Bu haber kez okundu.

Talimatla imza


Ermenistan'ın 'rest şovu' üzerine çıkmaza giren Protokol imzaları, ABD'nin talimatı üzerine gece geç saatlerde de olsa atıldı.
Azerbaycan tarafı, Protokollerin imzalanmasını eleştirerek, Türkiye - Ermenistan sınırının açılmasının Kafkaslarda istikrarsızlığa yol açacağını vurguladı.

~|~

 



 Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişki kurulmasına dair protokol, ABD'nin yoğun girişimleri ve baskısı altında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbantyan tarafından imzalandı.
İsviçre'nin Zürih kentinde imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti Arasında Diplomatik İlişkilerin Kurulmasına Dair Protokol", iki ülke arasındaki mevcut sınırın karşılıklı olarak tanınmasını öngörüyor. Protokol çerçevesinde Türkiye ile Ermenistan, gerek ikili, gerekse uluslararası ilişkilerinde, 'eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı' ilkelerine saygılı olacak. İki ülke protokolle ayrıca, aradaki mevcut sınırı uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanıyarak, ortak sınırın açılmasını kararlaştırıyor. Protokole göre iki ülke, terörizmin tüm biçimlerini, şiddeti ve aşırıcılığı kınayarak, bu tür eylemlerin teşvikinden veya müsamaha görmesinden kaçınmayı ve teröre karşı mücadelede işbirliğine gitmeyi taahhüt ediyor.

Tuzu kuru Ermeni lobisi tepkili
Ermeni diasporasının Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişki kurulması ve geliştirilmesine ilişkin imzalanan protokollere tepkili olduğu bildirildi. Merkezi Erivan'da bulunan Arminfo ajansının haberine göre, İsveç'teki Ermeni Federasyonu Başkanı Vahagn Avediyan, söz konusu protokollerin Ermenistan ile diaspora arasındaki ilişkileri 'parçaladığını' ifade ederek, "protokollerin imzalanmasından sonra, diasporanın atacağı ilk adım, Ermenistan'ı finanse etmeyi durdurmaktır" dedi. Protokollerin imzalanmasının gecikmesiyle ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Avediyan, "gecikmenin, Ermenistan'ın kendi tutumunda değişiklikler yaptığı, bu şekilde diasporaya Türk - Ermeni ilişkilerinin normalleşmesi sürecinden vazgeçtiği görüntüsü vermesinden kaynaklandığını" söyledi. Protokollerin daha sonra her iki ülke parlamentoları tarafından da onaylanmasının beklendiğini söyleyen Avediyan, "bu sürecin Ermenistan için iyi sonuç vermeyeceğini" savundu.
Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA) Başkanı Ken Hachikian da Türk - Ermeni ilişkilerinin normalleşmesini öngören protokollerin 'tek taraflı' olduğunu savundu.
Aşırı Ermeni kuruluşlarından 'Hay Dat' derneği Kudüs Temsilcisi Georgette Avagian ise diasporanın susmayacağını ve gereken neyse yapacaklarını belirterek, "Bundan sonra bizim için 24 Nisan ile 10 Ekim matem günüdür, çünkü bugün biz tarihi topraklarımızı kaybettik, soykırımın tanınması meselesi de toz oldu" şeklinde konuştu. Öte yandan, ABD Temsilciler Meclisi'nin Ermeni lobisi mensubu bir grup milletvekili, 1915 olaylarının araştırılması için tarih komisyonu kurulması olasılığı konusunda ABD'li Ermenilerin duyduğu endişeyi paylaştıklarını bildirdi.

Azerbaycan tepkili
Azerbaycan tarafı da, Protokollerin imzalanmasını eleştirerek, Türkiye - Ermenistan sınırının açılmasının Kafkaslarda istikrarsızlığa yol açacağını vurguladı.

