Bu haber kez okundu.

Seyid Onbaşı ile gelen zafer
İngiliz Harp Meclisi 19 Şubat'tan itibaren boğazın şiddetle zorlanması ve kati saldırının da 18 Mart 1915 günü yapılmasına karar verdi. 25 Şubat 1915'teki saldırıda sabahtan akşama kadar süren bombardımanlar neticesi Kumkale ve Seddülbahir tabyaları susturuldu, gece karaya asker çıkartılarak tahribat genişletildi... Düşman amansızdı, inatçıydı. Çanakkale Boğazı'nı mutlaka geçecek ve Anadolu'yu işgal edecekti. Bu amaçla saldırılar 4 Mart gününden itibaren yoğunlaştı.

1915'in Mart ayında düşman donanmaları uzaktan boğazdaki tabya ve bataryalarımızı durmadan bombaladılar. Cevat Paşa'nın müstahkem mevkiinde tabya ve top bataryaları büyük zayiat verdi. Bataryalar kumandanı Albay Talat Bey Cevat Paşa'ya haber gönderdi: "Paşam tabyalarımız çok perişan, düşman boğaza girerse maazallah durduramayız".

Cevat Paşa endişe ve üzüntüyle çaresini düşünürken, yerli ustalarımızın yaptığı ve patlamaz diye bu depoda bırakılan 26 karabarut mayınımızın olduğunu öğrenir. Bunları 8?9 Mart 1915 gecesi Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Beye Nusret Mayın Gemisi ile boğaza iki sıra halinde döşemesini söyler. Daha önce de Almanların verdiği 377 mayın 9 sıra halinde boğazın girişine yakın alanlara yerleştirildi.

Tarih 18 Mart 1915. Düşman Donanma komutanı De Robeck en geniş imkanlarla ve en kusursuz planı ile yenilmez armadasını kesin darbeyi vurmak için boğaza yöneltti. Saatler 10:30'u gösterirken, Birleşik Donanma üç tümen halinde Çanakkale Boğazına giremeye başladı. Birinci Tümen, başkomutan Amiral de Röbeck'in komutanısında Queen Elizabeth, İntiexible, Lord Nelson ve Agamemnon zırhlılarından, İkinci Tümen, Albay Hayes Salder komutasında Ocean, İrresistible, Wangeance, Albion Swiftsure, Majestik, Conopus ve Cornwallis zırhlılarından ve üçüncü Tümen de Fransız Amiral Gueprate komutasında Triumph, Prince George, Gaulois, Souffren, Charlemagne ve Bouvet zırhlılarından müteşekkil. Bu gemilerde Türk'e vurulacak esaret zincirleri vardı. Bu gemilerde yeri göğü yakan binlerce top mermisi vardı.

Düşman donanması, Almanların verdikleri ve boğaza dizilen mayınların üstünden boğaz çevresine cehennem yağdırarak geçti. Alman mayınlarının hiçbiri patlamadı. Mehmetçiklerimizin son ümidi Türk ustalarının imal ettiği 26 adet mayın. Onlar da patlamazsa düşman donanması Çanakkale'yi geçer. 18 Mart öğle saatlerinde Avrupa'nın gururu, yüzen dünyalar 26 kutlu mayının üstünden geçerken, birdenbir korkunç patlamalar boğazın her tarafını inletmeye başladı. Patlamaların ardı arkası kesilmiyordu. Nusret mayın gemisi ile çok zor şartlar altında Çanakkale boğazına döşenen 26 mayın bir bir patladı. Anadolu ve İstanbul'u işgale gelen Fransız ve İngiliz donanmalarını perişan etti. Düşman donanmasına ait gemilerin bazıları battı, bazıları da gerisin geri kaçmaya başladı. Müteffik kuvvetler şaşkın şaşkın bakıyordu.

Akşam üzeri saat 17:00 sıralarında düşmanın Ocean Zırhlısı 26 kutlu mayın hattından kurtulup İstanbul'a yöneldi. Bu zırhlının geçmesi demek, savaşın bitmesi demekti. Türk tabyaları büyük bir ümitsizliğe ve sessizliğe büründü. Başta Cevat Paşa olmak üzere bir kısmı ağlıyor, bir kısmı da dua ediyordu. Ocean gemisi boğazın iki yakasında bulunan tabyalara top mermisi yağdırarak yoluna devam etti. Hedef aldığı yerlerden birisi de Mecidiye tabyalarıydı. Top namlularını tabyalara çevirmiş ölüm kusturuyordu. Ocean gemisi attığı 500 kiloluk top mermisi mecidiye tabyasını darmadağın etti. Tabya, 16 şehid, 24 yaralı ile inlemeye başladı. Tabyada sadece iki er sağ kaldı. Can ciğer arkadaşlarının ölümlerini gören Havranlı Seyid, aslanlar gibi kükreyerek Niğdeli Ali'nin şaşkın bakışları arasında yerde duran 276 kilo ağırlığındaki top mermisini kucakladı, sırtına aldı, üç basamak çıktı, mermeyi namluya verdi. Ve ateşledi. Büyük bir patlama duyuldu her taraftan, bir patlama daha ve Ocean gemisi Çanakkale boğazının karanlık sularına gömülüyor. Biraz önceki ağlaşmaların yerini tekbirler ve dualar aldı.

