Bu haber kez okundu.

Teyakkuz halinde olmalıyız
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bu haftaki "Haftanın Sohbeti" programında Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'de Kürt sorunu olduğuna dair açıklamasının büyük tepki alması üzerine konuyu Kürt sorununun farklı, PKK terörünün farklı bir olay olduğu platformuna kaydırmasını değerlendirdi. Nihat Hekimoğlu'nun sorularını cevaplandıran Prof. Dr. Haydar Baş, Irak'ta, peşmergelerin, Irak ordusu askeri kıyafetleri içerisinde Türkmenlere yaptıkları zulümleri önleme konusunda Türkiye'nin üzerine düşeni yapma çağrısında bulundu. n Hocam, sayın Başbakan dört ay önceki demecinde "Türkiye'de Kürt sorunu yoktur. Terör sorunu vardır" demişti. Bir kaç gün önce Diyarbakır'da kullandığı ifadede "Türkiye'de Kürt sorunu vardır" dedi ve bu sorunu kendi meselesi olarak gördüğünü belirtti. Şimdi ise sayın Başbakan "Türkiye'de Kürt sorunu farklı bir olaydır. PKK terörü farklı bir olaydır" diyor. Siz sayın Başbakan'ın bu ifadeleri üzerine nasıl bir değerlendirme yaparsınız? Prof. Dr. Haydar Baş? İfade?i meram diye bir tabir vardır. İnsan ne anlattığını hesap etmediğinde bir başka ifade ile bilmediğinde, birbiriyle çelişen, tenakuz teşkil eden beyanlar olur. Birinci manada bu husus böyle bir durum olabilir. Ama bence bu değil. İkinci bir husus, sayın Başbakanımız, "Kürt sorunu vardır" demek suretiyle, Kürt sorununun da davasının PKK'lılardan sorulabileceğini açık ve net olarak ifade ettiler. Zira hemen bunun akabinde HADEP yetkilileri, PKK yetkilileri "İşte bu sözün içini doldurmanız lazım" dediler. Kimi Avrupa'dan beyanat veriyor, kimi Anadolu'dan beyanat veriyor. Kısaca zaten bugüne kadar bir anarşi çetesinin bir milleti temsil bakımından elde edebileceği hakkı en yüksek seviyede bir insanın ağzından duyuyorsun. Bu, demek bir anarşizm değil, bir milli mücadeledir. Bu mücadele olduğu için de sayın Başbakan bunu böyle hem de bu işin merkezine gelip deklere etmiştir, meşru bir istiklal arama, bağımsızlık mücadelesidir diye. Sayın Başbakanımızın bunu bilmemesi hiç mümkün değil. Ama sizin söylediğiniz şu üçüncü ifade ne manaya geliyor? "Kürt meselesi farklı, PKK meselesi farklı" ne manaya geliyor? Şu manaya geliyor: Sayın Başbakan bunun faturasının çok ağır olduğunu gördü. O zaman çark etti. "Ben onu demek istemedim. Şunu demek istedim" dedi. Bunun dışında dördüncü bir ihtimalin olabileceğini hesap etmek de olabilir. Bu nedir? Dün dündür, bugün bugündür, mantığıyla o gün öyle gerekti konuşuluyor, bugün böyle gerekti konuşuluyor, manası ortaya çıkar ki ama bunların hiç biri değil, ciddi bir hesabın, bir anarşist hareketin, bir terör hareketinin meşrulaştırılma safhasına sokulmak istendiği, bunun arkasında sanki bir halk kitlesi varmış havasının verilmeye çalışıldığı, tabii bu da o kadar kolay olmadığı için de bunun arkasından hemen bir halk tabakası bulunamadığı kanısındayım. Çünkü böyle bir mesaj verildiğinde adama bir şahit sorarlar. "Güzel de kim var bu halktan bu işin arkasında" derler. Düşünüldü baktı ki burada halk yok. İşte bu halkın olmadığı görülünce "canım o başka bu başka" deme noktasına gelindi. Türk milleti çok ayık olmalı Ancak Türk milleti çok ayık olması lazım. Ülke üzerinde çok büyük oyunlar var. Biz on sene önce de bunu söyledik. Üç sene evvel de söyledik. Şimdi de söylüyoruz. Bizi parçalayıp, yutmak istiyorlar. Batının hiç unutmadığı bir Şark Meselesi vardır. Türk milletini bu coğrafyadan çıkarmaktır. Bazen bu coğrafyada kendisi gelip ajanlığını yürütmüştür. Nifak, fitne, tefrika neyse bizzat kendi eli bunu organize etmiştir. Bazen da gaflet içerisinde olan, belki de çok samimi gördüğünüz insanları kendi tarafına alarak ajanlık vazifesi gördürmüştür. Bu, her devirde, her dönemde vardır. İlmimiz, irfanımız, mevkiimiz, rütbemiz ne olursa olsun "adam sende, ben bu işe alet olmam" kimse demesin. Teyakkuz halinde olalım. Aklımızı başımıza devşirelim. Hepimiz hiç bir oyuna gelmemek kayd ü şartıyla ayık olalım, diye tenbihatımızı yapmış olalım. n Bir de Başbakan'ın Diyarbakır konuşmasından sonra PKK Kongragel Belçika'da bir açıklama yaptı. Bir aylık bir süre için aktif savunma pozisyonundan pasif savunma pozisyonuna geçtiğini ilan etti. Saldırı olması durumunda kendisini savunacağını