükteye batı gelmediği müddetçe yaptığı her deneyişin sonucu yanlıştır. Yani adı fizik de olsa, kimya da olsa, biyoloji de olsa kendini kandırmaktır. Kendi batılına delil aramaktır. Kendi batıllarına delil arıyorlar
Allah yoktan var ettim, buyuruyor. Bu çok ayrı bir nükte. Bu nükteye batı gelmediği müddetçe yaptığı her deneyişin sonucu yanlıştır. Yani adı fizik de olsa, kimya da olsa, biyoloji de olsa kendini kandırmaktır. Kendi batılına delil aramaktır. Eğer doğruyu gerçeği, tevhidi bulmak istiyorsa hodri meydan çıksın maddenin yokluğunu ispat eden delilleri ortaya koysun. Yani maddeyi yok etsin. Daha doğrusu maddeyi çökertsin. Elektron, nötron, hani elektronun çekirdek etrafında dönüşü var ya maddeyi vücuda getiren bu dönüştür, bu hızdır. Bu madde içi zamandır. Ben aynı zamanda fizikçiyim. Madde içi zamanı durdurması lazım. Bunun durması için de muayyen bir soğukluğa erişmesi lazım. Çöküş böyle bir mümkün olur. Şu anda genleşmiş vaziyette. Bu dönüş devam ettiği müddetçe maddenin çöküşü mümkün değildir. Belli soğukluğa inerse o inişte elektron hareketi çöker, yani kaybolur gider. Kaybolunca madde yok olur. İşte oradan yola çıkarak bir şeyi ispat edecekse erkekse ispat etsin, olay budur. Sen şimdi var olan bir şeyden ben bunu protonlarını çarpıştırıyorum, bir deney yapıyorum diyorsun. Hadi oradan be! Senin yaptığın tüp bebekle insanların çocuk sahibi olması gibi bir şey.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100