Onbir ayın sultanı, rahmet ve bereket ayı, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni içinde barındıran mübarek Ramazan ayına ulaştık. Hz. Peygamber (s.a.v.), Müslümanların Ramazan ayına ulaşmayı arzulamasını bizzat yaptığı şu dua ile istemektedir: “Allahım Recep ve Şaban aylarını hakkımızda mübarek eyle bizi Ramazana ulaştır.” (Taberani, el Mu’cemul Evsat, IV, 189.)
Cenab-ı Hak kadrini kıymetini bilmemizi ve hakkıyla idrak edebilmemizi nasip eylesin.
Ramazan ayı Müslümanlar için büyük bir fırsattır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde, “Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.” (Müslim, Sıyam 2, 1079) buyurmaktadır.
Ramazan “oruç ayıdır, “Kur’an ayıdır.” Cenab-ı Hak, bu ayla ilgili şöyle buyurmaktadır:
“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden her kim bu ayda bulunursa oruç tutsun. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.” (Bakara suresi, 185)
Ramazan ayında oruç tutmak farzdır. Hatta öyle ki ayette belirtilen mazeretlerden ötürü tutamayanların Ramazan dışında tutamadığı günleri mutlaka kaza etmesi istenmektedir.
Hz. Peygamber (s.a.v.), “Mübarek Ramazan ayı size geldi. Yüce Allah bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı.” (Nesai, Sıyam,5) buyurmaktadır.
Oruç tutmanın fazileti büyüktür. Cenab-ı Hak oruç tutanlarla ilgili şöyle buyurmaktadır: “…oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzab suresi, 35)
Hz. Peygamber (s.a.v.), “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları affolunur.” (Buhari, İman, 28) buyurmaktadır.
Ramazan ayının gecelerini teravih namazları süsler.
Hz. Peygamber (s.a.v.) “Kim Ramazan’ın faziletine inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek teravih namazını kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, İman,  37) ; Müslim, Müsâfirîn 173, 174), “Allâhu Teâlâ Ramazan’da orucu farz kıldı, ben de (terâvîh) namazını sünnet kıldım.” (İbn-i Mâce, Salât, 173) buyurmuşlardır.
Oruçta sahurun ayrı bir önemi vardır, sahursuz oruç tavsiye edilmemektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Bizim orucumuzla Ehl-i kitabın orucunu ayıran (şey) sahur yemeğidir.” (Müslim, Sıyam, 46) buyurmaktadır.
Ramazan’da Kur’an okumak Allah Rasulü’nün sünnetidir.  “Hz. Peygamber her Ramazan ayında o zamana kadar indirilmiş bulunan sureleri Cebrail ile mukabele ederek Kur’an’ı hatmederdi. Vefat edeceği Ramazan’da Kur’an’ı iki defa hatmetti.” (Buhari, Fedailul Kur’an, 7)
Kur’an okumanın fazileti büyüktür. Hz. Peygamber bir hadislerinde, “Bir gecede 10 âyet okuyan gafillerden sayılmaz.” (Hakim, 1/555); başka bir hadislerinde ise “Bir gecede 100 âyet okuyan âbid olarak yazılır.” (Hakim, 1/308) buyurmuşlardır.
Ramazan ayı içinde bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’ni barındırmaktadır. Bu gece, Kur’an’ın Cebrail (a.s.) vasıtasıyla Hz. Peygambere vahyedilmeye başlandığı gecedir.
Cenab-ı Hak Kadir Gecesi’nin faziletiyle ilgili şöyle buyurmaktadır: “Biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi indirdik. Kadir Gecesi nedir, bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Ruh, onda (o gecede) Rablerinin izniyle herbir emir için inerler. Tam bir esenliktir o gece, tâ tan yeri ağarıncaya kadar.” (Kadîr sûresi, 1-5)
Hz. Peygamber (s.a.v.) bu gecenin ihyasıyla ilgili şöyle buyurmaktadır: “Kadir Gecesi’ni, kim sevabına inanıp onu kazanmak ümidiyle ihya ederse, geçmiş günahları affedilir.” (Müslim, Müsafirin 174, (769); Ebu Davud, Salat 318, (1371); Tirmizi, Savm, 83)
Ramazan ayı aynı zamanda “zekât” ve “sadaka-i fıtır” ayıdır.
Zekât, belirli bir miktarın üzerinde mala ve paraya sahip olan her Müslümana farzdır. En düşüğü malın kırkta biridir. Bir Müslüman bundan fazlasını vermeye gayret etmelidir.
Ehl-i Beyt’in hayatında zekât, ihtiyacından fazlasını Allah yolunda vermek olarak yaşanmıştır. Hatta Ebrar ayetlerinde anlatıldığı gibi Ehl-i Beyt ihtiyacı olanı da vermiştir.
Cenab-ı Hak Kur’anda zekâtla ilgili şöyle buyurmaktadır: “Namazı tam kılın, zekâtı hakkıyla verin, rükû edenlerle beraber rükû edin.” (Bakara, 43)
Zekât, rastgele bir sadaka değildir. Hesapla yapılması gerekmektedir ve maalesef bugünün Müslümanları tam olarak zekâtlarını vermemektedir. Bu sebeple bu hesabı, mutlaka bilenlerle beraber yapmak gerekmektedir. Unutmayalım ki malımızın zekât verilecek kısmı bize ait değildir. Zekât Allah rızası için, Allah’ın dediği kimselere, Allah’ın belirttiği ölçüde verilmesi farzdır. Malın temizliğidir. Zekâtı Ramazanda vermek şart olmasa da faziletinden istifade etmek için bu ayda verilmesi tavsiye edilmektedir, daha faziletlidir.
Sadaka-i fıtır ise Ramazan’da verilmesi gerekmektedir. Fıtır sadakası zengin, fakir, çocuk yaşlı fark etmez herkes için verilmesi vaciptir. “Hz. Peygamber, fitrenin, insanlar Bayram Namazı’na çıkmadan önce verilmesini emretmiştir” (Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, IV, 183)
Yazımızı Prof. Dr. Haydar Baş’ın şu sözleriyle bitirelim:
“Allah’ın rızasını umarak oruçlarımızı tutacağımız, kurtuluş yoluna götüren Kur’an-ı Kerim’i hatim edeceğimiz manevi bir iklimi yaşamaya başlıyoruz. ‘Ben insanları ve cinleri ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım’ buyuran Cenab-ı Hakk’ın yaradılış gayesine uygun ibadet şuurunu kazanmanın en güzel vesilesidir Ramazan ayı.
Gayemiz, Allah’a varmak ise bunun yolu ayet ve hadislerde beyan edildiği şekilde yaşamakla olacaktır. İdrak etmeye başladığımız Ramazan ayı, tutulan oruçlar, kılınan teravihler ve diğer ibadetler ile salih amellere yapışarak Rıza-i Bari’i kazanacağımız özel bir zaman dilimidir. Allah hakkıyla istifadeyi nasip eylesin.” Âmin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.