Türk tarihinin kaderi değişiyor

Yurdun dört bucağından kopup gelen, adları Mehmet, Ali yada Hüseyin alan ama yürekleri hep bir atan, nefes almanın rahatlığı içerisinde ölmesini bilen, bir karış toprağım değil düşmana vermek, çiğnetmeye bile tahammülü olmayan ve bu nedenle hücuma kalkarken "Allah, Allah" diye haykıran ve şehadet mertebesine "Vatan" diyerek ulaşan Kahraman Türk Askerinin azim ve cesareti sayesinde 18 Mart 1915 günü akşamı düşmanın üç gemisi batmış ve üç gemisi de büyük yara almıştı.

19 Mart 1915 günü Amiral De Robeck "aldığımız istihbarata göre boğazda mayın yoktu. Bu 26 demir kap nereden çıktı" demekten kendini alamadı. Ocean Zırhlısının batmasıyla, kayıpların büyük olacağını anlayan filo komutanı De Robeck, geriye çekilme emrini verdi. Böylece 18 Mart 1915 deniz savaşı Mehmetçiğin zaferiyle son buldu.

18 Mart 1915 günü dünyanın en büyük, en acımasız ve en dengesiz güçler savaşı yaşanmış ve ateşe, çeliğe, zırha karşı et ve kemikten ibaret Mehmetçik galip gelmişti. 18 Mart günü kullanabildiğimiz top sayımız sadece 82 adet idi. Attığımız mermi sayısı toplam 2250 adet. Oysa düşmanın sadece Hasan?Mevsuf tabyasına gönderdiği mermi sayısı 4000 adet. Top sayılarına gelince; onların bir gemilerindeki top sayısı bizim toplam top sayımız kadardı. Üstelik namlu ve çap farkı da cabası. Bizim 14 km atan 6 topumuz vardı. Onların sadece Bouvet zırhlısında 50 adet, Majestic'te 48 adet, Agamemnon'da 45 adet, Ocean'da 34 adet Queen Elizabeth'te 40 adet top vardı. Müttefiklerin mağlubiyeti bütün Avrupa'yı büyük bir üzüntüye boğdu.

Şimdi Hamidiye tabyalarının bitiminde, asfalt yolun sol tarafında Seyit Onbaşının sahile ve boğazlara bakan heykeli var.

Düşman, karadan yardım görmedikçe donanmalarının Boğaz'ı geçemeyeceği sonucuna vardı. 3. Kolordu komutanı Esat Paşa sıra karadadır deyip kara savunmasını tekrar gözden geçirdi. Müttefik düşman kuvvetleri, yaptıkları toplantıda karadan Alçıtepe'yi almaya ve boğazdaki bataryaları oradan susturup öyle boğazları geçmeye karar verdi. Bu arada düşman ordusuna bütün dünyadan asker yağıyordu. İrlanda, İskoçya, İngiltere, Fransa, Senegal, Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan, Mısır, Cezayir.

24?25 Nisan 1915 sabahı Müttefik kuvvetler, 3 tümen ve bir tugayla Seddülbahir civarına, Anzak tümeni de Arıburnu'na çıkartma başlattı. Bu arada Türk Subay ve askerlerin başına Alman General Liman Van Sander, bütün birlikleri komuta etmek üzere çıkıp geldi. İlk olarak Esat Paşa ve Halil Sami Bey'in savunma planlarını değiştirdi. Onların bütün ısrarlarına rağmen kıyı şeridinde birinci hattaki siperlerimizi boşalttırdı. Ayrıca Seddülbahir civarında siperlere yerleşmiş olan 9.Tümen 25.Alayı, 23 Nisan 1915 günü oradan çekti ve çıkarmanın başlamasına bir gün kala bölge sorumluluğunu 26. Alaya devretti. 25. Alay askerlerin Eceabat yakınında 25 km. geride Salim bey çiftliğine çekildi. Öte yandan 27. Alay da Arıburnu?Kabatepe hattını korumaya başladı.



~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100