Türk ordusu, PKK’nın uzantısı olan PYD unsurlarına karşı hava operasyonu düzenledi.  Irak’ın Şengal ve Suriye’nin Karaçok bölgelerinde 25 Nisan’da gerçekleştirilen hava operasyonu sonrası hem ABD, hem de Rusya’dan tepki geldi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, Irak ve Suriye’deki hava saldırılarını ‘kabul edilemez’ olarak gördüklerini ifade ederken, hükümetler arasındaki ilişkilerin temel prensiplerinin ihlâl edildiği iddia vurgulandı.
Benzer bir tepki ise ABD’den geldi. ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun sözcüsü Albay John Dorrian da Pentagon’dan yaptığı açıklamada “hava saldırısının kendilerine bildirilmediğini ve bunun bir müttefikten beklenen bir durum olmadığını” söyledi.
Rusya’nın ve ABD’nin tepkisinin sebepleri meçhul değil. Zira Türk ordusu, ABD ve Rusya tarafından desteklenen unsurlara saldırdı. Amerikan askerleri omuzlarında açıkça YPG arması taşıyorlar. Rusya, PYD’nin Moskova’da temsilcilik açmasına izin verdi.
Türk ordusu, “dünyaya yön veren” iki süper gücün desteklediği PYD’ye bomba yağdırarak, ülkesinin güvenliği için her türlü riski göze alacağını deklere etmiş oldu.
Bombalanan PYD militanlarının 10 km yakınında Amerikan askerlerinin bulunduğunu ve kısa zaman önce Amerikan askerlerinin YPG’li terör gruplarına eğitim verdiği, YPG binalarından Amerikan bayrakları dalgalandığı hatırladığında durumun hangi noktaya varacağı açıkça belli oluyor.  
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “bir gece ansızın gelebiliriz” diyerek, hava operasyonlarının kara harekâtı şeklinde devem edebileceğinin sinyalini de veriyor.
Oysa ABD ve Rusya, IŞİD’in Rakka’dan temizlenmesi için PYD’nin kullanılması konusunda anlaşma sağlamış durumda. Bu operasyonda Türkiye istenmiyor. 
Oysa Türkiye, “nedendir bilinmez!”, Rakka’da hem de en ön cephede olmak için yoğun diplomasi savaşı veriyor.
Erdoğan, açıkça söylüyor:
“Yani biz koskoca Amerika, bu kadar koalisyon güçleri ve Türkiye, biz el ele verelim, Rakka'yı DEAŞ'a mezar ederiz. Bunlar kendilerine kaçacak delik ararlar. Aynı şekilde Musul, aynı şekilde El Ambar, buralarda da bu mücadeleyi sürdürelim. Eğer bunu Irak'ta kendi hallerine bırakacak olursak sürekli kurban vermeye devam ederiz.”
Yani Rakka’da, Musul’da, El Ambar’da, IŞİD’in olduğu her yerde açılacak cephede mutlaka bulunmak istiyoruz.
Türk askerinin IŞİD’e karşı verilecek ve aylar sürecek bir savaşta “mutlaka yer almasının” ülke menfaatlerine ne gibi faydası var bilemem.
Bildiğim bir şey var ki, o da ABD ve Rusya’nın Suriye ve Irak’ta, Türkiye’ye karşı çok daha keskin bir şekilde yakınlaşma ve pazarlık sürecine girdiği.
Bu konuda önümüzdeki günlerde bu iki ülke tarafından atılan adımlar, hayli moralimizi bozacak boyutta olabilir.
Benden söylemesi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.