29 Temmuz 2001 Pazar 00:00
210 Okunma
Pişkinsüt?Türk tartışması büyüyor
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, işkenceyle mücadelenin bu konuda sadece bir takım iddiaları ortaya atmak ve "şov yapmakla" değil, iddiaların açıklığa kavuşturulması için adli makamlara yardımcı olmakla gerçekleşebileceğini bildirdi. Türk, "Sayın Pişkinsüt'ün, yasa dışı örgütler ve onların sözcüleri ile aynı doğrultuda görüş açıklaması son derece ilginçtir" dedi.

Türk, Pişkinsüt'ün dile getirdiği iddiaları değerlendirdi. Bakan Türk, Pişkinsüt'ün başkanı olduğu TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'nca 1998?2000 tarihleri arasında bazı cezaevlerinde yaptıkları incelemelere ilişkin raporları kitap haline getirildiğini hatırlattı.

Bu raporlar bakanlığına ulaştıktan sonra ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarına gönderildiğini belirten Türk, savcıların, bu raporlarda işkence mağdurlarının isimleri kodla belirtildiği için komisyona başvurarak, mağdurların açık isimlerinin bildirilmesini istediklerini kaydetti.

Savcılara yardımcı olmadı

Dönemin Komisyon Başkanı Pişkinsüt imzasıyla savcılıkl~|~ara gönderilen yazıda, bu isteğe olumlu yanıt verilmediğini hatırlatan Türk, "Komisyon Başkanı savcılara yardımcı olmamıştır. Bu durumda suçun niteliği gereği kovuşturma olanağı yoktur. Komisyon Başkanı sözünü ettiği hükümlü ve tutukluların kimliğinin saklı tutulacağı yolundaki taahhüdün hiçbir hukuki geçerliliği yoktur" dedi.

Pişkinsüt: Siyasi linç izlenimi var

DSP Aydın milletvekili Sema Pişkinsüt ise Türkiye'nin insan haklarına dayalı hukuk devleti olma yolunda toplumsal bir talep olarak istekte bulunduğuna işaret ederek, "Parlamento çalışmalarını ve kararlarını benim kendi çalışmalarımmış gibi göstererek siyasi bir linç yapılmak istendiği izlenimini alıyorum. Ama bütün her şey toplumun gözü önünde oluyor. Dolayısıyla hepsinin sonucuna halkımız karar verecek" diye konuştu. Pişkinsüt, Türk'ün sözlerinin hatırlatılması üzerine, Bakan Türk'ün açıklamalarını ilgiyle izlediğini belirterek şunları söyledi: "Düzeyi belli bir seviyede tutarak hem de ileriye dönük demokrasiyi ve hukuku devletini yapılandırırken, elbette bedeller ödeyeceğiz. Bu bedelleri öderken de ifadelerimizi gerçekten ortaya koymamız lazım. Türkiye'de bu türdeki değerlendirmelere, bu anlayışlara eskiden beri alışığım. Artık bundan sonra da bu alışkanlığın devam etmemesi için önemli olan mücadeleyi verebilmek... Ben buna 12 Eylül ruhunun diri tutulması diyorum. "

Türkiye'nin insan haklarına dayalı hukuk devleti olma yolunda toplumsal bir talep olarak istekte bulunduğuna işaret eden Pişkinsüt, "Bunun önünde durmak mümkün değil. Ben bu konuyu tamamen kişiselleştirerek, parlamento çalışmalarını ve kararlarını benim kendi çalışmalarımmış gibi göstererek siyasi bir linç yapılmak istendiği izlenimini alıyorum. Ama bütün her şey toplumun gözü önünde oluyor. Dolayısıyla hepsinin sonucuna halkımız karar verecek" diye konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100