Onbir ayın sultanı, rahmet ve bereket ayı Ramazan’ın yine hızlı bir şekilde sonuna geldik. Cenab-ı Hak tuttuğumuz oruçları, kıldığımız namazları, okuduğumuz Kur’an’ı, yaptığımız tüm ibadetleri, hayır hasenatı makbul eylesin. Ve nice Ramazanlara, sevdiği kullarla birlikte kavuşmayı cümlemize nasip eylesin.
Öyle ki geçtiğimiz yıl Ramazan bayramında bir ve beraber olduğumuz, bayramlaştığımız, kucaklaştığımız dostlarımızın bazısı şimdi aramızda değil…
İnanıyoruz ki onlar en güzel şekilde kulluklarını yerine getirdiler, Allah’ın dostlarını yalnız bırakmadılar, gece ve gündüz yılmadan Allah’ın rızası için mücadele ettiler ve Şehitlik Tepesi’ndeki yerlerine yerleştiler, kendilerine tahsis edilen ilahi güzelliklere kavuştular.
Cenab-ı Hak bizlere de güzelliklerini nasip eylesin, dostlarının yolundan ayırmasın. Kadir gecesi hürmetine, içinde bulunduğumuz rahmet ayı hürmetine…
Allah’ın Resulü (s.a.v.) her fırsatta dünyanın geçiciliğinden bahsediyor. Bir damlaya nispetle derya ne ise ahirette dünyaya nispetl odur diyor, o peşinde büyük hırslarla koştuğumuz dünyanın ne olduğunu bizlere hatırlatarak… Bütün zamanını sınırlı ihtiyaçlarımız için azık toplamaya ayırdığımız dünya hayatının geçiciliğini ifade edip, sonsuz bir hayata azık biriktirmemiz gerektiğini vurgulayarak…
O, O’nun Ehl-i Beyti ve de onların yolundan yürüyen gerçek salih kulların dostluğu, yoldaşlığı, kılavuzluğu ne güzeldir bu geçici dünya hayatında… Gerçek dostluk nefsini aşamayanla değil, terbiye edenle yapılır. O’nun yönü Hak’tır ve O ancak Hakk’a götürür. O’nun sözü kendisinden değildir, O bir ney gibidir der arifler, o neyi üfleyen, mutlak dost olan Allah’tır.
İslam aşk dinidir, aşkla yapılan ibadet bir yük değil, kulun Hakk’a vuslatında burağıdır der, Hak dostları… Aşk ehlinin ibadeti tarifi de bizimkilere benzemez, onlara göre ibadet Allah’a kavuşmanın yoludur, O’nunla buluşma anıdır, O’nunla sohbettir, O’na niyazdır.
Bir savaşta İmam Ali (a.s.) Efendimizin ayağına ok saplanır. Derler ki “Ne yapalım ya Emirel Müminin?” 
“Namaza durayım o zaman çıkartın” der. Namaza durur ve çıkartırlar, İmam Ali namazını bitirince sorar “çıkardınız mı?” Yanındakiler şaşkın bir şekilde “Çıkardık ya Emirel Mü’minin, hissetmediniz mi?” diye sorarlar. “Hayır” der İmam ve dudaklarından şu veciz cümleler dökülür: “Kuş kafesten çıktıktan sonra kafesi parçalasanız ne fayda?”
Dilerseniz Hak dostlarının menbaı Ehl-i Beyt’in büyük imamlarının ifadeleriyle Ramazan’a, oruca, Kadir Gecesi’ne, Kur’an’a, ibadete, kulluğa bir kez daha bakalım.
İmam Bakır (a.s): “Her şeyin bir baharı vardır, Kur’an’ın baharı da Ramazan ayıdır.”
Resulullah (s.a.v): “İnsan, Ramazan ayının faziletini bilseydi, yılın hepsinin Ramazan olmasını isterdi.”
İmam Sadık (a.s): “En faziletli cihad sıcak havada oruç tutmaktır.”
İmam Sadık (a.s): “Kim Ramazan ayında Kur’an’dan bir ayet okursa, diğer aylarda Kur’an hatmeden kimse gibidir.”
Resulullah (s.a.v): “Cennet, her yıl Ramazan ayının gelişiyle süslenip ziynetlenir.“
İmam Sadık (a.s): “İnsanın başına bir bela geldiği zaman oruç tutsun.”
Resulullah (s.a.v): “Cennet dört kişinin özlemini çeker, biri de Ramazan ayında oruç tutandır.”
İmam Bakır (a.s): “Ramazan ayının diğer aylara üstünlüğü Resulullah’ın diğer peygamberlere üstünlüğü gibidir.”
Resulullah (s.a.v): “Ramazan ayı öyle bir aydır ki, başlangıcı rahmet, ortası mağfiret ve sonu Cehennem ateşinden kurtulmadır.“
İmam Ali (a.s): “Oruç, kul ile Yaradanı arasında bir ibadettir, Allah’tan başka kimse onu bilemez.”
Resulullah (s.a.v): “Oruç, cehennem ateşinden koruyan bir siperdir (kalkandır).”
Resulullah (s.a.v): “Oruç tutanın uykusu ibadet, susması tesbih, ameli kabul ve duası müstecab olur.”
İmam Sadik (a.s): “Oruç tutan her mu’min sahur ve iftar vakitlerinde Kadir suresini okursa, bu iki vakit arasında Allah yolunda canını veren kimse gibidir.“
Hz. Fatıma (a.s): “Allah, orucu ihlâsı sağlamlaştırmak için farz kılmıştır.”
Resulullah (s.a.v): “Bu ay Ramazan diye adlandırıldı; çünkü bu ay günahları temizler.”
Yazımızı, Hakk’a yolculuğun şifrelerinin anlatıldığı Makalat, Mektubat, İslam’da Zikir, İman ve İnsan ve Ehl-i Beyt Külliyatı gibi muhteşem eserlerin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş’ın bir bayram mesajında yaptığı şu uyarılarla bitirelim: “Bir yanda yeryüzünün tüm zenginliklerini elinde tutan birkaç aile, diğer yanda nedeni sadece nefsî ihtiraslar olan açlık ve sefalet… Bu tablo; Ehl-i Beyt mantığında yaşanmayan İslam anlayışının ve Batı’ya râm olan Müslümanların hali… Ne kadar acı… Günden güne Rabbinden uzaklaşan, nereden gelip nereye gideceğini unutan, hesap şuurunu yitiren insanımız ve insanlık bu kötü kaderi esasen eliyle yazıyor. Zira Hz. Peygamber dönemindeki adil paylaşımı da, veren el olmayı da başarabiliriz. Ancak o zaman birilerinin hesapları bozulacağı için bu bereket, huzur ve dua kapısı her zaman kilitli tutulmaya çalışılıyor…”
Geçici dünya hayatı, ancak bu kilit açılarak cennete döner, ahirette bize rahmet kapılarınının açılmasını sağlayan bir tarla olur.
Cenab-ı Hak İslam’ı Ehl-i Beyt’in anlayışıyla 
yaşamayı nasip eylesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.