Bu haber kez okundu.

Oyuncak olduk !..

Türkiye, 47 yıllık Brüksel macerasında AB'nin oyuncağı olmuştu. Gelinen süreçte de AB'nin yanı sıra 700 bin nüfuslu Rum Kesimi de Türkiye'nin onuru ile keyfince oynamaya başladı! Bugüne kadar AB'den maddi ve manevi hiçbir şey elde edemeyen Türkiye, bunun karşılığında ise çok şey verdi.
~|~

 

 


Senaryo böyle yazılmış
13 Aralık 2002 Kopenhag, 17 Aralık 2004 Brüksel, 3 Ekim 2005 Lüksemburg, 12 Haziran 2006 Lüksemburg... Bu tarihler Avrupa Birliği'nin Türkiye ile oynadığı, AKP iktidarının Türk halkını 'AB hayaliyle' oynattığı tarihler olarak tarihe geçti. Sonunda bir takım yapay krizler çıkarıldı ancak tiyatrovari bir şekilde her defasında AB'den sihirli bir el çıktı, krizler aşıldı, süreç rayına oturtuldu!

Alınan yok, verilen çok
Türkiye, AB sürecinde bugüne kadar maddi ve manevi olarak hiçbir şey elde etmedi. Ancak bunun karşılığında çok şey verdi. 1996'da yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşması çerçevesinde AB ülkelerine karşı dış ticaret açığımız şimdiden 100 milyar avroyu aştı. Aynı anlaşma çerçevesinde Çin, Japonya ve diğer ülkelere karşı verilen açık da çığ gibi büyümeye devam ediyor. 

Rumlar dalga geçiyor
AB sürecinde 72 milyonluk Türkiye'nin normal koşullarda 'tükürüğü ile boğabileceği' Rum Kesimi, karşımızda efelenip duruyor.
Nitekim önceki geceki manevralarda, Türkiye'nin tanımadığı çömez Rumlar, Ankara'ya Ekim'e kadar "beni tanımalısın, limanlarını ve havaalanlarını bana açmalısın, büyükelçilik açmama izin vermelisin" mühleti verdi. Türkiye, bu süreçte onuru çiğnenen bir ülkeyeve şamaroğlanına dönüştü.


BU SAHNE 69 KEZ TEKRARLANACAK

Türkiye'nin ilk müzakere başlığının açılıp kapanmasına dair Rum vetosunu şimdilik erteleyen AB, Müzakere Pozisyon Belgesi'nde 'Rumların tanınması' imasına yer verdi. Türkiye, bundan sonra tam 69 kez benzer krizlerle karşılaşacak. Rumlar ise süreyi ekime kadar uzattı.

Avrupa Birliği, Türkiye'nin fiili müzakerelere geçmesi önündeki engeli Rum Yönetimi'ni ikna ederek aşmasının ardından, Ankara'ya Rum taleplerini yerine getirme yükümlülüğü bulunduğu mesajı verdi. Rumların günlerdir bilim?teknoloji başlığının aynı gün açılıp kapatılmasını Türkiye'nin Gümrük Birliği Ek Protokolü uyarınca limanlarını açmasıyla ile tanıma ve ilişkileri normalleştirmesine bağlama çabası, Türkiye ile ilgili büyük senaryo gereği AB'de kabul görmedi. Geçtiğimiz pazar günü Lüksemburg'da toplanan AB Dışişleri Bakanları, Dönem Başkanı Avusturya'nın önderliğinde Rumlara son bir öneri yaptı. Beş gün boyunca başlığın açılıp kapanmasına itiraz edip gerekirse 'veto'yla tehdit eden Rum Yönetimi, öncekilerden pek farklı olmayan son öneriyi kabul etti.

Gerekirse tekrar dönülebilecek
Böylece müzakere belgesinde, tanıma ve ilişkilerin normalleştirilmesi doğrudan anılmazken, Türkiye'nin daha önceki belgelerde de sıkça karşılaştığı, AB'nin 21 Eylül 2005 tarihli Kıbrıs deklarasyonuna atıf yapıldı. Deklarasyondaki "Yükümlülüklerin tam uygulanmaması, müzakere sürecinin genelini etkileyecek" ifadesinin yansıtıldığı belgede, 'gerekmesi halinde' bu başlığa tekrar dönüleceği kaydedildi. Başlıklar katılım antlaşmaları imzalanana dek geçici kapatıldığından bu söylem teknik anlamda Türkiye'ye ek yük getirmiyor. Tek değişiklik, 'dönülebilir' yerine 'gerekirse dönülecek' denmesi.

Ekime kadar süre
Rum Dışişleri Bakanı Yakovu, "Türkiye her bir yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda. Başka yolu yok. Aksi takdirde tüm müzakere sürecinin etkileneceği mesajı net ve yüksek sesle dile getirildi. Türkiye için son mühlet ekimdir" vurgusu yaptı. Sonucu "Olumlu" bulan Bakoyani de, Türkiye'ye 'Kıbrıs' dahil her üyeye yükümlülüklerini yerine getirmek için beş ay süre tanındığını söyledi.

ORTAK TUTUM BELGESİ
Üzerinde uzun pazarlıklar yapılarak kabul edilen AB Ortak Tutum Belgesi, Ortaklık Konseyi toplantısının ardından yayımlandı. Belgede, ''Türkiye'de reform sürecinin geçen yıl yavaşladığı'' ileri sürülerek, ''reformların yaşama geçirilmesi için daha fazla çaba gösterilmesi'' çağrısında bulunuluyor. Türkiye'de insan hakları ihlallerinin azaldığına dikkat çekilen belgede, bununla birlikte, reformların Kopenhag kriterleri uyarınca sürdürülmesi isteniyor. Sivil ve askerler arasındaki ilişkilere atıfta bulunulan belgede, ''geçen yıl bazı değişiklikler uygulamaya sokulsa bile, sivillerin askerler üzerindeki kontrolünün AB ülkelerindeki standartlara getirilmesi gerektiği'' belirtiliyor ve ''askeri yetkililerin yalnızca askeri konularda demeçler vermesi gerektiği'' ifade ediliyor. Yargı sistemine ilişkin eleştirilerin de yer aldığı belgede, Türkiye'de işkence ve kötü muameleyle mücadelede de önemli aşamalara geldiği ifade ediliyor ve işkence suçluların cezalandırılmadığına ilişkin raporların AB'yi ''endişelendirdiği'' kaydediliyor. Ortak Tutum Belgesi'nde ifade özgürlüğüne de değiniliyor ve bu konuda endişelerin sürdüğü belirtiliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100