Bu haber kez okundu.

TRABZON ŞAHLANDI

Onbinlerce Trabzonlu hemşehrisi BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş'a sahip çıkarak, Atatürk meydanını tıklım tıklım doldurdu. Meydana sığmayan kalabalık parklara caddelere taştı

BTP'nin dev mitingler serisi Trabzon'la devam etti. İstanbul, Bursa ve Ankara'nın ardından dördüncüsü Trabzon'da gerçekleştirdi.
~|~












Yüce Türk milleti oyunları bozacak

Mitingde konuşan Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş çok önemli açıklamalarda bulundu. Partisinin kurulma aşamasındaki dedikodulara değinen BTP lideri Baş şöyle konuştu: "BTP kurulduğu gün bir dedikodu başladı. Bu partiyi derin devlet kurdurdu, asker kurdurdu. Bu devam etti. Sonunda BTP mayası tutunca, bu sefer de derin devlete, askere mesaj veriyorlar. Dün asker kurdurdu diyenler bugün şu mesajı veriyorlar: Sakın ha bununla beraber olmayın, bu tarikatçıdır. Bunu söyleyen mihraklara diyorum ki, siz dün mü doğru konuştunuz, bugün mü? Siz hiçbir zaman doğru konuşmadınız. Sizin maksadınız devlet ile milleti, sivil ile askeri karşı karşıya getirmek. Ama yüce Türk milleti sizin kurduğunuz planı, projeyi çok iyi biliyor ve kısmet olursa önümüzdeki seçimde bunun cevabını çok iyi verecektir. Biz elhamdülillah Müslümanız. Biz fundemantalist değil dindarız, şovenist değil milliyetçiyiz, vatanın, milletin, devletin, sivilin askerin, topyekun Türk milletinin sahibiyiz. Türk milletinin kendisiyiz."

Batı ile kan uyuşmazlığımız var
Gündemle ilgili çarpıcı tespitlerde bulunan Prof. Dr. Haydar Baş, AKP hükümetinin limanları Rumlara açma kararını şöyle değerlendirdi: "28 temmuz 2005'te Ek protokol'ü imzalayarak adanın tek sahibinin Rumlar olduğunu bu iktidar tanımıştır. AB diyor ki, 'sen bu sözleri verdin, imzayı attın. Madem Rum adanın tek sahibidir o halde limanlarını Rumlara açacaksın. Aksi halde seni AB'ye almamız mümkün değil.' Zaten baştan beri bizim ifadeye çalıştığımız husus, laik, demokratik, sosyal devletimizi, batının Avrupa Birliğine alması hiç ama hiç mümkün değildir. Hiç kimse rüya, hayal görmesin."

Prof. Dr. Baş, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne alınmayacağını ifade ederek, "20 yıl önce de diyordum. Şimdi de dile getiriyorum. Bizi bu birliğe almazlar. Çünkü bizim onlarla kan uyuşmazlığımız var. Medeniyet farklılığımız var. Sosyal yapılarımız çok farklı. Ne kültürümüz, ne siyasetimiz ne de medeniyetimiz birdir" diye konuştu.

Gücün buna yetmez sayın başbakan!
Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın açıklamalarına da değinen Prof. Dr. Haydar Baş, "İki limanımızı Başbakan Rum'a açıyor. Bu açılıştan hiç kimsenin haberi yok. Genelkurmay Başkanı 'Ben bu haberi televizyondan öğrendim' diyor. Aslında bu mesele 40 bin askeri olan Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı'na bildirilmez miydi? Bunun görüşü alınmaz mıydı? Elbette alınırdı. Büyükanıt paşa diyor ki, konu BM zemininde konuşulsun ve bütünsel bir çözüm olsun. Adil ve kalıcı bir çözüm bulunsun. Ama bu çözümler ne Rum'un, ne de hükümetin işine gelmez. Org. Yaşar Büyükanıt'ın görüşü neden sorulmadı? Büyükanıt paşanın vereceği cevap onların istediği cevap olmayacağı için sorulmadı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kendi ellerimizle Rum'a teslim ediyoruz."
"Bir tek limanın açılması bile KKTC'nin ilgası, Rum Kesimi'nin de tanınması anlamına gelir" diyen Baş şöyle devam etti:
"İki tane liman açılsa ne olur? Bir limanımızı bile açsak, KKTC'yi ilga eder, Rum'u tanımış oluruz. Bundan sonraki ikinci adım da adadan Türk askerlerinin çıkarılmasıdır.
Hiç kimse buna müsaade edemez. Sayın Başbakana buradan sesleniyorum: Gücün
buna yetmez sayın başbakan!"

Avrupa çifte standart uyguluyor
AB'nin Türkiye'ye dayattığı 301. madde tartışmalarına da değinen Baş, Batının bütün ülkelerinde, kendi ülke ve milletlerine hakaretin cezalandırıldığının altını çizdi. Polonya, İspanya, Danimarka, Almanya, Fransa ve İngiltere'deki uygulamaları ayrıntılı olarak anlatan ve hangi ülkede "ülkeyi hakarete, alenen tahkire" ne kadar ceza verildiğini anlatan Prof. Dr. Baş, "Batının bütün ülkelerinde hakaret suç sayılıyor ama bize gelince, halkımız, devletimiz tahkir edildiği zaman suç sayılmasın diyorlar. Avrupa çifte standardını burada da gösteriyor" diye konuştu.

