Bu haber kez okundu.

Türkiye MEM'le kalkınır
BTP Lideri, ülkemizde sadece piyasaların değil, üretimin ana kollarından tarımın, hayvancılığın, ormancılığın ve denizciliğin de acil çözüme ihtiyacı olduğunu vurguladı. ~|~

 



Ülkemizde sadece piyasaların değil, üretimin ana kollarından tarımın, hayvancılığın, ormancılığın ve denizciliğin de acil çözüme ihtiyacı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Haydar Baş, "Tarım, hayvancılık, ormancılık, denizcilik ve madenler Milli Ekonomi Modeli'nde devletin kaynaklarıdır" dedi.

 

MİLLİ EKONOMİ MODELİ'NİN KALKINMA PLANI

TARIM
Dünyanın kendi kendine yeten 7 tarım ülkesinden biri olan Türkiye'nin geldiği nokta içler acısıdır. Tarım, gerek beslenme ve sanayi bakımından gerekse 27 milyon insanın geçimini sağlaması bakımından hayati bir sektördür. Hem ekonomi için bir kaynaktır, hem istihdam sahasıdır, hem de beslenme için hayati önemdedir.
Bugün tarım kesimine verilen destekler kaldırılmış, hatta pek çok ürüne tahditler getirilmiştir. Tütün, buğday, şeker pancarı, çay, mısır vs. ürünlerin ekimi bitme noktasındadır. Öte yandan ithal ürünlere uygulanan gümrük duvarlarının aşağıya çekilmesi sonucu ülkemizde tarım tamamıyla bitirilmiştir.
AB direktifleri ile hazırlanan 2013 stratejik kalkınma programı çerçevesinde 10 milyona yakın kişinin tarım sahasından çıkarılması hesaplanmaktadır. Oysa 2006 yılında AB bütçesinin % 50,3'ü tarıma ayrılmıştır. 56,3 milyar euro ayrılmıştır. ABD'de ise tarıma ayrılan bütçe 2006 yılında 95.712 milyar dolardır. Bizde ise tarıma ayrılan miktar 5 katrilyon TL civarındadır.
Stratejik bir sektör olarak ülkelerin bağımsız olmaları için kendi kendine yetebilmeleri hayati önemdedir. Özellikle kalkınma yolundaki ülkelerde işsizliği önlemede son derece önemli olan tarım, dünya ticareti içerisinde ciddi bir paya sahiptir.

Türk tarımı uygulanan dışa bağımlı politikalarla
1 Yüksek maliyetler
2 Tarıma destek verilmemesi sonucu gün geçtikçe de kan kaybetmektedir.
Öyle ki 98 rakamlarına göre Türkiye'de tarım alanındaki istihdam toplam istihdamın % 45'ini teşkil ederken, bugün bu oran % 29'lara kadar gerilemiştir.
Tarım nüfusundaki azalma, dengesiz göçü ve işsizliği de beraberinde getirmektedir. Üründe devlet desteği hububat, şeker pancarı, tütün ve çay ile sınırlandırılırken, tarım satış kooperatiflerine verilen hazine yardımı tamamen kaldırılmıştır.
Pamuk, üzüm, incir, buğday, fındık, zeytin ve kiraz gibi ürünlerin yetiştirilmesi artan maliyetler nedeniyle her geçen yıl zorlaşmaktadır. Elde edilen ürüne ise pazarda alıcı bulmak nerede ise imkansızdır. Bu şartlarda tarımla uğraşmayı bırakan çiftçilerimiz topraklarını işe yaramıyor gerekçesiyle yabancılara satmaktadır.

Tarımdaki sıkıntılar nasıl halledilir?
Milli Ekonomi Modeli'nde tarımla ilgili çok önemli reformlarımız mevcuttur.
Tarım kendi kendine yeter hale gelecektir.
? Bunun için IMF ve Dünya Bankası talepleri ile konulan tüm tahditler kaldırılacaktır.
? Tarım kesimi istediği ürünü istediği kadar üretecektir.
? Yine çiftçiye tohumunu torağa atmadan 6 ay evvelinden elde edeceği gelirin tahmini değerinin % 50'si avans olarak verilecektir.
? Çiftçilere 0 faizli uzun vadeli kredi imkanı sağlanacaktır
? Her ürün için devlet desteği verilecektir.
? Devlet topraklarını çiftçisine sembolik ücretler karşılığı uzun vadeli kiralayacaktır.
? Ürünlerin fiyatı kooperatif ve müstahsil tarafından belirlenecektir.
? Devlet ürüne pazar garantisi verecektir.
? Çiftçilere sosyal güvenlik ve emeklilik hakkı sağlanacaktır.
? Ürünler ücretsiz sigortalanacaktır.
? Tarımla uğraşan insanlar ücretsiz olarak sigortalanacaktır.
? Çiftçinin traktörü ve yakıtı vergisiz satılmalıdır. Örneğin mazot 75 kuruş olmalıdır.