Aliyev: Türkiye bize söz vermişti
Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunların sona erdirilmesi ümidiyle önceki gece İsviçre'nin Zürih kentinde imzalar atılırken, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ankara'ya sitemde bulundu. Aliyev, Türkiye'nin üst düzey yönetiminin, Karabağ meselesi çözüme kavuşmadan sınırın açılmayacağı yolunda kendilerine söz verdiğini hatırlattı. Azerbaycan devlet televizyonuna önceki akşam demeç veren Aliyev, Türkiye - Ermenistan uzlaşı sürecinin Azerbaycan - Ermenistan Karabağ görüşmelerine paralel yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Aliyev özetle şöyle konuştu: "Türkiye ile Ermenistan arasında uzlaşı protokollerinin imzalanmasıyla iki ülke arasındaki sınırın açılacak olmasının Azerbaycan ile Ermenistan arasında devam eden Karabağ sorununa barışçıl çözüm bulunması görüşmelerine de katkıda bulunacağı görüşüne kesinlikle katılmıyorum. Azerbaycan bu konudaki tutumunu daha önce dile getirerek iki sürecin paralel, birbirine bağlı yürümesi gerektiğini dile getirmişti. Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın ancak ve ancak Karabağ meselesine çözüm bulunduğunda açılması gerektiğini dile getirmiştik. Bu prensipten sapmalar olumlu değil, istenmedik sonuçlar veriyor. Moldova başkenti Kişinev'deki Azerbaycan - Ermenistan Karabağ zirvesi maalesef olumlu hiçbir sonuç alınmadan sona ermiştir. Ermenistan, Türkiye ile yürütülen uzlaşı görüşmelerini büyük kazanım sayarak Kişinev'de bize karşı daha uzlaşmaz tavır takınmaya başlamıştır. Bu uzlaşmaz tavırla ilgili verebileceğimiz örnekler de vardır." Türkiye'den beklentilerine de değinen Aliyev, "Türkiye üst düzey yönetimi Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanı bize defalarca Ermenistan ile sınır konusunda güvence verdi. Karabağ meselesi çözüme kavuşmadan sınırın kapalı kalacağı teminatı verildi. Azerbaycan, bağımsız devlet olarak başka ülkelerin aralarındaki ilişkilerin nasıl düzenleneceğine karışmayı asla düşünmemekte. Ancak Azerbaycan kendi içişlerine de başkalarının müdahale etmesine karşıdır. Sonuç olarak Türkiye yönetiminin bize verdiği sınır güvencesi sözünün arkasında duracağını ümit ediyoruz" ifadesini kullandı.

Protokol şöyle:
"Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti,
Aynı gün imzalanan ilişkilerin geliştirilmesi hakkında Protokol'de öngörüldüğü şekilde, halklarının yararına hizmet etmek amacıyla iyi komşuluk ilişkileri tesis etmeyi, siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda ikili ilişkileri geliştirmeyi arzulayarak,
Birleşmiş Milletler Şartı, Helsinki Nihai Senedi, Yeni Avrupa için Paris Şartı çerçevesindeki yükümlülüklerine atıfta bulunarak,
İkili ve uluslararası ilişkilerinde, eşitlik, egemenlik, diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmeme, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı ilkelerine saygılı olacakları ve bu ilkelere saygı gösterilmesini sağlayacakları yönündeki taahhütlerini teyit ederek,
İki ülke arasında güven ve itimat ortamı oluşturulmasının ve bunun muhafaza edilmesinin, tüm bölgede barışın, güvenliğin ve istikrarın kuvvetlenmesine katkıda bulunacağını, güç kullanımından ya da güç kullanma tehdidinden imtina etme, anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü, insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunmasının önemini akılda tutarak,
İki ülke arasındaki mevcut sınırın uluslararası hukukun ilgili antlaşmalarında tarif edildiği şekliyle karşılıklı olarak tanındığını teyit ederek,
Ortak sınırın açılması hususunda aldıkları kararı vurgulayarak,
İyi komşuluk ilişkileri anlayışıyla bağdaşmayacak herhangi bir siyaset izlemeyeceklerine dair taahhütlerini yineleyerek,
Hangi nedenle olursa olsun terörizmin tüm biçimlerini, şiddeti ve aşırıcılığı kınayarak, bu tür eylemlerin teşvikinden veya müsamaha görmesinden kaçınılacağını ve bunlara karşı mücadelede işbirliğine gidileceğini taahhüt ederek,
Ortak çıkarlar ve iyi niyet zemininde, barış, karşılıklı anlayış ve uyum hedefleri doğrultusunda ilişkileri için yeni bir model geliştirme ve istikamet belirleme iradelerini teyit ederek, 1961 tarihli Diplomatik İlişkilere Dair Viyana Sözleşmesi uyarınca bu Protokolün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diplomatik ilişki kurulması ve karşılıklı olarak diplomatik temsilcilik açılması hususunda anlaşmışlardır."
Metinde, "protokolün ve imzalanan diğer protokolün aynı gün ve esasen onay belgelerinin değişimini takip eden ilk ayın ilk günü yürürlüğe gireceği" belirtiliyor.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100