04 Şubat 2010 Perşembe 00:00
418 Okunma
MEM devletle halkı barıştırıyor
7. Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde tebliğ sunan akademisyenlerden Prof. Dr Valery Lebedev, "Milli Ekonomi Modeli, devleti ve kurumlarını bir sınıfın diğerini ezme aracı olmaktan kurtarıyor ve tarihte ilk kez halkıyla barıştırıyor" dedi. ~|~

 



Yerli ve yabancı yüze yakın bilim adamının katıldığı 7. Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde küresel krizin geldiği nokta ve Milli Ekonomi Modeli'nden çözüm önerileri ele alındı. Kongreye Rusya Bilimler Akademisinden katılan bilim adamlarından olan Prof. Dr Valery Lebedev ile İstanbul üniversitesinden Prof. Dr. Hidayet Sarı çarpıcı tebliğler sundular. Rusya Bilimler Akademisi'nden Prof. Dr. Valery Lebedev konuşmasında Milli Ekonomi Modeli'nin iki temel prensibini açıkladı. İlk temel prensibin "milli para" olduğunu söyleyen Profesör Lebedev, milli parayı; "Her devletin kendi parasını değerli hale getirmesi ve diğer ülkelerle ticari ilişkilerinde kendi parasını kullanması" olarak tarif etti. "Milli Ekonomi Modeli'nin ikinci en önemli prensibi ise devlet ve kurumların yalnızca vatandaşın hizmetinde olmasıdır" diye ifade eden Prof. Dr. Valery Lebedev, "Milli Ekonomi Modeli devleti halkıyla barıştırmaktadır" diye konuştu. Prof. Dr. Lebedev şunları söyledi: "Bu ne demek biliyor musunuz? Kendisini vatandaşlardan korumak için masraflara girmeyen bir zümreyi diğerine karşı dengelemek ya da kışkırtma ihtiyacı duymayan bir devlet. Milli Ekonomi Modeli, devleti ve kurumlarını bir sınıfın diğerini ezme aracı olmaktan kurtarıyor ve tarihte ilk kez halkıyla barıştırıyor."

Krizi yalnızca MEM bitirebilir
Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde küresel ekonomik kriz üzerine de değerlendirmeler yapan Prof. Dr. Valery Lebedev Milli Ekonomi Modeli Kongresi'ndeki konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ekonomik kriz dünya için önemli bir dönüm noktası. İstatistiklere bakıp pembe tablo çizenler, kriz bitti diyenler var. Milli Ekonomi Modeli'nin rehberliğinde dünyaya bakanlar şunu görüyor: Bu kriz, insanlara tüketici olarak ekonomideki rolünü geri vermedikçe, devleti küresel sermayenin aracı olmaktan kurtarıp milletine hizmet eden gerçek vazifesine iade etmedikçe bitmeyecektir, bunun tek formülü de Milli Ekonomi Modeli'dir."

'Kov kurtul' politikası tükendi
Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde onlarca yabancı bilim adamının yanı sıra Türkiye'den de çok sayıda akademisyen tebliğ sundu. İstanbul üniversitesinden Prof. Dr. Hidayet Sarı 2. oturumda söz aldı. Milli Ekonomi Modeli'nin ortaya koyduğu sistemle AKP hükümetinin politikalarını karşılaştıran Prof. Dr. Hidayet Sarı sık sık alkışlarla kesilen son derece çarpıcı bir konuşma yaptı. Prof. Dr. Sarı şöyle konuştu: "İç siyasette Türk milletini, Türk?Kürt, Roman?Süryani gibi bölücülük ve ayrıştırmaları demokratik açılım yalanlarıyla 'ört kurtul' projesi uyguladılar. Biz de bunu tamamen tersini savunuruz. İşçiyi köylüyü işsiz, aşsız bırakarak yanına derdini anlatmaya gelen köylünün 'anamız ağladı' demesine karşılık 'ananı al da git' diyerek 'kov kurtul' politikası uyguladılar. Biz de bunun tam tersi yanımıza gel politikası uygulayacağız."

Devlet de millet de ordu da güçlü olmalı
Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı yürütülen yıpratma faaliyetlerine de değinen Prof. Dr. Hidayet Sarı konuşmasında bunu 'söv kurtul politikası' şeklinde özetledi. Prof. Dr. Hidayet Sarı konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türk silahlı Kuvvetleriyle olan hükümet ilişkisine gelindiğinde Osmanlı'nın batışıyla birlikte bize dayatılan Sevr haritasını yırtıp atan, ülkenin kurtarıcısı ve koruyucusu şanlı Türk askerini darbe, cunta senaryolarıyla her gün yandaş taraftar medyayla söv kurtul politikası uygulanmaktadır. Biz ise Milli Ekonomi Modeli'yle güçlü devlet, güçlü ordu, güçlü millet istiyoruz ve bunun da tamamen tersini savunuyoruz. Medeniyetler İttifakı, Büyük Ortadoğu Projesi ve ılımlı İslam gibi projelerle ve bunların eş başkanlığı görevleriyle hem Türkiye'yi hem de İslam coğrafyasını haçlıların istediği bir şekilde bölerek, böl, parçala, yok et, kurtul politikaları uygulamaktadır. Biz de bunun tamamen tersini savunuyoruz. Yine hükümet diyanet ilişkilerine baktığımızda dinler arası diyalog ve hoşgörü adı altında papazlarla, hahamlarla iftar yemekleri ve toplantı ve açılım görüşmeleriyle milletin dini inancıyla oynayarak Allah katında tek hak din İslam'dır ayetini rağmen şarap ile zemzem içmektedirler. Biz de bunun tamamen tersini savunmaktayız. Obama'nın bizzat Meclis'te emrettiği politikaları yerine getirerek bizzat haçlı gemisine binip kurtulmayı düşünmektedirler. Biz de bunun tam tersini savunuyoruz.

Brüksel'den şefaat umuyorlar
Daha önce AB'ye haçlı kulübü gözüyle bakanların şimdi AB'yi bir medeniyet projesi diye yutturmaya çalıştıklarına dikkatleri çeken Prof. Dr. Hidayet Sarı şunları söyledi: "AB ile ilişkilere baktığımızda daha önce 'AB bir haçlı kulübüdür. Türkiye'nin AB'de yeri yoktur' gözüyle bakanlar şimdi AB bir medeniyet projesidir. Ankara'nın şerrinden Brüksel'in şefaatine sığınıyoruz' diyerek, domuz etini helal, zinayı serbest bırakan her türlü AB uyum yasalarını çıkarıp 'tam teslim ol kurtul' politikaları uygulamaktadırlar. Biz tamamen tersini savunuyoruz. Ekonomiyle bunlar ayrılmaz bütünler. Tarım ve hayvancılıkta tohum, şeker kanunu, fındık ve tütün kanunlarıyla kendi tarımını öldürüp, işçiyi, köylüyü aşsız bırakıp bir dilim ekmeğe 'muhtaç et kurtul' politikaları uygulanmaktadır. Biz bunun tam tersini savunuyoruz. Yabancılara toprak satışını serbest bırakan kanunlarla şehit kanı ve şehit canıyla alınmış toprakları, vatan toprağını yabancılara sat kurtul politikaları uygulanmaktadır biz bunun tamamen tersini savunuyoruz."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100