da ilan etti. Siz bu açıklamayı nasıl yorumlarsınız? Prof. Dr. Haydar Baş? Bütün bunlar bir süreçtir. O süreç mutlaka kendi kulvarında gidecektir. Bu süreç nedir? PKK, "Ben bir terör örgütü ne kadar olursam olayım, bu iş meşru bir müdafaadır. Şimdi ben meşru müdafaamı dağda yapıyordum. Geleceğim şehirde yapacağım. Dağda yaptığım dağ kanunlarına göre olacak. Şehirde yaptığım şehir kanununa göre olacak" diyor. Esasen sayın Başbakanın "Bu Kürt sorunudur" demesinin altında yatan mantık PKK'nın şehire indiği zaman terörden ari şehir şartlarına göre bir mücadelenin içerisine girmesini kabul etmesini deklere etmesidir. Bu da nedir? O hareketin siyasallaşmasına siyasetin bizzat evet demesi olayıdır. Şimdi nabız yokluyor, tahliller yapılıyor. "Bakalım ne noktadayız. Nasıl cevap alıyoruz?" "Evet biz siyaseti ikna ettik ama siyasetin dışında da birçok kurumlar, kuruluşlar var. Devleti korumak ve kollamakla görevli olanlar var. Sivil halk kurumları var. Kanaat önderleri var. Dernekler var. Sendikalar var. Bunlar ne diyor?" Şimdi adım adım bu sürece girdiğinin adeta bana göre kademeleri, yani bu yolda geçilmesi gereken safhalar yaşanıyor. Olay budur. Zaten bu, onun için büyük bir tehlikedir. Siz, tehdidin adına, tehlikenin adına kalkıp, "Bu bir siyasi harekettir. Bağımsızlık mücadelesidir" mührünü kendi elinizle vurduğunuz zaman resmen Türkiye'yi bölmüş olacaksınız. Benim olaydan gördüğüm budur. Türkmenleri tedbirsiz yakalattık n Hocam, Kuzey Irak meselesi sürekli gündeme geliyor. ABD'nin saygın gazetelerinden Washington Post gazetesinin ifadesine göre Kuzey Irak'ta peşmergeler, Irak ordusu kıyafeti içerisinde Türkmenleri tutukluyor, işkence yapıyor vs. Bu bilgiyi Türkmen cephesi de teyid ediyor. Ortada böyle bir durum var. Siz Kuzey Irak'taki gelinen bu son durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu noktadan sonra Türkiye ne yapmalı? Prof. Dr. Haydar Baş? Yani siz diyorsunuz ki ordu içerisine peşmergeler yerleştiler, kendilerine de Türkmenlere eziyet etmeyi vazife olarak seçtiler. İşin hülasası budur. Bu, zaten böyle olacaktı. Başka bir şey olacağı da yoktu. Kuzey Irak konusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti yapılmaması gereken en basit bir siyasi politikayı hayata geçirmiştir. Merhum Mustafa Kemal Atatürk, merhumun ifadesiyle "Eğer Allah ömrümü vefa ettirir ise bu iki bölgeyi (Adalar ve Musul) alacağım" demişti. Bilhassa Musul'un da Misak?ı Milli hudutları içerisinde olduğu bilinen bir gerçektir. Şimdi onun için geçmiş iktidarlar döneminde Türk milletinin, devletinin olmazsa olmazları vardı. O bölge hakkında kırmızı çizgileri vardı. Evet bugün bizim coğrafyamızda burası görülmüyor ama yüzde yüz coğrafyamızda olacak bir yerdir. Zaten buranın halkı Türkmendir. Bir Türkmen şehridir. Buna göre de planlar, programlar, stratejiler öteden beri geliştirilmiştir. İşte tam bu noktada Ak Partisi iktidarı ile birlikte bu anlayış taa okyanusun ötesinden gelen iradenin inisiyatifine terk ediliyor. O bölgede ne yapmak istedi ise "yapılması gereken husus budur" diye o okyanus ötesindeki iradeye Ak Partisi teslim oluyor, kırmızı çizgiler gidiyor, orada Türkmenlerin kanı, canı, malı, her şeyi ayaklar altına alınıyor. Mezarları değiştiriliyor. Mezar taşları ortadan kaldırılıyor. Nüfus bölgeleri, belgeleri, tapu kayıtları yok ediliyor. Yani olması ihtimalinin hiç düşünülmediği bir olay ile Türkmenler peşmergelerin saldırılarıyla karşı karşıya kalıyorlar. Şimdi maalesef kırmızı çizgiler gitti. Musul gitti. Türkmenler gitti. Hiç bir Türkmen davası kalmadı. Esasen burada da çok ciddi bir incelik var. Baştan beri Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu konuda hassas olup bir Türkmen, bir Kerkük davası güdemedi. Biz, Türkmenleri çok tedbirsiz yakalattık. Türkmenler bize çok güvendiler. Bu münasebetle de hepimizin bildiği olaylar oldu. Meşhur Türk şehri Kerkük, Kürt şehri olarak ilan edildi. Şu anda aynı hareket devam ediyor. Tamamen inisiyatif Kürtlerin eline geçmiştir. Barzani burasının, kurulacak olan Kürt federasyonunun başkenti olarak ilan edileceğini hemen hemen her yerde beyan etmektedir. Buranın bir Kürt şehri olduğunu deklere etmektedir. Böyle bir manzara ile iç içeyiz. ~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100