14 Aralık 2008 Pazar 00:00
458 Okunma
Ortaylı: Osmanlı vatandaşına sahip çıkardı
Tarihçi yazar İlber Ortaylı II. Abdülhamit Han devrini anlattı. Ortaylı, Osmanlı'nın her koşulda vatandaşına sahip çıktığını, müslümanlara kimsenin dokunamadığının altını çizdi. ~|~

 




Kahraman ÜSTÜNDAL

Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü ve Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Kubbealtı Akademisi Kültür Sanat Vakfı'nın düzenlediği sohbette, Sultan 2. Abdülhamit dönemine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Osmanlı tiyatro oyununu sahneden kaldırttı
II. Abdülhamit devrinde İngilizlerin ve Fransızın otoritesinin Avusturyalıda olmadığını belirten Ortaylı, şu ilginç bilgileri verdi: "Türkler o dönemlerde kısmen çekinse de İslami konularda çok aktif ve girişkendi. Bugünkü Arap sermayesini düşündüğünüzde öyle bir şeyi göremiyorsunuz. Bugünkü İslam devletleri Osmanlının yaptığını yapamıyor. Siz bakmayın Arap sermayesine filan. Rahmetli Ziyad Ebuzziya'nın dediği doğru: Osmanlı, Müslümanlar aleyhine olan bir oyunu sahneden kaldırttı. Yani öyle demokrasi memokrasi vız gelirdi. Şimdi af edersiniz İngiltere'nin başkenti Londra'da Soho'daki edepsiz evleri yeşile boyayıp Mekke diyorlar. Kimsenin bir halt ettiği yok. Onun için bunları bilip karşılaştırmak lazım."

Müslümana kimse dokunamazdı
Osmanlı Devleti döneminde dünyanın bir ucunda olsa bile Müslümana kimsenin dokunamadığını belirten Prof. Dr. Ortaylı'nın anlattığı bir olay ise son derece etkileyiciydi: "Mesela bir genç Endonezya'nın Cava Adası'nda bir takım işler karıştırmaya çalışıyor Hollanda devleti aleyhine. Tutuklamak için girişimlerde bulunduklarında devreye bizimkiler giriyor. Durun bakalım bu adam benim vatandaşım deyip öyle kolay tutuklama yapamazsınız diyoruz. Osmanlı İmparatorluğu ona pasaport verince Osmanlı vatandaşı oluyordu. Hele Hollanda idarecileri zerrece utanması olmayan adamlardı. Şefkat merhamet öyle şeyler bilmiyorlardı. Osmanlı ise öyle değildi. Osmanlı kendi vatandaşına derhal sahip çıkıyordu."

Osmanlı konsoloslarından çekinirlerdi
Batı dünyasının Osmanlı konsoloslarından çekindiğini hatırlatan Ortaylı, şöyle devam etti: "Bizde görünüşte hissedilmiyordu ama her gün bir ton diplomatımızı 'persona non grata - istenmeyen adam' ilan edip gönderiyorlardı. Osmanlı konsoloslarından çok çekinirlerdi oralarda ve onlar her işe karışırlardı bu statüyle. Şimdi işler değişti tabii. Bütün İslam dünyası için aynı şeyi söylem mümkün değildir. Fakat burada şunun üzerinde ısrarla durmak gerekiyor. II. Abdülhamit buralarda istihbarata özellikle dikkat etmiştir. II. Abdülhamit'in albümünde Japon köylülerini görüyorsunuz mesela. Eğer Rus Çarı II. Nikola bu Japon köylülerini görmüş olsaydı kesinlikle Japonya'ya savaş açmazdı. Yani adamda göz var akıl var orada gördüğün Japon köylüleri ve o Japonya'nın köylüleri öyleyse dikkatli de olman gerekiyordu. İsviçre köylüsü değiller ama Avusturya köylülerinden daha iyiler o dönemlerde. Öyle köylüsü olan bir memlekete harp ilan edilmez çünkü kendi köylülerine bakarsan hiç de onlar kadar iyi bir durumda olmadıklarını görürsün.  II. Abdülhamit bu köylülerin fotoğraflarını çektirip almış, ne durumda olduklarını öğrenmek için yani müthiş bir enformasyon imkânı var elinde. İstihbarata çok büyük önem atfetmiş."

Almanya, soykırım suçuna ortak arıyor
Konuşmasında Ermeni soykırım iddialarına da değinen Prof. Dr. İlber Ortaylı, bu konuda şunları aktardı: "Soykırım öyle adam öldürmek kitlevi katliam filan değildir. Soykırım bir fiildir. Bir kere Enver ve Talat paşaların işlediği bu iş için suçlu ilan edemezsiniz. Çünkü zaten bu memlekette Ermeni düşmanı ve ırkçı bir idarenin tohumlarını atmışlardır. Bütün milletin Ermeniler aleyhinde düşünceleri vardır. Ama dikkat ederseniz bizim dilimizde Ermeniler aleyhinde hiçbir söz yoktur. Ruslarda vardır Avrupalılarda vardır ama bizde yoktur. Bu ağır suç maalesef Almanlar için geçerlidir, Fransızlar için geçerlidir. Soykırıma yönelik Yahudi karşıtı bir kültür onlarda vardır. Almanlar müthiş bir antisemittir. Aynen Hitlerin anlayışı devam etmektedir. Alın, götürün, toplayın, imha edin gibi bir anlayış hâlâ daha hakimdir. Tabii ağır suç dolayısıyla bütün Almanya'nın gelecek nesilleri suçludurlar. Şimdi Almanlar çıkıp bir kasap masap değiliz demeye kalkarsa ne olur. Soykırım suçlaması ve ağır fiil devam eder Almanya'da inkâr halinde bile bu değişmez. Sağda solda kurnazlık etmeye kalkışıyorlar. Nobel alan bir takım adamlar, 'Enver ile Talat yaptı. İşte Türk milletinin bunda bir suçu yoktur' gibi bir şeyler söylüyorlar. O zaman şöyle söyleyelim: Almanlar için de Göring ve Hitler gibi adamlar suçludurlar. Almanların hiç suçu yoktur mu diyeceğiz? Olur mu öyle şey? Şimdi ise Almanya  bu suçu bize de yaymak istiyor. Kendilerine mahsus olan bu insanlık ayıbını başkalarına da bulaştırmak gibi bir gayretin içindeler. Paylaşacak bir yer arıyorlar mücrimler gibi. Onlarda bir söz var 'herkes suçluysa kimse suçlu değildir'."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100