HAYVANCILIK
Hayvancılık konusunda da aynı sıkıntılar vardır. Hayvan yetiştirilmesinde ciddi bir gerileme gözlenmektedir. Türk İstatistik Kurumu'nun verilerine göre 1980'lerin başında 16 milyon olan sığır adedi 2007 yılında 4 milyon civarına geriledi. Koyun varlığımız ise, 1995 yılında 34 milyon iken 2007'de bu rakam 7 milyona indi. Özelleştirme kapsamında devlete ait yem sanayi YEM?SAN, Türkiye Süt Endüstrisi, Et ve Balık Kurumu özelleştirilerek küçük ve orta boy çiftçiler başta olmak üzere üretici sahipsiz bırakılmıştır.
Hayvancılıkta Milli Ekonomi Modeli'nin çözümleri:
? Hayvancılıkla uğraşanlara sıfır faizli kredi sağlanacak.
? Üreticilere yem desteği verilecek.
? Hayvancılık sektöründe yüksek fiyat garantisi verilecek.
? Elektrik ücretleri BEDAVA olacak, soğuk hava depoları oluşturulacak.
? Gümrük duvarları ile et ithalatının önü kesilecek.
? Damızlık hayvan tedariki için merkezler oluşturulacak.
? Hayvan hastalıklarına karşı özel bir birim oluşturulacak.
? Üreticiye doğrudan gelir desteği verilecek, geçimleri garanti altına alınacak.
? Hayvanlar ücretsiz sigortalı yapılacak.
? Hayvan yetiştiricileri ücretsiz sigortalı yapılacak.

DENİZCİLİK
Su ürünlerinin ekonomideki yeri % 4? 5'ler seviyesindedir. Türkiye yılda 130 bin ton ile dünya balık üretiminde 35. sırada. Dünyanın 2030'da 160 milyon ton balık ihtiyacı var. Bu pazar iyi değerlendirilmelidir.
İhtiyaç duyulan finansman desteği devlet tarafından sağlanacaktır. Devlet tarafından ucuz mazot desteği verilecektir. Soğuk hava depoları temin edilecektir. Deniz ürünlerine dayalı sanayi geliştirilecektir

ORMANCILIK
Milli Ekonomi Modeli'nde ormancılık ve ona bağlı sanayi kolları desteklenmelidir. Orman topraktan yetişen ve dışarıdan herhangi bir şey ithal etmeden katma değer üretebileceğimiz bir alandır. Gerek tarım, gerek hayvancılık, ormancılık ve denizcilik bize ciddi hammadde ve gelir sağlayacak sektörlerdir.

MADENCİLİK
İyi değerlendirildiğinde önemli bir gelir kaynağı olacak bir sahada madenciliktir. Türkiye'de üretimi yapılabilecek nitelik ve nicelikte 50 çeşit maden vardır. Dünya bor rezervlerinin % 67'si Türkiye'dedir. Bilinen altın rezervleri bakımından dünya 2'cisiyiz. Çekilen uydu fotoğrafları göstermektedir ki, bilhassa 5000 metreden sonra yoğun petrol yatakları vardır. Tüm bunların değerlendirilmesi yerine özellikle son dönemde hükümet politikası olarak maden yataklarımız yabancı şirketlere kiraya verilmekte önemli yataklara sahip bölge toprakları yabancılara satılmaktadır.
Türkiye'de ham olarak yer altında bulunan maden miktarımız 3,5 katrilyon dolar civarındadır. Bu madenlerin işletilmesi halinde en az 50 katrilyon dolar bir değere sahip olur ki, bu kadar değer sadece Türkiye'yi değil, dünya insanlığının tamamını kıyamet sabahına kadar bakabilecek bir kıymettedir. Madenler stratejik önemli dikkate alınarak devlet?millet ortaklığı ile işletilecektir.
Tezimizde devletin gelir kaynakları konusu da ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Tüm projelerimiz için gerekli finansmanı nereden bulacağımız konusu akla gelebilir. Bize göre devletin gelir kaynakları sadece vergiler değildir.
Vergilerin yanı sıra, senyoraj hakkının devreye konması ile elde edilecek gelirler ve madenlerin devlet?millet ortaklığı ile işletilmesinden elde edilecek gelir her türlü projemizin hayata geçmesi için gerekli finansmanı sağlayacaktır.
Ve yine belirtelim ki, devletin gider kalemlerinde faizle dışarıdan alınan borçların olmaması da elde edilen paranın tamamının millete hizmet olarak kalması demektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100