Bu haber kez okundu.

Milli kimlik ve şahsiyet yeniden kuşanılmalı

Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle önemli açıklamalarda bulunan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Ülkemizin tüm sorunlarını çözmek elimizdedir. Devletle millet, askerle sivil bir ve beraber olarak milli kimlik ve şahsiyeti yeniden kuşanmalıyız" dedi.
~|~

 



Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, tüm yurtta büyük coşkuyla kutlanan Cumhuriyetin 85. yılı münasebetiyle önemli açıklamalarda bulundu. Türk milletini bu önemli gün dolayısıyla milli muhasebe yapmaya çağıran BTP Genel Başkanı, milli - manevi değerleri ölçü alan ecdadımızın bir cihan devleti kuran ecdadımız aynı değerlere ters düşmek sureti ile çöküş dönemini yaşayarak tarih sahnesinden silinmek tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını söyledi. İşte BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı açıklamasının tam metni:

"Aziz milletim
Bugün Cumhuriyetimizin kuruluşunun 85. yıldönümünü idrak etmiş bulunuyoruz. Bu önemli günde bir, "Milli Muhasebe Yapmak" gerekir. Hepimiz biliriz ki; cumhuriyet milletin kendi iradesi ile kendi kendini idare etmesi demektir. Cumhuriyetin temelde iki ilkesi ya da hâkim prensibi vardır. Bunlardan biri, milli iradenin ve bu bağlamda Milli Devlet'in hâkim kılınması, diğeri de milli egemenliğin ve tam bağımsızlığın tesis ve ikame edilmesidir. Unutmayalım ki; Cumhuriyete kavuşmak bir sonuçtur. Peki, bu sonuca nasıl gelinmiştir?

Sevr'le devletin ipi çekildi
Milli kimliğin kuşanıldığı, milli - manevi değerlerin ölçü alındığı asırlarda bir cihan devleti kuran ecdadımız, aynı değerlere ters düşmek sureti ile önce duraklama, sonra gerileme ve çöküş dönemini yaşayarak tarih sahnesinden silinmek tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştı. Balkan savaşlarında, Çanakkale'de bunca fedakârlığa ve şehit vermemize rağmen masa başında müstevlilerin iradesine boyun eğerek 31 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile koca devletin ve milletin idam fermanı imzalanmıştı. Ordularımız dağıtılmış, silahlarımız toplanmıştı. Mondros'u bir zafer gibi algılayıp millete yutturanlar 10 Ağustos 1920'de Sevr Anlaşmasına imza koyarak devletin ve milletin ipini çekmişlerdi.

Milli ruh, Dumlupınar'a taşındı
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde başlayan İstiklal Savaşı; Sevr'i dolayısıyla müstemlekeciliği - yani manda ve himaye zihniyetini - kabul etmeyen yüce Türk milletinin onur ve bağımsızlık mücadelesi idi. Ki, bu mücadele 23 Nisan 1920'de TBMM'nin Ankara'da açılmasıyla resmi hüviyet kazandı. Erzurum ve Sivas kongrelerinin milli ruhunu İnönü'ye, Sakarya'ya ve Dumlupınar'a taşıdı. Ve nihayet 9 Eylül 1922'de düşmanın İzmir'de denize dökülmesiyle kazanılan büyük zafer 29 Ekim 1923'te Cumhuriyetin ilanıyla noktalandı. 24 Temmuz 1924'te de Lozan Anlaşmasıyla uluslararası alanda teyit ve tescil edildi. Şubat 1924'de siyasi bağımsızlığın en önemli ve ayrılmaz unsuru olan ekonomik bağımsızlık, İzmir İktisat Kongresi ile vurgulandı.

Tarih 85 yıl sonra tekerrür ediyor
Günümüze gelelim: 85 yıl sonra bugün sanki tarih, tekerrür ediyor. "AB'ye uyum" adı altında bugün; Bağımsızlık ve egemenlik Brüksel'e teslim edilmek üzeredir. Ekonomide ise bir çöküş yaşanmaktadır.
Dış güdümlü bölücü terör Güneydoğu illerimizde adeta bir iç savaş yürütmekte ve terör örgütünün bir siyasi çözüme kavuşturulması, böylece vatanımızın bölünüp parçalanması hedeflenmektedir. Ülkemiz Büyük Kürdistan başta olmak üzere Büyük Ermenistan, Karadeniz'de Rum - Pontus, İstanbul'da Rum - Ortodoks, Ege bölgesinde, İyonya adı altında bölünmek, Kıbrıs Rum'a verilmek istenmektedir.
Bu bir 2. Sevr manzarasıdır.

Vatan sahipsiz değildir Aziz Milletim;
Ümitvar olalım ki, bu vatan ve bu millet sahipsiz değildir. Ekonomi ve terör başta olmak üzere tüm sorunları çözmek elimizdedir. Bunun için bir milli duruşa sahip olmak, bu yönde hizmet gösteren kadrolarla bütünleşmek, iş ve hizmet birliği yapmak bir zarurettir. Dün olduğu gibi, bugün de mandacı zihniyetlere "hayır" demek zamanıdır. Devletle millet, askerle sivil bir ve beraber olarak tüm millet, milli kimlik ve şahsiyeti yeniden kuşanmalı; Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı ve Çerkez'i bir, beraber ve kardeş olduğunu bilerek üniter devlet yapımızı korumalıyız. Bu duygularla Cumhuriyet Bayramınızı kutlar, saygı ve sevgilerimi sunarım."

Badireden çıkış MEM'le mümkün
Özetlersek, Türkiye'nin başlıca iki önemli problemi vardır. Bunlardan biri ekonomik çöküş diğeri de bu çöküşün de tahrik ettiği bölücü terördür. Bu badireden çıkmak için mutlaka dünyada ve Türkiye'de bilim çevrelerinde tek çözüm yolu olarak kabul edilmiş Milli Ekonomi Modeli uygulanmalıdır.
MEM tüketim eksenli analize dayalı tüketicinin tüketme kabiliyetini arttıran, iş ve aş imkânı temin eden, böylece üretimi ve istihdamı tetikleyen bir modeldir. Terör ise yıllardan beri devam etmesine, ülkenin güvenliğini ve toprak bütünlüğünü tehdit etmesine rağmen bugüne kadar alınan tedbirler sadece kolluk kuvvetleri ile sınırlı olduğu için istenilen sonuç elde edilememiştir. Hem ekonomik yönden bölgelerarası kalkınma uçurumu artmış, hem de bölge insanı tatmin edilememiştir. Keza o bölgede tarım, sanayi ve ticaretin güçlü yatırımlarla desteklenmesi gerekmektedir. Hepsinden önemlisi birlik, beraberlik, kardeşlik ve dayanışmanın temini için eğitim ve öğretim faaliyetlerine azami önem verilmelidir. Terörün siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel hatta psikolojik yönleri olan komple bir olay olduğu unutulmamalı, tedbirler buna göre alınmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100