Devlet?millet, sivil?asker kaynaşması
Türk milletinin 16 imparatorluk, yüze yakın devlet kurmuş bir millet olduğunu hatırlatan Baş şöyle devam etti: "Oynanan oyun, devletle milleti, siville askeri karşı karşıya getirme şeklindedir. BTP sahneye çıktığı günden bu yana bu oyuna dikkat çekiyor. Onlar da bu yüzden bize iftiralar atıyorlar. Ama yalancının mumu yatsıya kadar yanar. İftiralarında muvaffak olamayacaklardır. Laiklik ve irtica sürekli gündeme getiriliyor. Laik devlet aynı zamanda dindar milletinin dinini korumakla da mükelleftir. Türkiye, laik, sosyal, hukuk devletidir. BTP iktidarında biz her şeyi yerli yerine koyacağız. Millet? devlet, sivil?asker kaynaşmasını temin edeceğiz."

Ortaçağ Türklerin en parlak çağı
Prof. Dr. Haydar Baş, Başbakan Erdoğan'ın "Orta çağ kafalılar AB'ye karşı" sözlerine, oldukça ayrıntılı bir şekilde cevap verdi. "Sayın Başbakan AB politikasında iflas ettiği için ne dediğini şaşırdı" diyen Baş, Başbakan Erdoğan'ın vurgu yaptığı ortaçağ kafası ve kültürü nedir sorusuna geniş bir parantez açtı. Ortaçağ'da dünyada İslam medeniyeti ile Haçlı medeniyeti diye iki farklı medeniyetin bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Baş, Hun imparatoru Attila'nın Batı Roma imparatorluğunu yıkmasıyla başlayıp, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethiyle son bulan Ortaçağ'da İslam medeniyetinde yaşananları anlatarak, "Bu çağda Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v) dünyaya teşrif etti. Kabul etmiyor musun sayın Başbakan?" dedi.

Başbakan kimden yana?
Ortaçağ'da İslam dininin dünyanın dört bir yanına yayıldığını, Türklerin İslam'la buluştuğunu anlatan BTP lideri Baş, o tarihlerde yaşananları örnekleriyle tek tek sıraladı ve Ortaçağ'ın Türk İslam dünyası için nasıl bir anlam taşıdığını şöyle vurguladı: "Ortaçağ'ı başlatan da Türkler, sonuna mührü vuran da yine Türkler'dir. Sen kimden yanasın sayın Başbakan? Batı'nın Ortaçağı, İslam'ın en parlak çağıdır. Müslümanlar mimaride, musikide, fizikte, tıpta, matematiket, mühendislikte, astronomide, kısaca maddi bilimlerin tamamında, manevi bilimlerde en doruk noktaya ulaştıkları asırdır sayın Başbakan!"

Batı'nın karanlık çağı
Prof. Dr. Baş ardından da o tarihlerde engizisyon mahkemelerinin zulmü altında inim inim inleyen batı dünyasının ortaçağ fotoğrafını şöyle çıkardı: "O dönemde yalnız Portekiz'de engizisyon mahkemesinde 50 bin insan öldürülmüştür. Yine Avrupa'nın ortasında Müslüman ve Hıristiyan bilginlerinin tümünü kitaplarıyla yakan papazlar ve keşişler, aynı yıllarda keşfettikleri Amerika'da Maya, Astek ve İnka uygarlıklarını yok etmişlerdir."
Prof. Baş Başbakan Erdoğan'a şöyle seslendi: Sayın Başbakan diyor ki, 'AB'ye karşı olanlar ortaçağ zihniyetindedir.' Sayın Başbakan bu milletin yüzde 70 AB'ye karşı."

Türkiye'nin yüzde 99.9'u Müslüman'dır
Başbakan Erdoğan'ın Papa 16. Benediktus'u uçakta karşılarken sarfettiği "Türkiye'nin yüzde 95'i Müslümandır" ifadesini hatırlatan Baş, "bu milletin yüzde 99.9'u Müslüman'dır. Bunu iyice kafanıza yerleştirin" dedi. Yine Başbakan Erdoğan'ın öncülüğünü yürüttüğü Medeniyetler İttifakı konusuna da değinen Baş şunları söyledi: "Medeniyetler İttifakını İstanbul'da değil, Afganistan'da, Bosna'da yap. Filistin'de yap, Lübnan'da yap. Dinler arası diyalogla bizi uyuşturmaya çalışıyorlar. Hiçbirinin birbirinden alacağı kaide, kural yoktur. Sen kimin adına konuşuyorsun? İslam adına konuşurken İslamı biliyor musun? Hıristiyanlığın teslisinden neyi çıkarıp da Müslüman tevhidini koyuyorsun? Bunların karşısında dim dik ayakta durmaya var mısınız?"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100